Doç.Dr Yıldırım Saldıraner  bu haftaki yazısında, sektörün olmazsa olmazlarından ‘Sivil Havacılıkta Emniyet Yönetimi’ konusunu incelemeye devam etti. Saldıraner’in  o yazısı :
Geçen haftaki yazımda Sivil Havacılıkta Emniyet Yönetimi konusuna giriş yapmış, kısa bir gelişim tarihçesinden sonra, uygulamalarda esas alınan modellerden bahsetmiştim.
Hatırlayacak olursak, havacılık emniyetinde amaç/hedef en basit ifadesi ile “kaza olmaması”. Diğer bir ifade ile kaza olmaması için gereken önlemlerin belli usuller dahilinde önceden alınması. Bunun içinde emniyet riski kavramının çok iyi bilinmesi ve risk yönetiminin oluşturulması gerekli. Riski yanlış tanımlar belirlerseniz kazaya davetiye çıkartacağınız kesin.
Emniyet riski kavramı yapay bir kavram, öngörülebilir en kötü durumu referans alarak bir tehlikenin sonuçlarının tahmin edilen olasılık ve ciddiyet bakımından ifade edilen değerlendirmesi olarak da tanımlanıyor. En uygun yaklaşım risklerin bir şekilde ölçülmesi. Bunun yoluda, risklerin sayısal değerler verilerek ölçülebilir hale getirilmesi, zira ölçülemeyen yönetilemez. Tehlikeler ve sonuçları net bir şekilde bilinmekle birlikte, emniyet riskleri herhangi bir fiziksel veya doğal ortamın elle tutulur veya görülür bir birleşeni değil. Emniyet riski için bilgiye bağlı düşünce gerekli. Yapay bir uzlaşı, kurgu gerekli. Sonuçta, “tehlike (olası) sonuç – emniyet riski” döngüsü oluşturulması gerekiyor.
Emniyet riski yönetimi ise bir örgütün kapasitelerini tehdit eden tehlikelerin sonuçlarına ait emniyet risklerinin değerlendirilmesi ve azaltılmasını, makul oranda düşük seviyeye kadar indirilmesini kapsayan genel bir terim. Emniyet riski yönetimi, emniyet yönetimini destekleyen temel etkinliklerden biri, diğer örgüt yapılarına/süreçlerine katkı sağlıyor. Şöyle ki, bir örgütte bulunması gereken üretim, mali, idari, hukuki iş veya süreçlerin kapsamı dışında kalan emniyet risklerini ele alıyor ve genel sınırlamaları gösteriyor.
Emniyet riski yönetimin amacı, değerlendirilen tüm emniyet riskleri ve kontrolü ve azaltılması mümkün olan emniyet riskleri arasında kaynakların dengeli bir şekilde dağıtılması için bir temel oluşturmak. Diğer bir ifade ile yönetim ikileminin (üretim/koruma) çözülmesine yardımcı oluyor, kaynak dağılımında verilerin mevcudiyetini, açıklamaları ve savunmayı kolaylaştırıyor.
Sivil havacılık faaliyetlerinde tahammül edilemez riskler çok fazla ve bunların mevcut şekliyle kabul edilmesi imkansız, zira tehlike olasılıkları ve sonuçları çok ciddi hatta ölümcül.  Tahammül edilemez risklerin risk azaltma uygulamaları ile tahammül edilebilir hale dönüştürülmesi gerekiyor. Bu çoğu zaman maliyet gerektiren bir durum. Maliyet-yarar analizleri yapılması gerekiyor. Kabul edilebilir hale gelmeyen riskler ise operasyon yapılamayacak durumlar olarak belirleniyor. Yani riski kabul edilebilir seviyeye çekemezseniz ilgili operasyonu iptal etmek zorundasınız. Burada dikkat edilmesi gereken, örgüt tarafından kabul edilen emniyet riskinin, hiç bir zaman riskin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmediği. Risk kısmen devam etmekle birlikte, olası sonuçları/sağlanan yararlar bağlamında düşük etken olarak kabul edilmekte.
Emniyet riskleri için kabul edilebilirlik belirlenirken bir diğer önemli faktör riskin olasılığı, yani güvensiz bir olay ya da koşulun ortaya çıkma ihtimali. Bunun çok iyi bir şekilde sorgulanması gerekiyor. Geçmiş olaylara bakılması, benzerlerin araştırılması sadece örgüt içi değil diğer örgütlere ilişkin bilgilerinde dikkate alınması lazım. Doğru sonuçlar ve kararlar için örgüt bünyesi içinde faaliyet kapsamına uygun bir veri bankası oluşturulması gerekiyor. Bu aşamada detayına girmeyeceğim çeşitli teknikler var. Önce olasılıkları puanlama, ciddiyet derecelerini belirleme, son olarak da matris uygulamalar ile ölçülebilir risk değerlendirmesi yapma.
Örgüt tarafından yapılan değerlendirmeler sonrasında, kabul edilemez seviyedeki riskler için azaltma/kontrol stratejileri uygulanması gerekiyor. Bu koşullara göre yapılacak bir değerlendirme ve karar süreci. Sonuçta risk kabul edilebilir seviyeye çekilemez ise, eylemin/faaliyetin iptali gerekmekte.
Buraya kadarki süreci kısaca tekrarlarsak, önce tehlikeleri belirliyoruz, risk analizi ile ortaya çıkma olasılıklarını saptıyoruz, risk-ciddiyet analizi yapıyoruz, risk değerlendirmeleri ile tahammül edilebilirliklerine bakıyoruz ve risk azaltma/kontrol uygulamaları ile riski kabul ediyor veya etmiyoruz.
Emniyet riskinin kontrolü/azaltılması için 3 seçenek var, bunlar riskten kaçınma, azaltma ve risk alanından ayrılma. Kaçınma eylemin iptali. Örneğin yeterli hava seyrüsefer alt yapısına sahip olmayan havalimanlarına sefer yapmama gibi. Azaltma, bu tür havalimanlarına sadece gündüz görerek şartlarda sefer yapma durumu. Risk alanından ayrılma ise, bu tür havalimanlarına sadece belirli seyrüsefer performansına sahip uçaklar ile sefer yapma. Son duruma daha açık örnek olarak, yoğun sis ortamı sıkça görülen bir havalimanına sadece Cat III (sıfır görüşte iniş kabiliyetine haiz) uçaklar ile sefer planlamayı verebiliriz.
Emniyet risklerinin içinde bulundukları koşullar ile doğrudan ilgili olduğundan bahsetmişim. Bu nedenle riskin kabul edilebildiği durumlara ilişkin savunmaların (önlem/uygulamalar) sürekli gözden geçirilmesi, değişen koşullara göre yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Yani, risk belirleme/azaltma bir defalık bir işlem değil, sürekli, gözden geçirme ve yenilemeyi gerektiren bir süreç. Değişen koşulların daha önce kabul edilebilir olarak belirlenen bir riski kabul edilemez hale dönüştürmesi her zaman için mümkün.
Burada bir örnek vermek istiyorum. 2014 yılında Malezya Havayollarına ait yolcu uçağı Amsterdam-Kuala Lumpur seferini yaparken Rusya-Ukrayna sınırına yakın bir bölgede yerden atılan bir füze ile vurularak düşürülmüş 295 kişi hayatını kaybetmişti. Uçağın kullandığı uçuş rotası normal zamanlar için sürekli kullanılan bir rota. Ancak devam eden bir çatışma ortamında bu bir risk değil mi? Bence risk idi.
Sonuç olarak, havacılıkta “mutlak emniyet” diye bir kavram yok. Tüm emniyet risklerinin ortadan kaldırılması mümkün değil. Sistemin ve tehlikelerin çok iyi bir şekilde tanımlanması ve risklerin dengelenerek yönetilmesi gerekiyor. Bunun içinde sağlam bir emniyet risk yönetimi alt yapısının oluşturulması zorunlu.
Günümüzde, emniyet riski yönetimi tüm sivil havacılık işletmeleri için zorunlu bir uygulama. Tüm bu uygulamalar Emniyet Yönetim Sisteminin bir parçası. Tekrarlayacak olursam, amaç kaza olmasını beklemeden, alınacak önlemler ile kaza olmamasını sağlamak. Haftaya Emniyet Yönetim Sisteminden bahsedeceğim.(yenialanya.com)
Facebook ile Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.