Salı, Mart 24, 2026

BU HAFTA İLK 5 HABER

Benzer Haberler

Dr. Hüseyin Fazla: 400 insanlı, 400 insansız, Toplamda 800 Savaş Uçağı İçin Türkiye Kolları Sıvadı

2025-2035 yılları arasındaki asgari 10 yıllık ara dönemdeki savaş uçağı ihtiyacımız için Eurofighter ve F-16 Viper tedarik süreçlerinin devreye sokulması ihtiyacı doğdu. Bu on yıllık boşluğu doldurabilecek (gap filler) savaş uçaklarını satın almadan “idare edelim” demek, Üçüncü Dünya Savaşına doludizgin gitmekte olan dünyamızın gerçekliğinden kopuk bir Türkiye’de yaşamayı seçtiğimiz anlamına gelir ki, bu riski sanıyorum aklı başında hiçbir kimse satın alamaz.

Türkiye’nin 400 kadar insanlı savaş uçağına ve bu uçaklarla beraber görev yapabilecek şekilde 400 kadar insansız savaş uçağına sahip olması gerektiğini hava harekâtının rasyonel gerekçeleri yanında bölgemizdeki ülkelerin hava kuvvetlerinin envanterleri de dikte ettiriyor. Bu 400 sayısının merkezinde de ilk uçuşunu (P0) 21 Şubat 2024 tarihinde gerçekleştiren Millî Muharip Uçak KAAN yer alacaktır. Halen üretim bandında olan P1 ve P2 prototiplerinin 2026 yılının Nisan ayından itibaren uçuş test sürecine dahil edilmeleri planlanıyor. Bu takvime bakıldığında, limitli yeteneklerle üretilmesi beklenen KAAN Blok 10’ların 2028’de değil ancak 2030-32 yıllarında Türk Hava Kuvvetleri envanterine katılmasının söz konusu olabileceğini değerlendiriyorum. Hakiki manada beşinci nesil KAAN’ları ise ancak 2035-40 bandında savaş uçağı filomuzda görebileceğiz. Daha iyimser tedarik senaryolarıyla coşmaya gerek yok. Gerçekçilik iyidir. Öte yandan bu takvim bile hummalı bir gayretle KAAN geliştirme ve üretim programına önem vermemiz gerektiğini bize dikte ettiriyor.

İşte bu nedenle 2025-2035 yılları arasındaki asgari 10 yıllık ara dönemdeki savaş uçağı ihtiyacımız için Eurofighter ve F-16 Viper tedarik süreçlerinin devreye sokulması ihtiyacı doğdu. Bu on yıllık boşluğu doldurabilecek (gap filler) savaş uçaklarını satın almadan “idare edelim” demek, Üçüncü Dünya Savaşına doludizgin gitmekte olan dünyamızın gerçekliğinden kopuk bir Türkiye’de yaşamayı seçtiğimiz anlamına gelir ki, bu riski sanıyorum aklı başında hiçbir kimse satın alamaz. Nitekim ülkemizi yöneten siyasî ve askerî erkan da sağduyulu davrandı, ara dönem uçaklarını tedarik için gereken adımları atma yoluna gitti. Bilinmesinde fayda var; 2019 yılında F-35 programından çıkarılmadan önce Türkiye; Hava Kuvvetleri Kuvvet Yapısı Planı gereği 96-116 civarında F-35A (+ Donanma için 16-24 adet F-35B) tedarik etmeyi planlıyordu. F-35’in verilmemesi bahse konu kuvvet planı gereği takip edilen tedarik sürecini kesintiye uğrattı, hesaplar bir anda şaştı. Yeni durumda ortaya çıkan savaş uçağı ihtiyacını, F-16 Viper ve Eurofighter tedarikleriyle (bu uçakların birtakım kısıtlarına rağmen) olabildiğince ikame etmek, tamamlamak için adım atılmak zorunda kalındı. F-35 programına hiç dahil olunmasaydı, muhtemelen 2010’lu yılların başında ilave 80-120 adet F-16 Viper tedarik süreci başlatılabilirdi. Dolayısıyla da bugün çokça bizi meşgul eden ‘ara dönem uçağı’ ihtiyacı gündemimizde olmazdı. Bu açıklamayı niye yapıyorum? Bazı platformlarda “Türk Hava Kuvvetleri savaş uçağı ihtiyacını en başından itibaren niye göremedi, zamanında gereğini niye yapmadı?” benzeri sorular gündeme getiriliyor. Bu tür görünürde haklı ama gerçekte mesnetsiz suçlamalara kısa bir yanıt olsun diye bu açıklamayı burada dipnot olarak ifade etmek istedim.

Eurofighter Tedariki

Başlangıçta 30 Eylül 2021 tarihinde F-16V tedarik sürecini başlatan Türkiye; bu sürece paralel olarak Eurofighter Typhoon savaş uçaklarını da satın alma opsiyonunu devreye soktu. Bu yolda oldukça zor bir görüşme ve müzakere takvimini İngiltere ile kol kola yönetti. Esasında Türkiye’nin bu uçağa ilgisi yeni değildi. Bu uçağın henüz geliştirme aşamasında, henüz ilk prototip uçmadan önceki dönemde, 1990’lı yılların başında EF Ankara’nın gündemine gelmişti. O dönemde Ankara ile Eurofighter konsorsiyumu (İngiltere, Almanya, İspanya ve İtalya) arasında sık sık görüşmeler yapılıyordu, ancak sözleşme şartları ve özellikle satın alma ve bakım maliyetleri nedeniyle bu görüşmeler sonuçsuz kalmıştı. 2000’li yılların başında tekrar EF satın alma konusu gündeme geldiğinde ise Ankara, beşinci nesil savaş uçağı F-35 programına üretim ortağı olarak dahil olunca, haliyle dördüncü nesil bir uçak olan EF tedarikini de rafa kaldırmıştı.

Son dönemde ABD ile F-35 tedarikine ilişkin yaşanan olumsuz gelişmelerin bir sonucu olarak, Türkiye, Eurofighter tedarikini de gündemine almak zorunda kaldı. Ancak tahminlerin aksine bu uçağın üreticileri olan Avrupa konsorsiyumu ülkelerinin olurunu almak da pek kolay olmadı. Zira, Eurofighter Typhoon’un Türkiye’ye satışı, konsorsiyum ülkelerinin oybirliğiyle onay vermesini gerektiren karmaşık bir mekanizmanın yönetilmesini de gerektiriyordu. Esasında Londra’nın öncülük ettiği satış sürecine Madrid ve Roma da destek veriyordu ancak Berlin Hükümeti, Türkiye’de ‘hukukun üstünlüğüne saygı duyulmadığı’ gerekçesiyle Ankara’yı oyalamaya devam ediyordu. Almanya’nın attığı EF kördüğümü, konsorsiyumda yer alan diğer üç ülkenin aktif desteğiyle ancak 23 Temmuz 2025 tarihinde çözülebildi. Bazı kaynaklara göre kördüğümün çözülmesi öyle kolay, koşulsuz olmadı. İddialara göre Türkiye, uçakların yalnızca NATO çerçevesinde kolektif savunma amacıyla kullanılacağına ve başka bir NATO üyesine (açıkça Yunanistan’a atıfta bulunularak) karşı kullanılmayacağına dair güvence vermişti. Bu güvencenin, Almanya’nın kararını şekillendirdiği ifade ediliyor.

Sonrasında taraflar arasında birkaç ay daha süren ilave teknik görüşmeler yapılarak nihai anlaşma noktasına gelindi. Nitekim 27 Ekim 2025 tarihinde Ankara’da gerçekleşen Erdoğan-Starmer görüşmesinde, 20 adet en son nesil (Tranche 4) Eurofighter Typhoon savaş uçağının satışını garantileyen anlaşması imzalanabildi. Buna göre T4’lerin Türk Hava Kuvvetlerine teslimatı en erken 2030 yılında mümkün olabileceği ifade edildi.

Satış anlaşmasının içeriği tam olarak taraflarca paylaşılmasa da projenin ana yüklenicisi BAE Systems, 20 adet EF ile birlikte Meteor havadan havaya füzeleri ve Brimstone havadan karaya füzelerinin satışını da kapsayan 5,4 milyar sterlinlik (yaklaşık 7 milyar dolar) bir anlaşma paketine imza atıldığını duyurdu. Türk Millî Savunma Bakanlığı da benzer bir ifade ile anlaşmaya açıklık getirme arayışında oldu. Starmer ise sözleşmenin değerini 8 milyar sterlin (yaklaşık 10,7 milyar dolar) olarak açıkladı. Anlaşıldığı kadarıyla İngiltere Başbakanı bu rakama, anlaşmanın İngiliz savunma endüstrisi ekosistemine sağlayacağı ekonomik getirileri ile ayrıntıları henüz bilinmeyen (örneğin 3 yıl boyunca uçakların lojistik desteğinin doğrudan İngiltere tarafından karşılanması maliyeti vb.) bazı seçenekleri de dahil etmiş olabilir.

Yazının devamı için;  TIKLAYINIZ

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

ÇOK OKUNANLAR