Yolcu uçaklarında  oldukça sık yaşanan saldırgan yolcuların  verdiği zararı biliyoruz. Bunun dışında havalimanlarında yaşananlar da cabası. Gerek psikolojik  kökenli,gerekse aşırı alkol ve uyuşturucu alanların   sebep olduğu olaylar özellikle güvenlik güçlerini zor durumda bırakıyor.

Bazı havayolu şirketleri ve havalimanı güvenlik birimleri, ilk olarak bir NASA araştırmacısının 1969’da geliştirdiği elektroşok cihazları kullanıyor ve bu tip olayları  önlemeye çalışıyor.

Örneğin, 2003 yılı Mart ayında bir Türk vatandaşı tarafından  Atina’ya kaçırılan Türk Hava Yolları  uçağındaki korsanı da Yunan Polisi elektroşok cihazıyla etkisiz hale getirmişti.

Nisan 2011’de Kore Havayollarına air bir yolcu uçağında taşkınlık yapan”Ben askerim, teröristim. Dünyanın sonu geldi. Hepinizi öldüreceğim” diyerek bağırmaya başlayan Türk yolcuyu, uçaktaki yardımcı pilot elektroşok  tabancasını kullanarak   bayıltmış  ve kabin ekibi tarafından koltuğa bağlanan Tokar, 5 saat bu şekilde seyahat ettikten sonra  İstanbul Atatürk Havalimanı’nda polise teslim edilmişti.

Ortalama fiyatı 300 dolar seviyesinde olduğu  söylenen  elektroşok cihazlarının 10 , 3o ve 50 bin watt’lık gücü varmış.

Etkili menzili ise 10 metre civarında.

Tabancayla vurulan kişi geçici süreyle felç etkisi yaşıyor.

Ancak tabanca öldürebiliyor da. Yine önceki yıllarda Kanada’da bir havalimanında taşkınlık yapan bir yolcuya  karşı kullanılan tabanca, ölümüne sebep olmuştu.Kaldı ki, 2012 yılında yapılan bir araştırmalaya göre, 500’e yakın kişi hayatını kaybetmiş.

İç Hukukumuzda saldırgan yolcu tanımı resmen yapılmadığı için suç  unsuru tam olarak ortaya konulamıyor.Haliyle idari ve hukuki eksiklik olarak ortaya çıkan  kavramlar boşluk yaratıyor. Sivil havacılığın en büyük sıkıntılarından biri  de bu olunca, elektro şok tabancalarının  sektörde kullanımı tartışmaya dahi açılamıyor.

Elektroşok tabancalarının hukuktaki yeri konusundan görüşü sorulan İzmir Ekonomi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Üyesi Prof. Dr. Timur Demirbaş  cihazın Türkiye’deki kullanımına ilişkin olarak şunları ifade etmişti. “Bu silah silah kanunu kapsamına girmez ancak TCK’daki uygulamada silah olarak kabul edilir. Örneğin bu silahla işlenen yaralama ya da cinsel saldırı suçlarında silah olarak kabul edilir ve ağırlaştırıcı sebep olarak değerlendirilir.”

Bu sebepten  yasaklı kapsamda  olan tabancayı, ola ki uçakta/meydanda bulundurmaya kalkmayın, hatta satın almayın, bulundurmayın.

Her ülkenin kendi hukuk sistemine göre bir değerlendirmesi var. Kanada’nın bazı eyalet polisleri serbestçe kullanırken, Arjantin  mahkemeleri insan haklarını ihlal olarak görmüşler. Avrupa’nın bir çok ülkesinde de farklı prosedürleri var ve  tartışma konusu.

Dünya  şiddet eylemlerinin doruk noktasına çıktığı bu dönemde ” İnsan hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği ve can güvenliğinin sağlanmasında  şok tabancısına  gerek var mı? ”  sorusuna yanıt arıyor.

Türkiye’de şok tabanca kullanımıyla ilgili tartışmalar söz  konusu olmuş ancak daha sonra gündemde düşmüştü.

Not: Konuyla ilgili derlediğimiz video görüntüleri sizlere daha iyi fikir verecektir diye umuyorum.

 

 

 

 

Facebook ile Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.