Tayyareci Vecihi Hürkuş Müzesi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı, Bahadır Gürer 1930’lardan bir röportajı ele aldı.

Tayyare fabrikası, basit bir marangoz tezgahı değildir. Fabrika milyonlar sarfile vücuda gelir. Ve orada maksadın, ihtiyacın doğurduğu tayyareler yapılır. Bu işler fennin, yüksek sanayiin en nazik kısımlarıdır. Binaenaleyh memlekette evvela bunlar temin edilir, ondan sonra aranılan evsafı verecek tipler bulunup imal olunur. Şimdiki halde memleket dahilinde kendi eserimiz olarak tayyare yapmak münakaşa mevzuu bile olamaz.

Yukarıdaki satırlar, 1930 yılında ilk sivil Türk uçağı VECİHİ XIV’ün İstanbul Kadıköy’de Vecihi Hürkuş tarafından yapılması, tecrübe uçuşlarından sonra uçarak Ankara’ya geldiğinde basında ilk Türk sivil uçağına gereken değer verildi mi? tartışması nedeniyle söylenmiştir.

Şükrü Koçak

Beyanatı veren, Türk Tayyare Cemiyeti Başkan Yardımcısı (Reis Muavini) Şükrü Bey (Koçak)’tır. Şükrü Koçak; 1. Dünya Savaşında Kafkas Cephesinde rasıt olarak görev yapan başarılı bir Yüzbaşıdır. Vecihi Hürkuş’un yılında ilk savaş uçuşunda ve 26 Eylül 1917’de ilk hava zaferinde rasıtlığını yapan Yüzbaşı Şükrü Koçak.

Şükrü Koçak (D:1886- Ö:16.09.1961) Harp Akademisi mezunudur. 1939-1947 yılları arasında Türk Tayyare Cemiyeti (Türk Hava Kurumu) Genel Başkanlığı yapmıştır. V., VI., VII. Ve VIII. Dönem Erzurum milletvekilliği ve Ulaştırma Bakanlığı yapmıştır.

Bu nedenle beyanatı bugün, dönem yetkililerinin, siyasetçilerin zihniyetini, bakış açısını doğru değerlendirmek bakımından önemlidir. Bu, bir karalama, önemsizleştirme olarak değil, geçmişe bakıldığında hangi noktalardan başlayıp hala aynı noktalara yakın olduğumuzun tespitidir.

HM koçak

Şükrü Bey’in 5 Aralık 1930 tarihli Hakimiyeti Milliye gazetesine verdiği beyanatına bakalım:

VECİHİ’NİN TAYYARESİ VE TAYYARE CEMİYETİMİZ REİS MUAVİNİ ŞÜKRÜ BEY’İN MUHARRİMİZE BEYANATI:

“BUGÜNKÜ TAYYARECİLİK VE VECİHİ BEY’İN TAYYARESİ”

Yarın gazetesinin 30 teşrinisani (30 Kasım 1930) tarihli nüshasının 2, 4 üncü sayfalarında ve 31 teşrinisani (31 Kasım 1930) tarihli nüshasının da ikinci sayfasında Vecihi Bey’in tayyaresi hakkında intişar eden yazılara dair Tayyare Cemiyeti Reis Muavini Şükrü Bey’in mütelaatını sorduk. Şu cevabı verdi:

“Vecihi Bey bir tayyare yapmış ve bunu uçurmağa muvaffak olmuştur. Fakat bu tayyare her hangi bir ihtisas işinin bütün icaplarına cevap verecek mükemmeliyette değildir ve olmasına maddeten de imkan yoktur. Bir defa tayyarecilikte icat devresi çoktan geçmiştir. Şimdi tekemmül devresidir. Tayyareler görecekleri vazife itibariyle birçok cins ve nevilere ayrılmış ve her biri kendi hususiyetlerine göre adım adım tekamül etmiştir. Şimdi Vecihi Bey’in tayyaresini bu esastan mehenge vuralım: Bu bir harp tayyaresi olmadığı gibi, spor ve yolcu tayyaresi olmak vasıflarını da cami değildir. Şu halde hükümet bunu örnek tutup kendisine mal edebilir miydi? Bununla beraber alakadarlar, azim ve emek mahsulü olan bu eseri hiç bir zaman istihfafla karşılamış değildir. Bilakis takdir etmiş, sahibini teşvik ve tebrike layık görmüştür. Vecihi Bey Tayyare Cemiyeti memurlarındandır. İki yüz lira maaş verilerek şahsan ikdar edilmiş ve edilmektedir.”

“Gerek Başvekil ve Büyük Erkanı Harbiye Reisi Paşalar Hazretleri ve gerek cemiyetin reisi bu tayyare için icap eden alakayı göstermiştir. Bu cümleden olmak üzere şunu da kaydedelim ki havai seyrü sefer talimatnamesi mucibince her hangi bir tayyarenin selahiyettar bir tetkik müessesesi tarafında lazım gelen fenni tecrübe ve tetkikleri yapılmadan evel uçması memnu bulunduğu halde kendisine kauni hiç bir muamele yapılmamış bilakis tayyaresini böyle bir tecrübeye sevk için kendisine maddeten bir yardım temin edilmiştir. Şu halde Vecihi Bey’in çoluk çocuğu ile aç bırakıldığı, kendisinin himaye edilmediği eserine lazım gelen alaka gösterilmediği esaslarında cem olunabilen neşriyat tamamile zıddıdır.”

Tayyare fabrikası, basit bir marangoz tezgahı değildir. Fabrika milyonlar sarfile vücuda gelir. Ve orada maksadın, ihtiyacın doğurduğu tayyareler yapılır. Bu işler fennin, yüksek sanayiin en nazik kısımlarıdır. Binaenaleyh memlekette evvela bunlar temin edilir, ondan sonra aranılan evsafı verecek tipler bulunup imal olunur. Şimdiki halde memleket dahilinde kendi eserimiz olarak tayyare yapmak münakaşa mevzuu bile olamaz.

Sanırım, Vecihi Hürkuş’un sivil havacılıkta yaşamını, azmini, mücadelesini bilenler, söz konusu takdirler karşısında kendilerini çok kötü hissedeceklerdir.

Tarih, kızgınlıkların, öç almaların değil, öğrenmenin, ders almanın ve başarının kaynağı olmalıdır.

Bahadır GÜRER

Tayyareci Vecihi Hürkuş Müzesi Derneği

Yönetim Kurulu Başkanı

bh1

bh2

bh3

bh4

(VECİHİ XIV ve Vecihi Hürkuş fotoğrafları TVHMD arşivine aittir.)

Facebook ile Yorum Yapın

1 YORUM

  1. Hani bazen kızıyoruz ya, neden uçak yapamıyoruz diye. Şu meşhur Marshall yardımlarına bağlayıp sıyrılıveriyoruz hani. İnönü’ye kızanlar yok Menderesti diyenler var. Bir havacılık araştırmacısı olarak nacizane şunu demek isterim. Şu Şükrü KOÇAK Beyefendiyi bir deşifre edebilsek bakın neler çıkacak. Gerçek nedenleri gün ışığı gibi göreceğiz aslında. Umarım yakınlarda bu konu gündeme gelecektir. Umarım getiren de ben olurum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.