THY’de yeni bir dönem…..

Türkiye’de pilot eğitimi için alınacak elemanlarda neden üniversite şartı arandığını bir türlü çözebilmiş değilim. Ciddi şekilde kaynak israfı anlamına gelen bu uygulamanın, milli kaynaklarımızı nasıl da hoyratça kullandığımızı gösteren en güzel örneklerden birisi olduğu kanaatindeyim.

Bu hafta Türk Hava Yolları (THY) bu yanlıştan kısmen de olsa dönmeye başladığının ilk işaretlerini verdi. Hafta içinde ikinci pilot alımı için duyuru yapan THY, ilk defa lise mezunlarını da ikinci pilot olarak kabul edeceğini açıkladı. Ancak bir adım daha atarak, sıfırdan eğitmek üzere alacağı personeli de lise mezunlarından tercih etmesi doğru olacaktır. Hatta çeşitli üniversitelerden mezunları bünyesine alıp, onların yüksek öğretim yıllarını, eğitimlerini çöpe atmak yerine, istediği şartları sağlayan iyi liselerden gençleri pilot olarak yetiştirirse daha doğru olanı yapmış olacaktır. Böylece hem eğitimde kaynak israfı olmaz, hem de THY çekirdekten kendi uçuş personelini kurumsal kültürüyle birlikte yetiştirmiş olacaktır. Gençlerin zaman kaybını önleyip kendisi için de dinamik bir uçucu ekip kadrosu teşkil edecektir.

Geçen yıl ekim ayında, ABD Phoenix’te bulunan, Lufthansa’nın Goodyear Havalimanı’nda konuşlanan Arizona Havayolu Eğitim Merkezi’nde (Airline Training Center Arizona-ATCA) bir gün geçirmiştim. Benim için önemli bir tecrübe olmuştu. Uçuş güvenliğinin ne anlama geldiğini, Lufthansa’nın neden güvenlikte zirvede olduğunu da böylece daha iyi anladım. Peki dünyanın en güvenilir havayollarından biri olarak gösterilen Lufthansa, bu güveni nasıl sağlıyor? Sır, pilotlarının eğitiminde. Geçen yıl aldığım ve hatta bu köşede paylaştığım notlarımı bir kez daha hatırlatmış olayım, belki birileri ders çıkarır.

LUFTHANSA NASIL SEÇİYOR?

Lufthansa, 1970’te yılın 365 günü güneşli, iklimi stabil ve görerek şartlarda uçuşa elverişli olan Arizona’daki Goodyear Havalimanı’nda pilot yetiştiriyor. Maksimum 300 kişilik pilot kontenjanının açıldığı senelerde 6 bin 500’e yakın başvuru oluyor. Almanca ve İngilizce bilmek, Almanya’daki Abitur’dan (Fen Lisesi) ya da ona denk okullardan mezun olmak, gerekli sağlık koşullarını sağlamak, göz numarası 3’ten yukarı olmamak gibi şartlar aranıyor. Pilot adayları ilk olarak “Temel Eğitim”e tabi tutuluyor. Kişilik, bilgi, operasyonel becerilerin ölçüldüğü bu safhada adayların yüzde 30-35’i başarılı oluyor. İkinci safhada “Firma Uyum” süreci eğitiminde de birinci safhadan geriye kalanların yüzde 30’u pilot olma yoluna devam ediyor. Pilot eğitiminin verildiği (ATPL) üçüncü safhada ise pilot adaylarının başarı oranı yüzde 95–98 civarında. Dördüncü ve son safha “Tip ve Hat Eğitimi” nde başarı oranı ise yüzde 99.

TOPLAM EĞİTİM 3 YIL

Toplam 22 ay süren ağır ve zorlu eğitimden sonra pilot adayları 4 ile 8 ay süreli olmak üzere havayolunun farklı departmanlarında staj yapıyor. Akabinde pilot olarak görev başı yapıyorlar. Yer dersleri dahil toplam eğitim süresi yaklaşık 3 yıl sürüyor. Ve uçuş akademisi mezunu olarak pilotluğa adım atıyorlar,

Aynı şekilde kabin personelinin (hostes ve host) eğitimleri için de Singapur Havayolları’nın ‘Singapore Girl’ ismiyle meşhur olmuş hostes eğitim modelini örnek verebilirim. Geçen yıl Singapur Havayolları Türkiye Ofisi Satış ve Pazarlama Kıdemli yöneticisi Derya Pekruh Gerçeker’in organizasyonuyla en iyi kabin personeli olmanın inceliklerini ve ciddi bir eğitim sürecini de Singapur’da tecrübe etmiştim. Hem Lufthansa’da hem de Singapur’da personel tercihinde, o ülkenin vatandaşı olmak ve anadilini bilmek de ilk şartlardan. Bu iki havayolu da uluslararası uçuş yapan önemli şirketler, dolayısıyla iki şirketin tecrübelerinden Türkiye de kendine has bir model çıkarabilir.

(Güntay Şimşek-Habertürk )

Facebook ile Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.