Türk Hava Kurumu (THK), Cumhuriyet’in ilanından 16 ay sonra 16 Şubat 1925’de Büyük Atatürk’ün emirleriyle “Türk Tayyare Cemiyeti” adıyla kurulmuş, 1935 yılında da Türk Hava Kurumu (THK) adını almıştır. Böylece de ülkemizde havacılığın ilk kurumsal temelleri atılmıştır.

Kuruluş amacı; Türkiye’de havacılık sanayini kurmak, havacılığın askeri, ekonomik, sosyal ve siyasal önemini anlatmak; askeri, sivil, sportif havacılığın gelişmesini sağlamak; bütün bunlar için gerekli olan araç ve gereci temin etmek veya üretmek; personeli yetiştirmek ve havacılıkla iç içe, havacılığa aşina uçan bir gençlik yetiştirmektir.

THK’nun havacılık tarihimizdeki yeri ve önemi bilinmektedir. Cumhuriyetin ilk yıllarında ve ülkenin içerisinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar ve savaş ortamına rağmen büyük Atatürk’ün hangi şartlar altında ve hangi amaçlar için THK’unu kurdurduğu da herkesin malumudur.

Atatürk, “İstikbal Göklerdedir” sözünü Türk Tayyare Cemiyeti’nin açılışında söylemiştir. Burada kastedilen şüphesiz havacılığın geleceğinden ziyade ülkenin, milletin ve gençliğin geleceğiydi.

Başta Sabiha Gökçen olmak üzere yüzlerce pilotu, lisansiye ve teknik personeli  yetiştiren THK’nun şanlı bir geçmişe sahip olduğu bilinmektedir.

Ancak bizim konumuz THK’nun şanlı geçmişinden daha çok içerisine düşürüldüğü kara günler olduğu için, havacılıkta, gerek hava sahasının ve havaalanlarının ortak kullanımı gerekse de diğer konularda bir türlü başarılamayan sivil asker işbirliğinin ve koordinasyonunun nasıl olup da Atatürk’ün en önemli ve belki de son eserlerinden birisi olan THK’nun batırılmasında ve bu kurumun mundar edilmesinde sağlanabildiğini anlamak mümkün değil.

THK’nun nasıl talan edildiğine kısaca bir göz atacak olursak, en baştan THK’nun tüzüğü hazırlanırken bile bu kurumun kendi dinozorları tarafından talan edilebilmesi için ne gerekiyorsa yapılmış.

Örneğin Tüzüğün “Genel Başkanın seçimi Madde 19- Türk Hava Kurumu Genel Başkanı; Büyük Genel Kurul tarafından, en az on delegenin göstereceği Kurum üyesi adaylar arasından, iki yıllık süre için seçilir.” denilmektedir.

THK gibi sıradan bir dernek olmaktan daha çok bir havacılık işletmesinin Genel Başkanının ısrarla delegelerin aday göstereceği kurum üyeleri arasından seçilmesinin zorunlu kılınması bile bize bu konuda bir fikir veriyor.

Oysaki bunun yerine Genel Başkan olabilmek için sadece havacılık tecrübesi şartı aransa, başta THY, DHMİ ve SHGM olmak üzere havacılık kuruluşlarımızda yöneticilik yapmış binlerce personel arasından başkan seçilmiş olsa belki de bu durumlar yaşanmayacak. Bu maddenin derhal değiştirilerek bu kısıtlamaların kaldırılmasının sağlanması THK’nun geleceği bakımından bir zorunluluk olduğu çok açıktır. Zira THK’na delege veya üye olabilmenin zorluklarını ve hangi engellemelerle karşılaşıldığını da bilenler iyi bilir.

Ancak, başkanı mevcut yöntemlerle seçerseniz bunun doğal sonucu olarak da THK’nun çay ocağı işletmesinden binlerce Euro ödeyerek havacılık danışmanlık hizmeti satın alırsınız, kimse de size “be Tosun Paşa hadi aile terbiyesi almadınız, ya TSK’dan aldığınız  terbiyeye ne oldu? Askeri elbiselerini çıkarınca onu da tuvalette mi bırakıp çıktınız” diye sormaz bile.

THK’nun içerisine düşürüldüğü durumdan hiç şüphesiz ki ülkemiz havacılığını düzenleyen, denetleyen ve gerektiğinde yaptırım uygulayan SHGM’nin sorumluluğu da yadsınamaz. SHGM’nin THK ve THK Üniversitesiyle olan vıcık vıcık ilişkileri, SHGM’ye alınacak personelin sınavının bu kurumda yapılması, bazı SHGM personelinin bu kurumda derslere girmesi veya master yapması vb. ilişkiler de bu işlerin tuzu biberi olmuştur.  Sağdan soldan toplama, çakma 5- 10 hocanın yüzlerce öğrencinin omuzuna basarak hocacılık oynadığı bu curcunanın içinde sizin ne işiniz vardı diye sormazlar mı adama?  Pilotaj Bölümü 3. sınıfa gelmiş öğrencinin henüz 1 saat bile uçuşu yok! Alın size havacılık eğitimi.

Yeni atanan Rektör Prof. Dr. Metin Toprak hocanın Allah yardımcısı olsun. Kendisine başarılar dileriz, işi çok zor.

19-20 Eylül 2015 tarihlerinde “Sivrihisar Sportif Havacılık Parkında” yapılan “SHG- Sivrihisar  Hava Gösterileri” ne tek bir personel bile gönderme zahmetinde bulunmayan SHGM’nin THK ile bu kadar sıkı fıkı ilişkiler içerisinde olmasının tabi ki bizim bilmediğimiz bir nedeni vardır. Oysaki THK yöneticileri THK’nın sakalını yolarken Sivrihisar’da  bir havacılık kahramanı sakallı Nasrettin Hocayı uçağa ters bindirerek bırakın Türkiye’yi tüm dünyaya genel ve sportif havacılık dersi vererek, Atatürk’ün   istediği havacılık işte böyle olur diyordu!

Bu arada aynı şekilde, yapılan bu gösterilerden haberdar dahi olmayan DHMİ’nin de Genel Havacılığa el attığı anlaşılıyor. Gerçekten de merakımdan soruyorum, DHMİ bu işin neresindeymiş? Bilen varsa anlatsa da biz de öğrensek. Oysa ki DHMİ’nin bu konuda yapacağı tek bir iş var: hemen yarın sabah “Türkiye’deki genel ve sportif havacılık ile uçuş okullarına DHMİ ücret tarifesi uygulanmaz.”  diye bir karar alırsa, zaten yapması gerekeni yapmış olur ki bunun için de herhangi bir sempozyum, çalıştay veya forum yapmaya  ihtiyaç yoktur.

Ne bileyim vallahi herkesin kendi bildiği daha iyidir vesselam.

Şamil Kafkaslıgil

Facebook ile Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.