Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği (TUYED) Yönetim Kurulu Başkanı ve Yeni Birlik Gazetesi yazarı Musa Alioğlu bugünkü köşe yazısında, “ DHMİ yönetimi, tez yazıp, havalimanında staj yapmış okul bitirmiş ve bu işi çok iyi bilen 4493 sayılı nitelik koduna sahip diplomalıların yerine bu işi hiç bilmeyen deneyim sahibi olmayan şoför, iş makinisti ve güvenlik görevlisi gibi elemanları işe alıp, sonra da kurum içinden bu kadroya kaydırmaktadır diye bazı iddialar var. Bu ne kadar doğrudur bilmiyorum, ama şayet böyle bir atama yapılıyorsa yanlış bir iş yapmaktadırlar. #havacılar kadro bekliyor, #havacılar apron bekliyor etiketiyle Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ve DHMİ Genel Müdürü Hüseyin Keskin’i tweet yağmuruna tutan ve sayıları 2 bini aşkın havacılık mezunu gençler haklı davalarını kamuoyuna duyurmak ister.” vurgusunda bulundu.
Alioğlu’nun yazısı şöyle;
Bundan aylarca önce sosyal medyada hak arayanlar arasında üniversite ve yüksek okulların havacılık bölümlerinden “Apron memuru” olarak mezun olan gençler de vardı.

Bundan aylarca önce sosyal medyada hak arayanlar arasında üniversite ve yüksek okulların havacılık bölümlerinden “Apron memuru” olarak mezun olan gençler de vardı. O dönemde seslerini biraz olsun duyurmuş olmalılar ki, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMi) Genel Müdürlüğü, ocak ayında kadro bekleyen yüzlerce mezundan 5’i apron memuru, 12’si de memur olmak üzere sadece 17 kişiyi işe alarak, deyime yerindeyse genç işsizlerin ağzına bir parmak bal çaldı. Son 2,5 yılda, sadece lisans bölümü mezunlarından atama yapılması gereken apron memurluğu görevine sadece 37 kişi atanmış. Vah ki ne vah!..

DHMi’nin işletmekte olduğu 50’yı aşkın havalimanında apron memuru unvanını taşıyan sadece 302 kişi var. İhtiyacın bu rakamdan fazla olduğu kesin bir gerçek. Yani apronda görev yapanların sayısının az oluşunun elbette sakıncaları vardır.

Yarın, bu eksiklikten kaynaklı sıkıntı ve kazada mazeret aramak beyhude olur.

DHMİ yönetimi, tez yazıp, havalimanında staj yapmış okul bitirmiş ve bu işi çok iyi bilen 4493 sayılı nitelik koduna sahip diplomalıların yerine bu işi hiç bilmeyen deneyim sahibi olmayan şoför, iş makinisti ve güvenlik görevlisi gibi elemanları işe alıp, sonra da kurum içinden bu kadroya kaydırmaktadır diye bazı iddialar var. Bu ne kadar doğrudur bilmiyorum, ama şayet böyle bir atama yapılıyorsa yanlış bir iş yapmaktadırlar. #havacılar kadro bekliyor, #havacılar apron bekliyor etiketiyle Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ve DHMİ Genel Müdürü Hüseyin Keskin’i tweet yağmuruna tutan ve sayıları 2 bini aşkın havacılık mezunu gençler haklı davalarını kamuoyuna duyurmak ister.

Temmuz ayında yapılacak atamalarda adil ve hakkaniyete uygun davranılması için seslerini tekrar yükselten bu gençler şöyle dert yanıyor: “Apron bölümü, ramp kontrol, frenleme taxiway gibi uçağa hizmet edilen önemli bir birim olmasına rağmen bu işle hiç alakası olmayanların bu birime çekilerek personel eksikliğinin geçici giderilmesi kabul edilemez. Tüm bunların dışında DHMİ bünyesinde bin 400 civarında koruma güvenlik görevlisi bulunmaktadır ki, bunlardan yaşı 46’yı geçenlerden bazıları bir dilekçeyle apron birimine geçebilmektedir. DHMİ şu anda yaklaşık rakamlarla, bin 400 güvenlik memuru, bin 800 hava trafik kontrolörü, bin 500 civarında ARFF (Kurtarma ve yangın söndürme) memuru istihdam etmesine rağmen apron memuru unvanındakilerin sayısının 300 civarında olması doğrusu trajikomik bir durumdur. Apron memuru kadrosuna havacılık eğitimi almış olan ve diplomalı işsiz arkadaşlarımızdan en 300-400 kişi atanmalıdır. Bu gerekli bir ihtiyaçtır. Asla göz ardı edilmemelidir.”

Gençler böyle diyor. DHMİ hem yeterli sayıda apron memuru çalıştırmamakta hem de niteliği uygun olmayanları hülle ile nitelikli bir iş olan apron memurluğu gibi önemli bir göreve atamaktadır.

Apron memuru sayısının yetersiz olup olmadığı iddiası, kural koyucu ve denetleyici konumundaki Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nü, farklı işten apron memurluğuna geçiş iddiası da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı Mesleki Yeterlilik Kurumu’nun sorumluluk alanına girer diye düşünüyorum. Acaba onlar ne der?

Mutlu yarınlar Türkiye’m.

Başta annem, eşim ve kız kardeşlerim olmak üzere tüm annelerin “Anneler Günü” nü kutlar, sağlık ve mutluluklar dilerim.

Seyahat acentelerinden aidata karşı kampanya

Türkiye’de, seyahat acentelerini aynı çatı altında toplayan, aslında kanunla kurulmuş yarı resmi bir birlik olmasına rağmen sivil toplum kuruluşu işlevi gören Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) şu anda 13 bin üyeye sahip önemli bir kuruluştur. 1970’li yıllarda kurulan ve yarım asırdır Türk turizmine hizmet eden TÜRSAB üyeleri tarihin en zor durumunu yaşıyorlar dersek hiç de yanlış olmaz.

Mart 2020’den bu yana doğru dürüst bir işi olmayan küçük ve orta büyüklükteki acenteler kira ve personel maaşı ödeme de büyük sıkıntı çekmektedir. Kıyıda köşedeki birikimleriyle bu günlere kadar zar zor gelen bu acenteler, 2021 yılında 74 bin 714 lira 63 kuruş olan TÜRSAB’a giriş aidatının (merkez ve şubeler için ayrı ayrı) yüzde 5’i olan 3 bin 735 lira 70 kuruş olan ve her yıl TEFE, TÜFE’nin yüzde 5’i oranında artan merkez ve şubeler için de ayrı ayrı ödenen TÜRSAB üyelik aidatının ötelenmesi için bir imza kampanyası başlattılar.

Kısa adı UBSAD olan Uçak Bileti Satan Acenteler Derneği Başkanı Nebil Çelebi ve TUR-GON Turizm Gönüllüleri Platformu Başkanı Aydın Yaylacıklılar konuyla ilgili üyelerine şöyle sesleniyor:

“Değerli meslektaşlar,

Kovid-19 sebebiyle 2020 Mart ayından beri seyahat acenteleri olarak çok zor, dayanılması neredeyse imkansız bir süreç yaşıyoruz. Ülkemize yıllık 35 milyar dolar girdi sağlayan turizm sektörü neredeyse durma noktasına gelmiştir. Gelirlerin dip yaptığı sabit giderlerimizin ise Kovid-19 öncesi gibi devam ettiği bu dönemde ekonomik destek paketinden de sadece birkaç üye meslektaşımız yararlanabildi.

Bu sıkıntılı süreçte en azından bağlı bulunduğumuz birliğe (TÜRSAB) ödediğimiz ve çok yüksek olduğunu hepimizin hemfikir olduğu yıllık aidatlarım bu dönem alınmaması, geçmiş dönem aidat borçlarının en az 24 ay ötelenmesi ve aidatların bundan sonraki yıllar için de makul düzeye çekilmesinin kanunla düzenlenmesi hususunda, bağlı bulunduğumuz Kültür ve Turizm Bakanlığı’na her üye olarak başvurmamızın sonuç getireceği umuduyla bir imza kampanyası başlatmış bulunuyoruz.”

Geçmiş dönem yönetiminden kalan borç ödemeleriyle sıkıntı çeken ve en önemli gelir kalemlerinden biri olan aidat geliri konusunda bakanlığın alacağı böyle bir kararı TÜRSAB olumlu karşılamayacak diye düşünüyorum. Aslında işin doğrusu acenteleri temsil eden bu iki kuruluşun araya bakanlığı sokmadan TÜRSAB ile doğrudan görüşüp ortak bir noktada buluşabilmesiydi. Bu konuda TÜRSAB yönetimi gerçekten yüksek olan bu giriş ücreti ve yıllık aidatların azaltılmasını ve bazı iyileştirmeler yapılmasını hayata geçirebilmeliydi diye düşünüyorum.

Facebook ile Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.