30 Yıllık Bir Efsane: Uzay Mekiği

0

Blogger Özlem Şencan tarafından Özlem Şencan Blog’da yayınlamak ğzere hazırladığı ve sizlerinde ilgisini çekeceğini düşündüğümüz bir dosyayı sizlerle paylaşıyoruz; 30 Yıllık Bir Efsane: Uzay Mekiği

30 yıl, 6 araç, 135 uzay görevi, 2 kaza.

Bu yazıda, bir dönemin insanlı uzay uçuşlarına damgasını vuran Uzay Mekiklerine göz atacağız.

Uzay Mekiği Atlantis, iniş takımları açılmış pozisyonda.

Yeni bir insanlı uzay aracı

Gemini ve Apollo projelerinin hemen ardından, NASA, yeniden kullanılabilir insanlı uzay araçları üretmek üzere bir proje başlattı. Bu proje, daha önceki (ve sonraki) uzay araçlarının hiçbirine benzemeyen bir tasarımla ortaya çıktı. Diğer tüm insanlı uzay araçları (Gemini, Apollo, Soyuz) kapsül şeklindeyken bu yeni seri tıpkı bir uçak gibi uzun ve kanatlı olacaktı. Diğer uzay araçları görevlerini tamamlayıp atmosfere yeniden girdiklerinde “düşerek” yere veya denize inerken, bu yeni araçlar tıpkı bir uçak gibi iniş pistine iniş yapacaklardı. Bu yeni serinin adının Uzay Mekiği (Space Shuttle) olmasına karar verildi.

Henüz Uzay Mekiği projesi başlamadan önce tasarlanan bir araç, Uzay Mekiği’nin ana hatlarını yansıtıyor.

Zamanın ABD Başkanı Richard Nixon’ın onayı ile 1972’de başlayan Uzay Mekiği projesi, ilk test uçuşu ile 1976 yılında fiilen hayata geçti. İlk üretilen Mekik’in adının Constitution (Anayasa) olması planlanıyordu ama Uzay Yolu (Star Trek) dizisi hayranlarının başlattığı kampanya sonucunda serinin ilk aracının adı, Enterprise (Atılgan) olarak değiştirildi. Bu ilk araç, ana motorları ve ısı kalkanı olmadan üretildiği için uzay uçuşlarına uygun değildi. Bu yüzden Enterprise sadece test uçuşu için kullanıldı.

Enterprise, test uçuşu mürettebatıyla birlikte ilk kez sergileniyor, 1976.

Uzay Mekiklerinin ilk uçuşları

Uzay Mekiği uçuşları STS (Space Transportation System) kısaltması ile belirtiliyordu. Enterprise’ın test uçuşlarının ardından, 12 Nisan 1981’de, Uzay Mekiklerinin ilk resmi uzay uçuşu olan STS-1, Uzay Mekiği Columbia’ya düştü. İlk tamamıyla işlevsel uzay mekiği olan Columbia, Uzay Mekiklerinin ilk 5 uçuşunu gerçekleştirdi. Bu 5 uçuşun ilk 4’ü, ar-ge uçuşuydu. Mürettebat iki kişiden oluşuyordu ve görevler, aracın kalkış inişini test etmek ve aksamlarının ve Canadarm gibi eklentilerinin düzgün çalışıp çalışmadığını anlamak üzerineydi. Columbia’nın 11 Kasım 1982’de gerçekleştirdiiği 5. uçuş ise 4 kişilik bir mürettebatla gerçekleştirildi ve bir ticari uyduyu yörüngeye yerleştirme görevini yerine getirdi.

STS-1, Uzay Mekiği Columbia’nın ilk uçuşu, 12 Nisan 1981.

Sonraki 3 Uzay Mekiği uçuşu ise, bir kısmımızın 80’li yıllardan adını anımsayacağı Uzay Mekiği Challenger ile yapıldı. Challenger, bu ilk 3 uçuşu sırasında yörüngeye 6 uydu yerleştirdi, Uzay Mekiği ile yapılan ilk uzay yürüyüşüne sahne oldu, uzaya giden ilk ABD’li kadın astronotu (Sally Ride) ve uzaya giden ilk Afrika kökenli Amerikan astronotu (Guion Bluford) taşıdı.

Uzay Mekiği Kazaları

Uzay Mekiği Challenger’ın 28 Ocak 1986 tarihinde havada infilak etmesi, tüm mürettebatın hayatını kaybetmesine yol açmıştı.

Yukarıda sözünü ettiğim bu ilk iki Uzay Mekiği, ilerleyen tarihlerde, ne yazık ki tüm mürettebatlarının ölümüne neden olan kazalar ile tarihe geçtiler. Challenger, 28 Ocak 1986 yılında, kalkışından 1 dakika 13 saniye sonra, katı yakıt iticilerinden birinde çıkan arıza nedeniyle infilak etti. Kaza esnasında hayatını kaybeden astronotlardan biri de uzaya giden ilk öğretmen olması planlanan Sosyal Bilgiler öğretmeni Christa McAuliffe’ydi.

STS-51L mürettebatı: Uzay Mekiği Challenger kazasında (1986) hayatını kaybeden astronotlar. (ön sıra) Michael J Smith, Dick Scobee, Ronald Mc Nair; (arka sıra) Ellison Onizuka, Christa McAuliffe, Gregory Jarvis, Judith Resnik

Columbia ise 16 Ocak 2003’te çıktığı, bir takım deneylerden oluşan iki haftalık STS-107 görevini tamamlayıp 1 Şubat 2003 günü Dünya’ya dönerken yakıt sarnıcından kopan bir parçanın aracın kanadına çarpması nedeniyle iniş esnasında infilak etti. Bu kazanın ertesinde, NASA, Uzay Mekiği uçuşlarına 2,5 yıl boyunca ara verdi.

STS-107 mürettebatı: Uzay Mekiği Columbia kazasında (2003) hayatını kaybeden astronotlar. David M Brown, Rick D Husband, Laurel Blair Salton Clark, Kalpana Chawla, Michael P Anderson, William C McCool, Ilan Ramon

Uzay Mekiği Filosu

Başlangıçta, Uzay Mekiği filosu 4 araçtan oluşuyordu. Columbia, Challenger, Discovery, Atlantis, Tüm bu adlar, denizcilik tarihinin ünlü gemilerinden geliyorlardı.

1986 yılındaki Challenger felaketinin ardından bir aracın daha üretilmesine karar verildi. Bu yeni mekiğin adı Endeavour olarak belirlendi. Bu mekik adlandırılırken,  İngiliz Kraliyet Donanması kaptanı James Cook’un, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın keşfine çıkarken kullandığı geminin adına ithafen, kelimenin Amerikan değil (Endeavor), İngiliz İngilizcesi’ndeki yazım şekli (Endeavour) kullanılmıştır. Bu kullanım, pek çok yerde karışıklık yaratmış, hatta zaman zaman NASA’ya ait alanlarda bile yanlış yazıma neden olmuştur.

Uzay Mekiğinin belli başlı eklentileri

Uzay Mekiği kalkışa hazır bir şekilde fırlatma rampasında beklerken büyük bir yakıt sarnıcına bağlıdır. Bu yakıt sarnıcının içinde sıvı hidrojen ve sıvı oksijen bulunur. Ayrıca yakıt sarnıcının iki yanında, katı yakıt iticileri yer almaktadır. Bu aksamlar, Uzay Mekiği’nin kalkışı ve yörüngeye oturması için gereken itiş gücünü sağlarlar. İşlevleri sonlandığında, Mekikten ayrılarak Dünya’ya düşerler. Katı yakıt iticileri yeniden kullanılabilir ama yakıt tankı tek kullanımlık olarak tasarlanmıştır.

Uzay Mekiklerinin, insan ve yük (uydu, kargo, uzay teleskobu) taşıma aracı olarak kullanılmalarının yanı sıra laboratuvar işlevleri de vardı. Spacelab ve Spacehab adlı laboratuvar modülleri, Mekik’in kargo bölümünde taşınabiliyor ve düşük yer çekiminde yapılması planlanan deneylere ev sahipliği yapabiliyordu.

Ayrıca Uzay Mekiklerinin kargo bölümünde bulunan ve Kanada Uzay Ajansı yapımı robotik bir kol olan Canadarm, bir uyduyu uzaya bırakabiliyor, uzayda yakalayabiliyor, tamir edebiliyor ve uzay yürüyüşü yapan astronotlar için hareketli bir basamak olarak kullanılabiliyordu. Bunların yanı sıra, kargo bölümünde bulunan raylar üzerinde hareket edebilen Canadarm’ın taşıdığı kamera ile, Mekik’in herhangi bir yerinde bir arıza olup olmadığı kontrol edilebiliyordu. Columbia kazasının ardından, Canadarm bu iş için bütün uzay mekiği uçuşlarında kullanıldı.

Kanada Uzay Ajansı yapımı robotik kol Canadarm, Hubble Uzay Teleskobu’nun bakım ve onarımı için uzay yürüyüşü yapan bir astronota destek oluyor.

Uzay Mekiğinin önemli görevleri

Uzay Mekiklerinin gerçekleştirdiği uçuşlardan bazıları, taşıdıkları önem dolayısıyla hafızalara kazınmıştır. Öreğin, 5 Mayıs 1989 yılında, Uzay Mekiği Atlantis, Magellan adlı uzay aracını, Venüs’ün yörüngesine olan yolculuğu için uzaya bıraktı. Bu uzay aracı, Venüs gezegeninin yüzeyi ve atmosferine dair birçok veri sağladıktan sonra, Ekim 1994’te Venüs’ün atmosferine girerek görevine son verdi.

Magellan uzay aracı, Uzay Mekiği Atlantis tarafından uzaya bırakılmak üzere.

Ekim 1989’da, yine Atlantis, bu kez Jüpiter’in yörüngesine girecek olan uzay aracı Galileo’yu uzaya bıraktı. Jüpiter’in yörüngesine 1995 yılında ulaşan Galileo uzay aracı, 2003 yılına dek Jüpiter ve uydularından veri toplamış ve Dünya’ya yollamıştır.

Jüpiter’in keşfi için gönerilen uzay aracı Galileo yapım aşamasındayken, 1982.

24 Nisan 1990’da Uzay Mekiği Discovery, Hubble Uzay Teleskobu’nu taşıdı ve yörüngeye yerleştirdi. Uzayda tamir edilmeye uygun bir şekilde tasarlanan Hubble Teleskobu’nun yörüngeye oturtulmasının ardından Uzay Mekikleri Endeavour, Discovery ve Columbia’nın toplam 5 uçuş yaparak taşıdıkları astronotlar, teleskobun tamir ve bakım işlerini yaptılar.

Hubble Uzay Teleskobu, Uzay Mekiği Discovery’ye bağlı olan Canadarm tarafından yörüngeye bırakılıyor, 25 Nisan 1990.

Hubble Uzay Teleskobu bugün hala çalışır durumdadır. Astronomi alanında bir çok önemli keşfin yapılmasına vesile olan Hubble Teleskobu, aynı zamanda Dünya’ya, galaksilerarası uzaya dair göz alıcı fotoğraflar göndererek Evren’in güzelliğini, biz sıradan insanların da görüp takdir edebilmesine yardımcı olmuştur.

Kartal Bulutsusu(nebula)’nda yıldız oluşumuna neden olan kozmik bulutların fotoğraflandığı bu görselin adı: Yaradılış Sütunları (Pillars of Creation) Hubble Uzay Teleskobu’nun en ünlü fotoğraflarından biri, 2014.

Bakmaya doyamadığımız Hubble görüntülerinden birini daha paylaşırken bir yan bilgi daha verelim. Hubble Uzay Teleskobu’nun, uzaya bırakılıp çalışmaya başlamasından kısa bir süre sonra, bilim insanları, teleskobun ilettiği görüntülerde bir sorun olduğunu fark ettiler. Teleskobun içindeki aynaların yerleştirilmesindeki milimetrik bir hata, görüntülerin odaksız olmasına yol açıyordu. Bunun üzerine NASA, yukarıda bahsettiğimiz 5 Uzay Mekiği görevi planladı. Bu görevler, esnasında astronotlar, uzun ve zahmetli uzay yürüyüşleri yaparak Hubble Uzay Teleskobu’nun arızasını giderip bakımını yaptılar.

“Galaksilerden Oluşan Bir Gül” Hubble Uzay Teleskobu’nun, 2011 yılında UGC 1810 ve UGC 1813 adlı galaksileri fotoğrafladığı bu görselin adı. (A Rose Made of Galaxies)

1991 yılında Uzay Mekiği Atlantis, Compton Gamma Işını Gözlemevi’ni yörüngeye yerleştirdi. Bu gözlemevi, 2000 yılına dek Gamma ışını astronomisi alanında veriler sağladı.

1995 yılında, ilk kez bir Amerikan uzay aracı (Uzay Mekiği Atlantis), Rus uzay istasyonu Mir’e kenetlendi. Soğuk Savaş boyunca uzay yarışında birbirine rakip olmuş olan iki ülke, Sovyetler Biliği’nin yaşadığı rejim değişikliğinin ardından böylece birbirlerine uzay araçlarının kapılarını açmaya başladılar.

Uzay Mekiği Atlantis, Mir Uzay İstasyonu’na kenetlenmiş, 1995.

4 Aralık 1998 günü, Uluslararası Uzay İstasyonu’nun ilk ABD modülü olan Unity, yaklaşık iki hafta önce yörüngeye yerleştirilmiş olan ilk Rus modülü Zarya’ya kenetlendi ve böylece 15 ülkenin ortak çalışması olacak olan Uluslararası Uzay İstasyonu’nun inşasına başlanmış oldu.

Uzay Mekiği Endeavour’a bağlı olan Unity modülü, Mekik’te bulunan robotik kol Canadarm’ın yardımıyla Uluslararası Uzay İstasyonu’nun Rusya tarafından uzaya fırlatılan ilk modülü olan Zarya ile kenetlenmek üzere (6 Aralık 1998).

Uzay Mekikleri, 1998’den, 2011 yılında NASA tarafından “emekli edilmelerine” kadar, Uluslararası Uzay İstasyonu’nun inşasında kullanıldılar. Mekikler, bu devasa uzay yapısının inşasına katkıda bulunan 27 sefer yaptılar. Bu 27 seferin her birinde İstasyon’un modülleri, iskeleti, robotik eklentileri ve güneş panelleri uzaya taşındı ve parçaların İstasyon’a montajları yapıldı.

Uzay Mekiği Endeavour sol tarafta, Uluslararası Uzay İstasyonu’na kenetlenmiş. Bu fotoğrafın ait olduğu STS-134 Endeavour’un son uçuşuydu, (2011).

Uzay Mekikleri, Uluslararası Uzay İstasyonu’na her seferde, sadece parça değil, mürettebat da taşıyorlardı. 2011 yılından sonra Mekik’ler emekliye ayrılınca, İstasyon’a insan taşıma görevleri, Rus yapımı Soyuz uzay araçlarına devredildi. O tarihten bu yana, mürettebatlı uzay uçuşlarının tamamı Soyuz ile yapılmıştır.

(Uzay Mekiği uçuşlarının tamamı ile ilgili ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz

Kullanımına son verilen Uzay Mekikleri, şu an ABD’nin New York, Virginia, Florida ve California eyaletlerinde sergilenmekteler.

Emekli Uzay Mekiği Discovery, ABD’nin Virginia Eyaleti’nde bulunan Smisthsonian Uzay ve Havacılık Müzesi’nde sergilenmektedir.

NASA, ABD yapımı uzay araçları ile insanlı uçuşlara, 2020’li yıllarda devam edecek. Şu an, NASA’nın Mars’a mürettebatlı uçuşlarda kullanılmak üzere tasarladığı Orion uzay aracı, hala test aşamasında. Orion’un ilk mürettebatlı uçuşu’nun Ağustos 2021’de yapılması planlanıyor.

NASA’nın testlerine devam ettiği Orion uzay aracının tasarımı.
Facebook ile Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.