Ankara Bağ Evi, harika bir kültür çalışması ve büyük bir kazanım. Keçiören’de kalan son birkaç bağ evinden birisi olan ev “Gedikoğlu Bağı” olarak biliniyormuş. Bağ evi Vehbi Koç’un eniştesi Ali Gedikoğlu tarafından yaptırılmış. Zaman içerisinde Vehbi Bey bu evi satın almış. Vehbi Bey’den de kızı Semahat Arsel’e kalan bu bağ evi 2006 yılında restore edilmek ve Ankara kültürüne hizmet etmesi için Vehbi Koç Vakfı’na bağışlamış.

Bağ Evini gezerken yine bir ilk karşıma çıktı. Hem de duvara çerçevelenerek asılmış halde. Türk Hava Kurumu (THK) Müzesinde sergilemek istediğimiz ancak bir türlü orijinalini bulamadığımız “Yuvanız şen olsun” sertifikası.

Daha önceki yazılarımdan birinde Türk Tayyare Cemiyeti’ne (T.Ta.C.) gelir getirici faaliyetlerden söz etmiştim. Antetli kâğıtlar, noter, soyadı, sağlık, asker terhis belgesi vb. birçok basılı kâğıt boş halde satılmaktaydı. Buradan elde edilen küçük miktarlar da cemiyete gelir olmaktaydı.

İşte bu gelirlerden olan, çok çarpıcı bir örnek daha vardı. Evlilik cüzdanları. Tayyare Cemiyetinin hazırlattığı deri kaplı evlilik cüzdanlarının iç sayfalarının tam ortasında tayyare resmi. Bu çizim tayyare, T.Ta.C. alameti farikası (Logosu) olarak birçok yerde kullanılmaktaydı.

Evlenenler satın aldıkları cüzdanları için küçük miktar para vermekteydiler Tayyare Cemiyeti şubelerine, ayrıca yardım yapanlarda oluyordu. İşte tam bu sırada evlenecek çiftlere sertifika niteliğinde, Cemiyet logolu süslenmiş hatıra belgeler veriliyordu. Kadının ve erkeğin resimlerinin yapıştırıldığı, altında Osmanlıca yuvanız şen olsun yazısı.

Daha sonraki yıllarda Bursa gezim sırasında ikinci kez karşılaştım söz konusu belge ile. Bursa Kent Müzesinde açıklaması ile birlikte sergileniyordu. Çok mutlu olmuştum. Nihayet saklı kalmış bir tarih parçasını daha gün yüzüne çıkarmaya başlamıştık. Eminim ki, yine hiç ummadığımız bir anda ve yerde yuvanız şen olsun belgesi tekrar çıkacak karşımıza. Osmanlıca olan belge üzerine yoğunlaşmaya başlayınca, dikkatimi çeken ve yorumlayabildiğim tek bölüm olan, bir dönem T.Ta.C.’nin logosu da olarak kullanılan uçak figürü olmuştu. O dönemki adıyla Vecihi Faham’ın düşüncesi olan bu uçaklı figür farklı bir formda belgenin üst ortasında yer almaktaydı. Ancak bu belgede ve diğer kullanımlardaki çizimlerin kime ait olduğuna bir türlü ulaşamamıştık. Eğer yanılmıyor isem, bu tür çizimlere vinyet deniyor. Vinyet bir kitapta veya el yazmasında dekorasyon, metnin başında veya sonunda küçük bir çizim veya süslemedir. Grafik tasarımda resimlere veya resme bir çerçeve için verilen eşsiz bir form gibi de bilinir. Resmin kenarları düz çizgisel olmaktan ziyade, benzersiz bir taslağa sahip dekoratif resimlerle örtülüdür.

Geçenlerde, kütüphanede Türk Nümismatik Derneği yayınlarından bir kitabın kapağını tesadüfen gördüm. Gördüğüm kitabın rafını geçtikten sonra duraksadım. Acaba az önceki kitabın kapağında uçak mı gördüm? Evet, gözlerim, gözlüğümün de yardımıyla beni yanıltmamış. Kitabı elime aldığımda kapakta Osmanlıca yazılı, vinyet içerisinde bir tayyare figürü vardı. Hem de ne tayyare, bu Vecihi K-6 idi. Heyecanımı siz tahmin edin artık. Kitap Heykeltıraş-Ressam-Para-Pul ve Madalya Modelcisi Mesrur İzzet Bey (Ahmet Mesrur Durum) hakkında idi. Yazarı da Türk Hava Kurumu (THK) Müzesinde iken tanışma şansına eriştiğim değerli büyüğüm Celil Ender idi. Diğer yazarı da Sayın Orhan Okay.

İnternet ortamında araştırdığım kadarı ile bu harika tasarımı yapan Mesrur İzzet Bey ( Ahmet Mesrur Durum) hakkında bulabildiğim bilgileri sizlerle paylaşmak isterim. Heykeltıraş, Ressam, Para, Pul ve Madalya Modelcisi. Özellikle de İstiklal Madalyasının heykeltıraşı.

MESRUR İZZET BEY KİMDİR?

Mustafa İzzet Ebuşen Bey ile Nafia Hanımın oğludur. Babası Mustafa Bey vilayet muhasebecisi olarak Bosna Hersek’e tayin edilince 6 Mayıs 1873 tarihinde orada doğmuştur. Nüfusta adı Ahmet Mesrur olarak geçmiştir. Soyadı kanununun kabulünden sonra da “Durum” soyadını almıştır. 1921 yılında Ayşe Raciha Hanımla evlenmiş iki kız ve bir oğlu olmuştur. Oğlu Metin Durum ve bir kız kardeşi halen Amerika da yaşamaktadır. Sanatçı 18 Aralık 1952 yılında vefat etmiştir. İçerenköy mezarlığındaki mezar taşında İstiklal Madalyasının heykeltıraşı olduğu yazmaktadır.

Mesrur Bey, Emirgan rüştiyesinden sonra 1886 yılında tıbbiye idadisini bitirip, tıbbiye mülkiyesinde eğitimine devam etmiştir. 1889 yılında Tıbbiye’den ayrılarak Sanayi-i Hümayun’un heykeltıraşlık bölümüne girmiştir. 1894 yılında mezuniyet sınavları için hazırlanan heykeller, büyük İstanbul depreminde kırılmıştır. Tekrar edilen sınavlar sonucunda da birincilikle heykeltıraş diplomasını almıştır. Ayrıca altın maarif ve sanayi madalyası ile ödüllendirilmiştir. Bu ödüllerden sonra dört yıllığına Paris’e öğrenim için gönderilmesine karar verilmiştir. Annesinin rahatsızlığı nedeniyle Paris’e gidememiştir. Bunun üzerine İstanbul Yıldız Çini Fabrikasına atanmıştır. Modelci yardımcısı olarak başladığı bu fabrikada giderek işletmenin müdürlüğüne kadar yükselmiştir. 1914 yılında çinicilik okulunu kurmuştur. 1905 yılında Darpane-i Hümayun’da modelcilik yapmaya başlamıştır.

Mesrur İzzet Bey’in 1. Dünya Savaşı sonrasında Yıldız Porselen Fabrikasındaki Müdürlüğüne son verilmiştir. Cumhuriyet döneminde 100, 5, ve 25 kuruşluk gümüş paraların tasarımlarını yapmış ve yarışmada birincilik kazanmıştır. 1943 yılındaki Bronz on paraların tasarımlarını da yaparak tekrar birincilik kazanmıştır. Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli madalyası olan İstiklal Madalyası’nın tasarımını da yapmıştır.

BELİRTİ, İZ, NİŞAN, İŞARET = BRÖVE ( DENİZ HAVACILARI İÇİN )

Sanatçının yapmış olduğu bir başka çalışma ise, Osmanlı Deniz Tayyarecilerine mahsus alamet (Belirti, işaret, iz, nişan). Yani günümüz Türkçesi ile Bröve. Bröveler, görev ve sınıf belirten mesleki alametler olup, madalya ve rozetlere benzemekle birlikte, taşıdıkları anlam itibari ile bunlardan farklı nesnelerdir.

 

 

Bu konuya ilişkin Osmanlıca belgelerin Türkçeleştirilmiş halini yazıma almayı uygun gördüm. Umarım bir başka araştırmacıya katkısı olur.

Numero-678 – Bahriye Tayyarecileri ile Rasıtlarına mahsus olmak üzere bir “Alamet-i Mahsusa ve Hatıra” ihdas (ortaya çıkarma, meydana getirme) edilmiştir.

2 Mayıs 1917 / 10 Recep 1333

Takvim-i Vakayi ile neşir ve ilanı: 19 Recep 1333 Numero: 6880

Madde-1: Bahriye Tayyarecileri ile Rasıtlarına mahsus olmak üzere bir “Alamet-i Mahsusa ve Hatıra” ihdas edilmiştir.

Madde-2: “Alamet-i Mahsusa ve Hatıra” iş bu nizamnamenin zirindeki resimde irade olunan şekil ve cesametinde olup Gümüşten imal olmuş ve tezhib (süslenmiş) edilmiş ve etrafı kaidesinde kurdele teşkil etmek ve balasında sorguçlu kavuk bulunmak üzere defne dalı ile çerçevelenmiştir. İş bu çerçevenin vasatında bir deniz tayyaresi ve bu tayyarenin altında Çanakkale Boğazı mersumdur. Defne dalı ile kavuk ve deniz tayyaresi ile Çanakkale Boğazı kabartmadır. Alamet-i Mahsusa ve hatıranın tulu Yetmiş Milimetre ve arzı Kırk Altı Milimetre ve merkezinde pehni Üç Milimetre ve etrafında pehni İki Milimetre üstündeki kavuğun pehni Üç Buçuk Milimetre ve etrafındaki kabartma Defne dalının pehni Üç Milimetre ve tayyare ile Çanakkale’nin kabartma yüksekliği yarım milimetredir. İş bu “Alamet-i Mahsusa ve Hatıra”nın arkasına kesb istihkak edenin ismi ve tarihi itası hak edilecektir.

Madde-3: “Alamet-i Mahsusa ve Hatıra” elbise-i resmiyede setre ve ceketin sol tarafına ve yukarısından itibaren İkinci ve Üçüncü düğmenin vasati hizasına ve sivil elbisede sol memenin Dört parmak altına talik olur.

Madde-4: “Alamet-i Mahsusa ve Hatıra” tayyarecilik mektebi imtihanlarında şerait muayeneye veçhile muvaffak olarak devre-i tansili ikmal eden bilumum bahriye tayyarecilerine ve bedel tahsil vakti hazarda İki Bin ve vakti seferde Bin Kilometre tayyarana muvaffak olan bilumum rasıtlara mekteb müdiri veya istasyon kumandanı tarafından vuku bulacak inha üzerine Bahriye Nazırı’nın tasvibi ile ita olunur. Kendilerine birer vesika verilir.

Madde-5: “Alamet-i Mahsusa ve Hatıra” ya nail olanlar Alamet-i mezkureyi ancak tayyare kıtaatında müstandem bulundukları müddetçe taşımak hakkı haizdir. Tayyare kıtaatından infisal edenlerin de kendilerinden “Alamet-i Mahsusa ve Hatıra” istirdat olunarak silsile-i meratebe riayet Bahriye Nezareti’ne iade olunur. Fakat laakal Dört sene tayyarecilik veya rasıtlık hadametinde bulunmuş olanlar ve hadamet fevkalade ve yararlılıklarından tevale-i “Alamet-i Mahsusa ve Hatıra”yı daima muhafaza etmek için müsaade-i mahsusa ita edilmiş olanlar esna-i harbde ifa-i hadamet edenler ve tayyare ile kazazede olup ifa-i hadmete muktedir olamayanlar ve ahval sahiye ve tarafı veya imali gibi izar ve esbab telayesiyle tayyare kıtaatından infisal edenler “Alamet-i Mahsusa ve Hatıra”yı her zaman muhafaza ve talik edebilirler.

Madde-6: İş bu “Alamet-i Mahsusa ve Hatıra”yı her zaman muhafaza edecek olanlardan vefat-ı vuku bulanların “Alamet-i Mahsusa ve Hatıra” hakkı talikleri bulunmamak üzere evlad-ı zükürden kebirine ve evlad-ı zükürden bulunmadığı takdirde evladı inas’ın ın kebirine intikal eder.

Madde-7: Bu nizamnamenin tarihi neşrinden itibaren meri olacaktır.

Madde-8: Bu nizamnamenin icrasına Bahriye Nazırı memurdur.

İş bu layiha-i nizamiyenin mevkii meriyete vazını ve nizamat-ı devlete ilavesini irade eyledim.

10 Recep 1333

Mesrur İzzet Bey hakkında daha birçok şeyi bilmediğimiz kanısındayım. Bir havacı olarak Türk Tayyare Cemiyetine ait önemli çizim ve tasarımları da yapmış olduğuna inanıyorum. Sadece küçük bir örneğini sizler ile paylaşmaya çalıştım. Hakkında yazılmış kitaplara ulaştığımda havacılık adına yaptığı diğer eserlerini de öğrenmek ümidiyle.

 

Mustafa KILIÇ

Havacılık Tarihi Araştırmacısı-Yazar

sontayyareci @gmail.com

 

 

 

 

Facebook ile Yorum Yapın

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.