Doç.Dr.Yıldırım Saldıraner, Yeni Alanya.com’daki köşesinde , Türkiye’de Uçak İmalatı yazı dizisinde bu hafta Türk Sanayici ve İş Adamı Nuri Demirağ’ı  yazdı. Saldıraner’in köşe yazısının tam metni;

Türkiye’de uçak imalatı konusundaki geçen haftaki yazımda sizlere hayatını havacılığa adayan, bu amaç uğruna durmadan, yılmadan çalışan, havacılık tarihimizin en önemli isimlerinden, ülkemizde ilk uçak imalatlarını gerçekleşen Vecihi Hürkuş’u yazmıştım. Bugün ise yine 1930’lu 1940’lı yıllarda ilk seri uçak imalatıyla, pilot eğitimleriyle havacılığımızın gelişmesine önemli katkı sağlayan Nuri Demirağ’ı yazacağım.

1886-1957 yılları arasında yaşayan Divriği doğumlu Demirağ, çalışma hayatına bankacılık sektöründe başlamış, 30’lu yaşlarında ticaret hayatına atılmıştır. 1922 yılında, yurt dışından temin edilmekte olan “sigara kâğıdı” imalatını Türkiye’de yapmış, Türk Zaferi adını verdiği sigara kâğıtları satışında büyük başarı ve gelir sağlamış, 1926 yılında demiryolu müteahhitliğine başlayarak binlerce km. demiryolunun yapımını başarı ile tamamlamıştır (Demirağ soyadı da bu başarıları nedeniyle Atatürk tarafından verilmiştir). Daha sonra birçok büyük fabrika inşatlarını da yapmıştır (Bursa’da Sümerbank Merinos Fabrikası, Karabük’te Demir Çelik Fabrikası, İzmit’te Selüloz Fabrikası, Sivas’ta Çimento Fabrikası…). O dönemin ilk milyonerlerinden olan Demirağ, hayır işlerine de önem vermiştir.

Nuri Demirağ ayni zamanda, İstanbul’a Boğaz Köprüsü (projesini hazırlamış ancak dönemin Hükümeti uygun görmemiştir) ile enerji üretilmesi için Keban Barajı yapılması gerekliğini gündeme getiren ilk kişidir. O yıllarda yabancılardan 33 liraya alınan çimentonun ülkemiz fabrikalarında imal edilerek 13 liraya satılabileceğini önermiş ancak çimento fabrikası yapma talebi de kabul edilmemiştir. Divriği’de yapmak istediği Gök Üniversitesi, 100.000 kişilik sanayi kenti, örnek köy projeleri de Hükümet desteği görmediğinden gerçekleşmemiştir.

Demirağ’ın havacılık sanayine ilgisi 1932 yılında başlamıştır. Ülkemizin uçak ihtiyacının yoğun olarak gündeme getirildiği bu yıllarda Demirağ konuya ilgi göstermiş, yanına aldığı mühendis ve teknisyenlerden oluşan bir ekip ile Almanya, Çekoslovakya,  İngiltere ve Amerika’daki uçak fabrikalarında incelemelerde bulunmuş ve uçak imalatı işine girmeye karar vermiştir.

1936 yılında “Türk, tayyaresini kendi eliyle yapmalıdır. Mademki bir millet tayyaresiz yaşayamaz. O halde, bu yaşama vasıtasını başkalarının lütfünden beklememelidir. Size, katiyetle söylüyorum. On seneye varmadan biz, bütün tayyarelerimizi motorlarıyla beraber, en küçük vidasına kadar, baştan başa kendimiz yapacağız.”  diyerek uçak imalatı konusundaki hedefini ortaya koymuştur. Demirağ, milli uçak yapılmasının gerekliliği konusundaki görüşünü de şu şeklide belirtmiştir; “Avrupa’dan, Amerika’dan lisanslar alıp tayyare yapmak kopyacılıktan ibarettir. Demode tipler için lisans verilmektedir. Yeni icat edilenler ise bir sır gibi, büyük bir kıskançlıkla saklanmaktadır. Binaenaleyh kopyacılıkla devam edilirse, demode şeylerle beyhude yere vakit geçilecektir. Şu halde Avrupa ve Amerika’nın son sistem tayyarelerine mukabil, yepyeni bir Türk tipi vücuda getirilmelidir.”

Demirağ, yerli uçak yapımı için hazırladığı 10 yıllık program dâhilinde İstanbul Beşiktaş’ta Barbaros Hayrettin Paşa iskelesinin yanında “Tayyare Etüt Atölyesi”ni kurmuş (AR-GE dâhil), kısa sürede atölyeyi fabrika seviyesinde büyütmüştür. Bu fabrika’da Çek mühendis-teknisyenler de çalışmıştır. Uçak tasarım işini Türkiye’nin ilk uçak mühendisi olan Selahattin Reşit Alan üstlenmiştir (Alan, 1938 yılında kendi tasarladığı Nu-36 uçağını THK’na göstermek üzere Eskişehir İnönü Meydanı’na yaptığı uçuş sırasında geçirdiği kazada hayatını kaybetmiştir).

Demirağ tayyare meydanı (havaalanı) yapmak üzere Yeşilköy Elmas Paşa çiftliğini satın almış ve o dönemde Avrupa’da dahi çok az sayıda bu büyüklükte meydan mevcut iken 1.559 dönüm arazi üzerinde 1.000×1.300 metre boyutlarında bir meydan oluşturmuştur (Günümüz Atatürk Havalimanı arazisinin önemli bir kısmı).  Bu alanda ayrıca, Gök Okulu, 150 yataklı öğrenci yurdu, uçak tamir atölyesi ve hangarlar da inşa edilmiştir (Demirağ, Divriği’de de ortaokul düzeyinde bir havacılık eğitim merkezi açmış, bütün masraflarını karşıladığı öğrencilerden başarılı olanları İstanbul’daki okula pilot olmak üzere getirmiştir.).

Geliştirilen birçok tasarım arasından Nu D-36 (sivil; eğitim- askeri; avcı) ve gövdesi metalden (alüminyum) Nu-38 (sivil; yolcu – askeri; bombardıman) adı verilen uçakların imalatına başlanmıştır. Nu D-36 uçaklarından 12 adet, Nu-38 uçağından ise 1 adet imal edilmiştir.Selahattin Reşit Alan baş mühendisliğinde Türk ve Alman mühendisleri tarafından tasarlanan Nu D-36 uçağı, tek motorlu, 2 pilotlu, 182 km/saat hıza sahip, 5,5 saat havada kalabilen, 500 km. menzilli, 3.500 metre azami uçuş yüksekliğine çıkabilen bir uçaktı. Uçağın gövde, kuyruk ve kanatları bez kaplamaydı.  Bu uçak ile Gök Okulu’nda 300 yakın pilot yetiştirildi. Türk Hava Kurumu (THK) 10 adet NU D-36 uçağı (bazı kaynaklara göre 24 uçak) ve 65 adet planör imalatı için sipariş verdiyse de, Eskişehir kazası sonrasında uçak siparişini iptal etmiştir (Planörler imal edilerek teslim edilmiştir).

Türk ve Alman mühendisler tarafından yapımına başlanan Nu-38 uçağının tamamlanması II. Dünya Savaşı nedeniyle Alman mühendislerin ülkelerine geri dönmeleri sonucu aksamış, 1943 yılında tekrar başlatılan çalışmalar ile 1944 yılında tamamlanan uçağın ilk uçuşu 11 Şubat 1944 tarihinde Hasan Basri Alev ile Mehmet Altunbay tarafından  yapılmıştır (uçağın motorları hariç diğer tüm kısımları milli imalattı). 2 pilot tarafından uçurulan, 4 yolcu kapasiteli, çift motorlu 271 km/saat hıza ve 1.000 km. menzile sahip kapalı kabinli uçak havada 3,5 saat kalabiliyordu. Toplamda (pilotlar, yolcular ve kargo) 700 kg. ağırlık taşıyabilen uçak 6.500 metre uçuş yüksekliğine çıkabiliyordu.  26 Mart 1944 tarihinde uçuşa elverişlilik belgesi alan Nu-38’in ilk tanıtımı İstanbul-Ankara uçuşu ile yapılmış ve daha sonra yurt içi-yurt dışı pek çok merkeze de tanıtım uçuşları gerçekleştirilmiştir. Amerika ve Avrupa yapımı uçaklar ile rekabet edebilecek döneminin ileri teknolojik özeliklere sahip Türkiye’nin seri imalata hazır ilk milli yolcu uçağı olan Nu-38 uçağı için hiç sipariş gelmemiştir.  İspanya, İran ve Irak’tan gelen taleplerde çeşitli engellemeler sonucunda gerçekleşmemiştir. Mehmetçik adı verilen ilk uçak da maalesef Demirağ’ın ölümünden sonra korunamamış, hurdacılara satılmıştır.

Nu D-36 ve Nu-38 uçaklarının satılamaması ve diğer olumsuzluklar (özellikle özel sektörün uçak yapmasının engellenmesi) tayyare fabrikasının kapanmasına neden olmuştur (1949 yılında harp sanayi yetkisi iptal edilmiş, akabinde Yeşilköy’deki meydan arazisi de kamu tarafından havaalanı yapımı için istimlâk edilmiştir). Diğer bir ifade ile Vecihi Hürkuş’a yapılan engellemeler benzeri, Nuri Demirağ’ın çalışmaları da engellenmiş, özel sektörün Türkiye’deki uçak imalatına son verilmiştir.

Demirağ, 1945 yılında siyasete atılmış, Parti kurmuş ancak Meclis’e girememiş, 1954 yılında ise Demokrat Parti listesinden milletvekili seçilmiştir. 1957 yılında vefat etmiştir.

Nuri Demirağ’ın yaşadıklarından çıkaracağımız ders de, Vecihi Hürkuş’un yaşadıklarından çıkaracağımız ders ile ayni. Başarı ve gelişme için onlar gibi ileri görüşlü, kendini işine adayan kişilerin teşvik edilmeleri, desteklenmeleri gerektiği. Bugün Türkiye’de uçak imal edebilecek ise bunu Hürkuş, Demirağ, Alan ve onun yolunda gidenlere borçluyuz. Eğer 1930’lardaki uçak imalatları sürebilseydi, belki de bugün dünyanın sayılı uçak imalatçıları arasında olacaktık. Önümüzde yine fırsatlar var, umarım bu defa doğru adımlar, doğru oluşumlar ile uçak sanayinde iyi bir yer alırız. Uçak imalatının ille de kamu tarafından yapılması şart değil. Olabilecek özel sektör girişimleri de (uçak parça imalatları dâhil) mutlaka desteklenmelidir.

Ulu önder Atatürk’ün dediği gibi; “İstikbal Göklerde”. Bu görüşle çalışmak, başarmak zorundayız.
Haftaya görüşmek üzere, sağlıcakla kalın…

Not; Bu yazımda ağırlıklı olarak “http://nuridemirag.com/” web sitesinden ve Can Erel’in “Türkiye’de Endüstrinin Gelişiminde İz Bırakanlar” isimli kitabından  (www.canerel.com.tr) yararlandım.

Facebook ile Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.