Lufthansa’nın yeni uygulaması Almanya’dan sonra Türk acentelerden de büyük tepki aldı. Satışları kendi direkt kanallarına yönlendirmeye çalışan Lufthansa, bu amaçla GDS komisyonlarını artık ödemeyeceğini, buradan satış yapan acentelerin 16 Euroluk GDS komisyonunu kendisinin ödeyeceğini duyurmuştu.

Konuyla ilgili olarak TurizmGüncel’in sorularını yanıtlayan TÜRSAB IATA’dan Sorumlu Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Muammer Güner, Distribution Cost Charge (Dağıtım Maliyet Bedeli) Lufthansa’nın uygulamasını sert bir şekilde eleştirdi.

Muammer Güner ile yaptığımız röportajı sizlere aktarıyoruz:

Lufthansa’nın 1 Eylül 2015 de uygulamaya koyacağı DCC (Distribution Cost Charge – Dağıtım Maliyet Bedeli) uygulaması büyük yankı uyandırdı. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Lufthansa Hava Yolları Gurubu üst yönetimi, aldığı bu sıra dışı ve haksız kararla uçak biletinde maliyeti oluşturan unsurlardan birini ayrıştırdıklarını ve bileti satın alma kanalını yolcunun tercihlerine bıraktıklarını iddia ediyorlar. Her rezervasyonun yapılış kanalına göre, farklı maliyetleri, farklı fiyat politikalarıyla ve sanki bu maliyeti yolcuya yüklüyor(muş) gibi yapıyorlar. Aslında tamamen seyahat acentelerinin sırtına yükledikleri bir yük ve kazık. Acentelerin zekasıyla alay etmek gibi bir şey bu.

16 EURO DAHA PAHALI OLACAK

Tabii buradaki konu salt bizim sırtımıza yüklenen bilet başına 16 euroluk ek maliyet değil. Lufthansa Gurubu’na bağlı hava yolları, kendi portallarından sattıkları uçak biletlerinde bu maliyet kalemi olmadığı gerekçesiyle, herhangi bir fiyat artışı yapmayacakları için ücretleri ayni seviyede kalalacak. Öte yandan seyahat acentelerinin sattığı bilet ücreti Amadeus, Sabre, Galileo gibi GDS’ler (Global Distribution Systems- Küresel Dağıtım Sistemleri) üzerinden rezervasyon yaparak sattıkları zaman 16 euro daha pahalı olacak.

Mevcut durumda web sitelerinden sattıkları biletlerden hiç hizmet bedeli almadıkları için zaten bir fark vardı. Şimdi bunun üzerine 16 euro daha gelecek ki bu düpedüz seyahat acentelerini aptal yerine koymak ve müşteriye de “kazıklanmanın alemi yok, sen bizim web sitemize yönel veya direkt bizim satış ofisimizden al” demektir.

Peki GDS’ler bu duruma ne diyorlar?

Efendim bir söz vardır “Minareyi çalan hırsız kılıfını da hazırlar” diye. Bunlar da öyle yapmışlar ve diyorlar ki, “seyahat acenteleri GDS üzerinden rezervasyon yapmak zorunda değil, bizim kendi web tabanlı rezervasyon portalımız var, oradan yaparlarsa ek bir maliyet oluşmaz ve bu 16 euroları ödemek zorunda kalmazsınız. Şimdi bu GDS dediğim sistemleri hem hava yolları hem de tüm dünyada seyahat acenteleri kullanıyor. Bunlar hem çok hızlı hem de çok pratik sistemler ve diğer bir artısı da bu sistemle çalışırken diğer hava yollarının fiyatlarını da görüp kıyaslama yaparak müşterilerimize en uygun seçeneği sunuyoruz. Lufthansa’nın rezervasyon portalında ise sadece onların kendi uçuşlarını görürsünüz. Yani acenteler için kullanışlı bir yöntem değil.

GDS’LER BU İŞE ÇOK TEPKİLİ

GDS’ler bu işe tabii ki çok tepkililer ve bize mesela Amadeus, Lutfhansa’nın, onlara bilet başına 16 euroya mal olduğunu iddiasının abartılı olduğunu; Lufthansa’dan aldıkları miktarın daha az olduğunu” söylediler. Yani Amadeus’un da alınmak istenen paranın fazla olduğuna dair bir iddiası var. Ayrıca Amadeus Başkan Yardımcısı Mrs. Petra Euler’in yaptığı yazılı açıklamada çok net bir ifade yer alıyor. “ Lufthansa’nın doğrudan veya dolaylı dağıtım tarifeleri arasında tarife farklılıkları olabilir fakat bu Amadeus’un Lufthansa Gurubu’nun yeni ticari stratejisini kabul edeceği anlamına gelmez. Biz dolaylı olarak bu ek ücretin seyahat acentelerini dezavantajlı bir konuma sokacağını düşünüyoruz”

Bakınız GDS kullanmak yeni bir şey değil, örneğin ben bu işi 34 senedir yapıyorum ve 28 senedir GDS kullanıyorum. 28 senedir bu GDS maliyeti yoktu da şimdi mi çıktı? Hep vardı. Hava yolları bu sistemlere rezervasyon segmenti başına 4-8 euro seviyelerinde ücretler öderler bu gerçek ama bu maliyet kalemi bilet ücretlerinde hep vardı yani dünkü bir şey değil.

BİZ KİMİN BİLETİNİ SATIYORUZ, KİMİN ACENTESİYİZ?

Yeni bir şey değilse neden para tahsil etmeye başlayacaklar?

Aslında burada hava yollarının iyi niyetinden bahsedemeyiz. Hakim ve güçlü konumlarının kötü niyetli kullanılmasından bahsedebiliriz. Gelişen web alt yapıları ile birlikte hava yolları kendi web portallarını oluşturup, satışlarını da mümkün olduğunca bu kanal üzerinden yapmayı ve GDS maliyetlerini en aza indirgemeyi amaçlıyorlar. Biz bunu da anlayabiliyoruz. Bu satış kanalı da zaman içerisinde kendi mecrasında gelişecektir, buna kimse engel olamaz. Fakat siz “benim web portalım var. Buradan alırsan bu maliyet yok, hava yolu olarak ben de bu kanalla satış yapıyorum dolayısıyla da bu maliyet kalemini kendi yolcuma yansıtmıyorum. Acente de bu kanalla alırsa, o da bu maliyetle karşılaşmaz ve yolcusuna, benimle aynı fiyata satabilir” derken, bunun acenteler için uygulanabilir bir yol olmadığını ve ciddi vakit kaybını hesap etmeniz gerekir. Seçenek olarak sundukları şey, GDS’lerden çok daha basit bir yapıda ve acentelerin bunu tercih etmeyeceklerini gayet iyi biliyorlar. Buradaki amaç çok açık, GDS’lere yıllarca kendileri ödedikleri bu maliyeti bizim sırtımıza yıkmak. Peki biz kimin biletini satıyoruz? Biz kimin acentesiyiz?

Burada hukuka uydurmaya çalışılarak yapılmak istenen şey, havayolu-acente arasında, acenteler aleyhine fiyat farkı yaratıp, hızla kendi direkt satış kanallarını geliştirmek ve acenteleri devre dışı bırakmak. Web sitesinde zaten var olan fiyat farkını bir 16 euro daha açmak ve kendi satış ofislerinde de 16 euro daha ucuza satmanın provasıdır bu.

TÜRSAB olarak bu durum karşısında ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Lufthansa’nın bu uygulamasına sadece Türkiye’den değil, tüm dünyadan tepki var. Tabii ki gerek TÜRSAB yönetim kuruluna yazılı olarak, gerekse sosyal medyada ve konu ile ilgili yaptığımız toplantılarda tepkimizi ortaya koyuyoruz. Kişisel görüşüm, belki birkaç ay deneyecekler ama sonuçlarını istatistiki olarak görünce vazgeçeceklerdir. Hani atasözümüzde “Kendi düşen ağlamaz” deriz ya. Ülkemize uçan yabancı bayraklı hava yolları arasında en büyük pazara sahip gurubun bunu yapmasını anlamak mümkün değil. Tabii düşmesini de arzu etmeyiz. Meslektaşlarımızın bu uygulamayı, seyahat acentelerine karşı ciddi bir rekabetten öte, acenteleri silmeye yönelik açılmış bir savaş olarak görmelerini de gayet doğal karşılıyorum.

TÜRSAB olarak Lufthansa gurubunu hem toplantıda sözlü olarak hem de resmi yazılı olarak bu uygulamadan vazgeçmesi konusunda ciddi uyarıda bulunduk. Umarız ki aklı selim galip gelir ve bundan vazgeçerler. Bu tür uyarı yazıları tüm dünyada diğer yabancı turizm acenteleri birliklerinden de gönderiliyor.

SONUNA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ

Her şeyden önce bir hukuk devletiyiz. Hukuk kuralları ve hukuka saygı içinde haklarımızı almak için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Yazılı ve sözlü girişimlerimiz oldu. Toplantıda meslektaşlarımızın görüşlerini sorup öğrendik. Bazı şeyleri söylemeye gerek dahi yok veya bazen söylemek sakıncalı oluyor ama sadece ülkemizde değil tüm dünyada sektör gereği ne ise yapar ben buna inanıyorum. Biz de hak arama kültürü gelişme devrinde olduğu için çok kullanılamıyor maalesef. Bir misal vereyim, geçen hafta gazetelerde okudum, Parisli taksiciler isyan edip, trafiği kapatıp hayatı felç etmişler. Paris’te bir web sitesi, boş sivil araçlar ile taksi müşterisini buluşturan, bir yazılım ile kaçak taksicilik faaliyetine başlamış. Aslında sanırım yasalarında bu konuda bir açık varmış ve bunu delmişler. Taksiciler, “biz yasa açığı falan dinlemeyiz, ekmeğimize göz diken bu siteyi kapatın” diye 2 senedir hukuk mücadelesi vermişler ama sonuç alamayınca da geçen hafta 8.000 taksici arabalarını trafikte durdurup hayatı felç etmişler. Ciddi zararlar oluşmuş. Avrupa’da bunlar olabiliyor. Bizim ülkemizde ise insanımız uzlaşma kültürünü daha ön planda tutar. Yani biz de Parisli taksiciler gibi yaparız demiyorum ama sakinliğimizi ve sabrımızı da yanlış değerlendirmesinler. Dolayısıyla meseleleri hukuk çerçevesinde sulh ile çözmek en güzeli. Kavga ise en son düşünülmesi gereken şeydir ve arzu etmeyiz.

ACENTE NEDEN VAR?

Bakın burada 70 senedir işleyen bir sistem var. Hava yolu-acente sistemi. Hava yolu olmazsa biz olmayız. Biz olmazsak, belki hava yolu olabilir ama bu kadar rahat operasyon yapamaz. Sektörde katma değer yaratan acenteler neden oyunun dışına itilmek isteniyor. Binlerce acente şu anki şartları göz önünne alarak yatırım yapıp sisteme dahil oldu. Acenteler şimdi emekliye sevk edilmek isteniyorsa bunun bir kıdem tazminatı olmalı. Ancak biz ne emekli olmak, ne de kıdem tazminatı istiyoruz. Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde ticari faaliyetlerimize devam ediyoruz. Kimse biz yok saymamalı, sayamaz. (Eda Özsoy – Turizm Güncel)

Facebook ile Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.