Warning CO2 emissions from air travel sign
Doç.Dr Yıldırım Saldıraner  bu haftaki yazısında, “Sivil havacılık faaliyetlerinde çevre koruma uygulamaları”  konusunu değerlendirdi. Saldıraner’in  yazısı şöyle  :
* * *
Bilindiği üzere dünyadaki doğal kaynaklar ve atmosferin kendini yenileme kapasitesi kısıtlıdır. Gerekli çevresel koruma önlemleri uygulanmadığı takdirde bugünkü yaşam kalitesinin sürdürülebilmesi mümkün olmayacaktır. Özellikle, enerji kaynakları ve canlı çeşitliliğini koruyacak şekilde doğal kaynakların etkin/verimli kullanımı zorunludur. Uygun bilgi ve eğitime yatırımla teknoloji gelişimi sağlanarak (kıt kaynakların ve fosil yakıtların az kullanımı)  gelecek nesillere kabul edilebilir refah seviyesi bırakılmalıdır.
Sürdürülebilir yaşam koşullarının kişiler için birinci derecede önemli bireysel bir güdü olarak geliştirilmesi mümkün olmayacağından, devlet politika ve uygulamaları gereklidir. Birleşmiş Milletlerin 1987 yılında yayınladığı “Ortak Geleceğimiz” başlıklı raporda ““Bugünkü gelişme ihtiyacını karşılamak için, gelecek nesillerin ihtiyacı tehlikeye atılmamalıdır.” ifadesi yer almış ve öngörülen programlar çerçevesinde dünya çapında çevre koruma uygulamaları başlatılmış, yaygınlaştırılmıştır. BM şemsiyesi altında 1992 yılında yapılan ilk uluslararası anlaşma sonrasında yapılan çalışmalar çok kapsamlı. Ben sizlere sivil havacılık faaliyetleri açısından kısa bir özetleme yapacağım.
Çevre korumada mevcut sorunlara kısaca baktığımızda karşımıza ilk olarak “iklim değişikliği” çıkmaktadır. Dünya atmosferinin ve okyanusların ortalama sıcaklığı 100 yıldır yükselmektedir. İklim değişikliğinin temel nedeni atmosferdeki sera gazlarının artmasıdır. Sera gazları artıkça güneşten gelen ışınların tekrar atmosfer dışına çıkmaları engellenmekte, bu da ısı artışına neden olmaktadır. Fosil yakıtların (petrol ve ürünleri) yoğun kullanımı sonucu, sera gazları salımları iklim değişikliğini tetiklemektedir. Bu sıcaklık artışı, fırtınaları, kuraklığı, deniz seviyelerinin (buz ve kar erimesi) yükselişini vb. sonuçları tetikleyicidir. Mevcut gelişmeler devam ettiğinde, bu yüzyılın sonuna kadar ortalama hava sıcaklıklarının 2 derece daha artması beklenmektedir. Sera gazları; su buharı, karbon dioksit (CO₂), metan, ozon (O3) ve NOx (nitrojen oksit)’dir. Küresel düzenlemeler olmaksızın, bu gaz salımlarının azaltılması mümkün değildir (Kyoto Protokolü).
Konuya havacılık faaliyetleri açısından bakıldığında dünyada insan kaynaklı toplam CO₂ salımlarında sivil havacılığın payı yaklaşık %2 seviyesindedir. Toplam ulaşım içindeki payı ise %13 civarındadır (kara yolu; %74) (IPCC 2007 Raporu).
Havacılık kaynaklı CO₂ salımlarının azaltılması konusunda en kapsamlı çalışma uçak motor teknolojisi gelişiminde yapılmıştır/yapılmaktadır. Şöyle ki, uçak motorlarında jet yakıtı yanma sırasında yaklaşık olarak %70 karbon dioksit (CO₂), %30’dan biraz az su buharı ve % 1’den az diğer gazları atmosfere salmaktadır. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) yıllar içinde yaptığı düzenlemeler ile motor CO₂ salımlarında sürekli azaltmaya gitmiş, öngörülen kriterlere uymayan motorların kullanımı kısıtlamış/yasaklanmıştır (ICAO Ek 16, Cilt II; Gaz Salımları).
Yeni teknoloji, çevre dostu motorların devreye girmesi ile ICAO’nun 2050 yılına kadar CO₂ salımlarını her yıl  %2 oranında azaltma hedefi başarı ile uygulanmaktadır.  Çevre dostu motorlar ile hem yakıt tüketimi hem de CO₂ salımları azalmaktadır. Bu konuda bir rakam vermek gerekirse, 1985 yılında yolcu başına 100 km.de ortalama 8 litre olan yakıt tüketimi, 2005 yılında 5, 2015 yılında da yaklaşık 3,5 litreye düşmüş, 2025 yılında 3 litrenin altına düşmesi beklenmektedir.  Son yıllarda yaygınlaşan fosil kökenli yerine biyo-yakıt kullanımı da CO₂ salımlarında azaltmaya katkı sağlamaya başlamıştır (IPCC Raporları).
Havacılık faaliyetlerinde bir diğer önemli CO₂ salım kaynağı havalimanlarıdır. Gerek havalimanına gelen-giden araçlar (yolcu ve personel  için; otobüs, binek araç vb., kargo için TIR, kamyon vb.) gerekse havalimanı içinde faaliyet gösteren yer araçları ve tesislerden kaynaklanan CO₂ salımlarının da azaltılması gerekmektedir. Bu konuda neler yapılmaktadır; öncelikle havalimanına geliş-gidişlerde toplu taşımacılığa esas raylı sistemlere ağırlık verilmektedir (kargo taşımacılığı dâhil). Fosil yakıt tüketen değil elektrikli veya biyo-yakıt kullanan araçlara yönelinmektedir.  Havalimanı içindeki hizmet araçları elektrikli araçlara dönüştürülmektedir. Havalimanı ısıtma ve soğutma ile aydınlatma sistemlerinde yeni teknoloji uygulamalara geçilmektedir (akıllı-enerji verimli binalar). Alternatif (yeşil) enerji uygulamaları yaygınlaşmaktadır (Güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi, biyo-enerji, jeo-termal enerji, yer altı soğuk-sıcak su kaynakları). Ve daha birçok uygulama…
Enerji kullanımında hedef artık bellidir; önce enerji/yakıt kullanımı azaltılacak, verimlilik artırılacak ve yenilenebilir (yeşil) enerji kaynakları kullanımına ağırlık verilecektir. Bu konuda dünyada en hızlı uygulamalar havacılık faaliyetlerinde yaşanıyor diyebiliriz.
Havacılık faaliyetlerinde, çevre koruma kapsamındaki diğer önemli bir konu uçak motor gürültüleri. Özellikle havalimanına sefer yapan uçakların iniş-kalkış güzergâhları altında kalan yerleşim alanlarında rahatsız edici bir gürültü oluşmaktadır. ICAO, insanların yaşam kalitelerini olumsuz etkileyen bu gürültünün azaltılması için gürültü yönetiminde dengeli yaklaşım geliştirmiştir (ICAO Ek 16, Cilt I; Gürültü). Bu yaklaşımın 4 temel öğesi şunlardır; (1) Kaynakta azaltma (uçak motorları kaynaklı gürültünün azaltılması; yeni kriterler ile yıllar içinde daha az gürültülü motor üretimi sağlandı), (2) Arazi kullanım planlaması ve yönetimi (yeni havalimanlarının yoğun yerleşimlerden uzağa yapılması, havalimanı gelişimlerinde gürültü konusuna dikkat edilmesi, havalimanı yakınında – özellikle iniş/kalkış güzergâhları altında – yerleşimlerden kaçınılması), (3) Gürültü azaltıcı işletme uygulamaları (gürültüye hassas bölgelerde tercihli pist kullanımı ile sürekli ayni bölgede gürültü yaratmaktan kaçınma, daha az gürültü oluşturan – sürekli alçalarak iniş gibi – yeni uygulamalar, iniş için beklemeye alınacak uçaklar için yoğun yerleşimlerden uzak bekleme alanlarını oluşturulması, inişte daha az frenleme, kalkışta daha az gürültüye esas uygulamalar, yerde taksi mesafe/sürelerinin azaltılması, yerde motor çalıştırma süresini azaltılması, vb.), (4) İşletme kısıtlamaları (havalimanları ve pistler için kullanım kısıtlamaları, gece saatlerinde uçuş yasağı, pistler için farklı pist kullanımına esas iniş-kalkış adet kısıtlamalar).
Doğal kaynaklar ve biyo-çeşitliliğin korunmasına gelince; bu ülkemizde de sık sık tartışmalara neden olan bir konu. İstanbul 3. Havalimanı arazisi, birçok HES arazisi için farklı görüşler hala ülke gündemindeki yerini koruyor.  Biyo-çeşitlilik, kısaca yeryüzünde milyonlarca yıl içinde oluşan canlı çeşitliliği. Eko-sistemin sürekliliği için bu çeşitliliğin korunması zorunlu. Küresel gelişme, insan nüfusunun artması, daha fazla tüketim, iklim değişikliği vb hususlar biyolojik çeşitliliğin azalmasına neden olmakta. Havalimanları da, kapladıkları geniş alanlar ve işletme faaliyetleri ile bu doğal yaşamı (flora ve fauna) etkileyebilecek özelliktedir. “Flora” kelimesi, bir bölgedeki bitki türlerini (ve bunların bilimsel tanımlarını) ifade etmekte. Hayvanlar için ise “fauna” kelimesi kullanılmakta. Doğal yaşamın unsurları olan flora ve fauna’nın korunması, sürdürülebilir gelişme ve refah seviyeleri için kaçınılmaz zorunluluk.
Yeni havalimanı yapımlarında veya mevcutların gelişiminde dikkat edilmesi/koruyucu önlemler geliştirilmesi gerekli. Toprak kalitesi ve yer altı suyunun sürekli gözlemlenmesi gerekli. Gerektiğinde; mevcut orman alanlarının geliştirilmesi, ağaçlandırma gerekli, nadir ve tehlike altındaki türlerin yeniden yerleştirilmesi (taşıma) gerekli, kirlenmiş toprak ve yer altı suları için iyileştirme uygulamaları gerekli. Havalimanı faaliyetlerinden kaynaklanan sıvı ve katı atıkların toprağı kirletmesinin engellenmesi gerekli. Bu gereklilikleri daha da çoğaltmak mümkün. Özetle, seçilen/mevcut arazide biyo-çeşitliliğin sürdürülebilirliği gerekli. Unutulmaması gereken, biz bu dünyada geçiciyiz, bizden sonra geleceklere yaşanabilir kalitede bir dünya bırakmamız gerektiği. Ben seçtim, ben yaptım olmamalı.
Haftaya havalimanlarındaki çevre koruma uygulamalarından, özellikle Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün başarılı sonuçlar veren “Yeşil Havalimanı” uygulamasından bahsedeceğim.
Çevrenizi koruyun, korumayanları uyarın. Daha yaşanabilir bir dünya için sizde katkı sağlayın. (yenialanya.com)
Kaynaklar;
– UN (BM) Report of the UN World Commission on Environment; Our Common Future (Brundtland Raporu; Ortak Geleceğimiz), 1987.
(http://www.un-documents.net/our-common-future.pdf)
– ICAO, Environmental Report – Aviation and Climate Change (Çevre Raporu – Havacılık ve İklim Değişikliği), 2010 (Rapor 2013 tarihinde yenilenmiştir).
(http://www.icao.int/environmental-protection/Documents/Publications/ENV_Report_2010.pdf)
– IPCC, Intergovernmenral Panel on Climate Change – Synthesis Report (İklim Değişikliği İnceleme Raporları) 2007 ve 2014. (https://www.ipcc.ch/publications_and_data/publications_ipcc_fourth_assessment_report_synthesis_report.htm ve http://www.un.org/climatechange/blog/2014/03/ipcc-report-severe-and-pervasive-impacts-of-climate-change-will-be-felt-everywhere/)
Facebook ile Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.