Üyelikleri askıya alınan THK Merkez Denetleme Kurulu üyeleri adına yapılan basın açıklamasında, Kurumda son günlerde yaşanan olaylara değinildi.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı ;

THK 13 Ekim 2018 Tarihinde Türk Hava Kuvvetleri Delegesi olarak gösterilen, Türk Hava Kurumunu hiç tanımadığı ve delegeler tarafından hiç tanınmadığı halde Hava Kuvvetleri Komutanının genel kurulda delegeden seçilmesi için destek istemesi neticesi A. Bertan Nogaylaroğlu genel başkan seçilmiştir.

Türk Hava Kurumu ve Türk Hava Kuvvetleri 94 yıldır ikiz kardeş konumundadır. Dolayısıyla Hava Kuvvetleri Komutanının Bertan Nogaylaroğlu lehine genel kuruldaki kefaleti Türk Hava Kurumu tarafından kıymetliydi ve Bertan Nogaylaroğlu kolaylıkla seçilebildi. Bu sebepten ötürü bugün THK’nın A. Bertan Nogaylaroğlu kaynaklı problemler yumağına Hava Kuvvetlerimiz kayıtsız kalamaz, kalmamalıdır,

Bertan Nogaylaroğlu, göreve geldiği ilk günden beri kendisini delegenin seçmediğini, Sayın Cumhurbaşkanımızı kastederek en tepeden atandığını söyledi; hiçbir şube başkanımızın telefonuna çıkmadı, görüşme talebini kabul etmedi. Aslında sırf bu tavrı bile söylediğinin doğru olmadığının, seçmen iradesine en büyük önemi veren Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından gönderilmiş olamayacağının ispatıydı. Fakat bizler, genel başkan olduğu için kendisine saygıda hiçbir zaman kusur etmedik,

Kurumun karşı karşıya olduğu mali sorunların çözümü için akla mantığa sığmayan, absürt vaatlerde bulundu. Bunlardan bazıları, devlete olan SGK ve vergi borçlarını sildirmek, Diyanetten her yıl 20 milyon lira, Mehmetçik Vakfından da 10 milyon lira tahsilat karşılığında deri toplama işini onlara bırakmak, Hava Kuvvetlerinden 150 uçak siparişi almak, gayrimenkullerimizi Özelleştirme İdaresine devredip nakit ihtiyacımızı çözmek, Vakıfbank’tan düşük faizle kredi alıp borcu yapılandırmak. Bunları yapıldı diye yazıya dökerek birimlerle paylaşmakta dahi sakınca görmedi. Sonradan bu hususlarla ilgili görüşme dahi yapılmadığı ortaya çıktı,

Genel Kurul’dan evvel her şeyin kendisine izah edildiği ve tabloyu bilerek genel başkan seçildiği halde,  ilk günden itibaren kasıtlı olarak eski yönetime suçlama ve iftiralarda bulundu; adeta enkaz devraldığı algısını yarattı,

Ehliyet ve liyakat sahibi üst yönetim kadrosunun tümünü birinci ay işten atıp yerlerine iki kat maaşla tecrübesiz ve liyakatsiz kendisinin ve genel sekreter yaptığı Rafet Yavuz’un eşini dostunu işe başlattı. Böylece kurumun bütün hafızası yok edildi,

Üniversite mütevelli heyeti üyelerini, yasal görev süreleri dolmadan görevden aldı ve yerlerine yakınlarını atadı. Mali zorluklar içinde bunalmış yüksek faizlerle kredi alarak yürütülmeye çalışılan THK Üniversitesinin rektörünün maaşına %80 artış yaparak 25 bin liraya çıkardı,

THK’nın mevcudiyet sebebi olan ve 1929’dan beri uluslararası seviyede uhdesinde tuttuğu sportif havacılık yetkisini (FAI) başka bir kuruluşa devretme girişiminde bulundu,

Temsil ödeneği aldığı halde kendisine kurum kasasından fahiş fiyatla konut kiraladı ve basında yer aldığı şekliyle şahsi harcamalarını da kuruma ödetmiştir,

Gerekli alt yapı ve uçaklar Kurum’da bulunduğu ve geçmiş dönemde her türlü hazırlık yapıldığı halde çok düşük miktardaki teminat mektubu tedarik edilemediği için havadan kuduz aşılama ihalesine teklif verilemedi ve kurum milyonlarca liralık kayba uğratıldı,
THK’nın 35 yıldır sürdürdüğü uçakla yangın söndürme işine teminat mektubu tedarik edilemediği için girilemedi. İstekli kimse çıkmayınca bu altyapının ülkemizdeki yegâne sahibi kurum, İdare (Orman Bakanlığını) tarafından pazarlığa davet edildi. Bir önceki dönemden yüzde 40 fazla fiyat verilip, idarenin fiyatı çok fahiş bulmasından ötürü anlaşma yapılamadı. Anlaşma yapılsaydı dahi, basiretsiz yönetimden ötürü uçaklar faal halde değildi ve hizmet verilemeyecekti. Böylece THK’nın en önemli misyonu işlevsiz bırakıldı ve kurum milyonlarca liralık kayba uğratıldı. Halen uçakların faal tutulması için gereken milyonlarca liralık masraf THK tarafından harcanmaya devam edilmekte fakat karşılığında hiçbir gelir  sağlanamamaktadır. Bu başarısızlığı perdelemek için genel sekreter Rafet Yavuz tarafından basına beyanat verdirilmiş ve Orman Bakanlığı şaibe altına sokulmaya çalışıldı. THK’nın elindeki milli filoya rağmen alamadığı ihalenin yerine Orman Bakanlığı Rus yangın helikopterleri kiraladı ve döviz krizi yaşadığımız bu dönemde 10 milyonlarca dolarımızın yurt dışına gitti,

Beş yıldır sürdürmekte olduğumuz ve kur krizi öncesi fiyatlarla ikinci kez alınan ambulans helikopter ihalesini, Maliye Bakanlığının tanıdığı tasfiye hakkına rağmen yönetim beceriksizliğinden ötürü tasfiye etmedi ve kurumu milyonlarca lira zarara uğrattı. Zarar katlanarak devam ediyor ve yakın bir zamanda THK, elindeki yüz milyonlarca liralık helikopter envanterine rağmen ihale yasaklısına dönüşmektedir.

Kapadokya’daki balonlarımız iş bilmemek ve yanlış süreç yönetimi sonucu yüzde 100 yönetimin hatasıyla işlevsiz hale getirildi. 8 ayda 6 genel müdür değişikliği yapıldığı ilgili şirkette bu alanda dünya rekoru kırıldı fakat kurumun milyonlarca lira zarar etmesinin ve muhtemel slot kaybının önüne geçilemedi,

Muhtelif zamanlarda tüzüğümüze tamamen aykırı pozisyonlar ihdas edildi, dışarıdan başkan yardımcılığı, istifa etmiş gibi gösterilen vakıf yönetim kurulu üyesi için yedeklerden değil dışarıdan yönetim kurulu üyesi gibi tamamen gayri yasal pozisyonlar yaratıldı,
Eski Trabzon Milletvekili ve halen CHP Parti Meclisi üyesi olan eski bir milletvekilinin (kızı üzerinden) Merkez Yönetim Kurulu’nun şiddetle reddetmesine ve genel başkanın yetkisi olmamasına rağmen tarihin en ağır hukuk sözleşmesini imzaladı ve yönetim yetkilerinin bir kısmını eski milletvekiline devretti. Oysa kurumun çok gelişmiş ve başarılı bir hukuk müşavirliği bölümü mevcuttu ve üstelik oraya ilave avukatlar da almıştı. Bu eylemdeki amacı kendi döneminde yapacakları icraatların kurumda izinin bırakılmamasıydı. Aktif siyasette, üstelik bir muhalefet partisinin aktif siyasetinde görev yapan biriyle THK gibi halka mal olmuş, onursal başkanı Cumhurbaşkanımız olan bir kurumun böyle bir ilişkiye girmemesi hususunda yönetim kurulu itiraz edince toplantıda YK üyelerine eski milletvekilinin Cumhurbaşkanımızın gizli danışmanı olduğunu ve devletle ilişkilerimizi temin edeceğini söyledi. Sonradan adı geçen şahsın Cumhurbaşkanını tehdit yüzünden hakkında fezleke düzenlenmiş olduğunu öğrendik. Daha evvel görev yaptığı Kızılay’da aylık 50 bin doların üstünde ücret aldığı ve Kızılay’la birçok problem yaşadığı bilgisini edindik. Kızılay’da uyguladığı sürecin aynını THK’da da uyguladığına şahit olduk,

Bu kötü gidişi denetleyip tehlikeyi tespit eden ve 11 Haziran 2019’da Olağanüstü Genel Kurul Çağrısı yapan Merkez Denetleme Kurulu’nu ve onların kararını destekleyen Genel Yönetim Kurulu üyelerinin çoğunluğunu ‘siz ne ayaksınız lan, fetöcüsünüz bana kumpas kurdunuz ‘ diyerek hakaret etti. Hepinizin bileklerine kelepçe taktırtıp sizi kodese tıktırtacağım, telefonlarınızı dinletiyorum, beni buraya getiren irade sizi mahvedecek diyerek tehdit etti. Bu tehdit ve hakaretlerinden dolayı hakkında suç duyurusunda bulunuldu,

Merkez Denetleme Kurulu’nun olağanüstü genel kurul kararının gereğini yerine getirmek zorunda olduğu halde toplantı gündemine almadı,

20 ve 26 haziran 2019’da yönetim kurulunun yedekleri ve 7 asıl üyesi   olağanüstü genel kurul çağrısı yapılmadığı için istifa etti,
28 Haziran 2019’da Turizm Bakanlığı delegesi olan yönetim kurulu üyesi Dr. Zehra Gamgam da  istifa etti. Tarım Orman Bakanlığı delegesi ve yönetim kurulu başkan yardımcısı Ömer Bülent Aslan’ı da yetkisi olmadığı halde görevden aldığını ilan etti. Böylece 11 kişilik yönetim kurulundan görevde sadece Hava Kuvvetleri Komutanı Hasan Küçükakyüz Paşa’nın tavsiyesi ve referansıyla seçilen Etimesgut Şube delegesi Ekrem Demirci ve Erzurum Şube başkanı Recai Solmaz kaldı. Bu arada Etimesgut Şubemiz olağanüstü genel kurulu şiddetle desteklemektir,

Bertan Nogaylaroğlu, olağanüstü genel kurula gidilip sorunların orada delege önünde müzakere edilmesi amacıyla istifa eden kurul üyelerini kumpas kurmakla, yolsuzluk yapmakla, rüşvet almakla, fetöcülükle suçladı ve şubelere ve basına beyanat verdi. Bu iddialarına dayanak olarak, borç yapılandırması için hatalı bir şekilde ve 170 bin lira gibi pek fahiş bir ücretle  Mart 2019 tarihinde yaptırttığı bir denetim raporunu gösterdi. Bu rapor, önceki dönemde vakıflar genel müdürlüğü ve içişleri bakanlığı müfettişleri ile kurum teftiş ve denetleme kurulu tarafından tespit edilen konuları acemice ve hatalı bir şekilde tekrar sözde ortaya koymuştu. O tarihten sonra tek bir incelemeye dahi konu olmayan bu rapor ne hikmetse olağanüstü genel kurul talep edildikten 4 ay sonra, bu talep gerekçesi olarak gösterildi. Nogaylaroğlu trajikomik iddiasında yönetim ve yedek denetim kurulu üyelerinin bu raporlardaki suçlarını örtbas etmek için istifa ettiklerini iddia ediyordu. Apar topar THK teftiş kuruluna baskı yapılarak, dernek ve yetkileri olmadığı halde vakıf senedine aykırı bir şekilde teftiş yaptırtılıp mahkemelerde dava açmak için suç üretilmeye çalışıldı. Elbette hiçbir açık tespit edilemedi ancak 2 önceki dönemdeki bir helikopter satış geri kiralama işlemi sanki bir önceki dönemde yapılmış gibi yalan beyanla mahkemeye suç duyurusunda bulunuldu,

27 Haziran’da Merkez Denetleme Kurulu,11 Haziranda talep ettiği genel kurul hakkında hiçbir işlem yapmayan genel yönetim kurulu da düştüğü için tüzükten kaynaklı oluşan yetkisini kullandı ve olağanüstü genel kurul sürecini başlattı, bu amaçla genel başkanlıktan delege listesini noter ihtarnamesi ile talep etti,

28 Haziran’da, tüzüğe göre yetkisiz olduğu halde, şubelere gönderdiği yazıda olağanüstü genel kurul süreci başlatmış merkez denetleme kurulu üyelerini görevden el çektirdiğini, akıbetlerinin bir sonraki yönetim kurulu toplantısında karara bağlanmak üzere (oysa yönetim kurulu müstafi durumdaydı) Merkez Disiplin Kurulu’na sevk ettiğini bildirdi. Merkez Disiplin Kurulu böyle çirkin bir planın parçası olmamak ve olağanüstü genel kurulu desteklediğini yazılı olarak beyan ederek asıl ve yedekleri istifa etti,

Kurumda hiçbir resmi görevi olmamasına rağmen eski milletvekilinin, istifa etmiş şube yönetim ve disiplin kurulu üyelerini telefonla arayarak CHP kanadından siyasi nüfuzunu kullanmaya çalıştı ve istifalarını geri almaları yönünde baskı yaptı. Bertan Nogaylaroğlu da aynı kişileri aradı vaatlerde bulundu kabul ettiremeyince kendilerini hapse attıracağını, telefonlarını dinlettiğini söyleyerek tehdit etti. Tehdit ve şantajlarına boyun eğen olmadı istifa edenleri genel merkezde toplantıya çağırdı, iştirak eden bir kişiyi de ikna edemedi,

Bu süreçte basına algı yaratmak amaçlı beyanlar verdi ve yazılar yazdırttı. Kurumda fetö temizliği yaptığı ve 73 kişinin görevine son verdiğini söyledi. Tamamen yalan olan bu iftiraya karşı muhatapları davalar açtı,

Genel Yönetim Kurulu’nun toplantı yeter sayısının altına düşmesi ve genel başkanın hukuk tanımaz ve THK şubelerinden seçilip gelen kurul üyelerine karşı saygısız eylemlerinden dolayı toplanan THK Havacılık Vakfı yönetimi, yaptığı seçimle THK Tokat Şube Başkanı Veli Gökyıldız’ı yönetim kurulu başkanlığa seçti ve Bertan Nogaylaroğlu’nun Vakıf  Başkanlığı düştü.  Kendisini de aynı yöntemlerle seçen yönetim kurulunun bu değişiklik kararını Bertan Nogaylaroğlu basına verdiği beyanatta kumpas olarak niteleyip basını manipüle etti. Hala görevinin başında olduğunu iddia etti.

Genel Başkan istifalarını geri almayan bütün yönetim, denetim ve disiplin kurulu üyelerine tüzükte yetkisiz olmasına rağmen görevden el çektirdiğini ilan etti ve olmayan disiplin kuruluna sevketti,

Genel Başkanlık bilgi talebine cevap vermeyince MDK, 27 Haziranda başladığı genel kurul işlemlerine 1 Temmuz 2019’da 20-21 Temmuz 2019 ya yapılacak Olağanüstü genel kurulun gündemini ilan ederek devam etti,

Genel Başkanlık, çağrıyı yapan MDK’nın görevden el çektirildiğini ileri sürerek dava açtı ve olağanüstü genel kurulun tedbiren durdurulmasını istedi. Tüzüğe aykırı ve trajik bir şekilde iki kişi ile toplantı yapıp kendileri de 12 Ekim tarihine olağanüstü genel kurul kararı aldıklarını bildirdi. Oysa tüzüğümüze göre genel kurulun en geç 1 Ay içinde yapılması zorunluydu. Mahkemenin kendilerine neden 1 Ay içinde değil de 4 ay sonrasına böyle bir karar aldıklarını sorunca cevapları dalga geçer gibi ‘ sembolik olarak 1 yıl dolsun’ oldu.  Açtığı ilk davayı 17 Temmuz’da mahkeme reddetti. Bir gün sonra baştan sona yalan beyan ve uydurma delillerle yeni bir dava açtılar ve mahkemeden olağanüstü genel kurulun tedbiren durdurulması kararını aldılar. Mahkemenin hukuksuz görevden alma işlemini esas alarak karar vermesi nedeniyle MDK üyeleri, tüzüğe ve kanuna göre genel başkanın kendilerini görevden el çektirme yetkisi olmadığına dair bu kez dava açtılar. Dava devam ediyor,

11 Haziran 2019’da MDK’nın olağanüstü genel kurul kararı almasından sonra hakkında 3 yıl hukuki mücadele edilerek tahliye kararı verdirilmiş, kira şerhi 20 yıl tenkis edilmiş ve kesinleşmesi için istinafta bulunan İstanbul Laleli otelin müsteciri ile kapalı kapılar ardında yoğun görüşmeler yaptı. Bu fetret döneminde aynı kişi ile yeni bir sözleşme yapmayı umarak eski milletvekilinin kızı üzerinden yaptığı sözleşmeye göre otelle yapılacak sözleşmenin değerinin %5 tutarında ve milyonlarca liralık haksız kazanç aktarmak istedi,

Mahkeme süreçleri devam ederken İçişleri Bakanlığı ve Sivil Toplum Örgütleri Genel Müdürlüğüne dilekçeler verip Kurum’a yönetim kayyımı istedi. Gerekçesi yönetimden istifa edelerin, işlemiş oldukları suçları kapatmak için böyle davrandıkları iftirasıydı. Aday kayyım listesine görüş ve olurlarını almadan kendilerine yakın hissettiği şubelerin başkan ve üyelerini yazdı. Aslında böyle iddia edilen bir durum var ise Genel Kurulda bunları ifşa etmek tam yeri iken gerçek olmadığından genel kurula gitmekten kaçmaya başladı. Amacı, tedbir istediği mahkemeleri bu tip dilekçelerle burada büyük yolsuzluk var yalanıyla ikna edip tedbir almaktı. Bu bilgiyi alan birçok şube başkanı mahkemeye dilekçe vererek böyle bir durumdan haberdar olmadıklarını ve bu talebi reddettiklerini bildirdiler,

Son olarak, istifa eden yönetim, denetim ve disiplin kurulu üyelerini kumpas kurup eski döneme ait yaptıkları usulsüzlükleri kapatmakla suçlayan ve aslında bu komik bahaneyle Bertan Nogaylaroğlu’nun hezeyanlarını boşa çıkarmak için bu kez tüzüğümüzün ilgili hükmü uyarınca 5’te bir delegenin yazılı talebiyle olağanüstü genel kurula gitme kararını uygulamaya konulmuştur. Bir günde şube delegelerinin yüzde 60’ının yazılı olağanüstü genel kurul taleplerini topladık. Birkaç gün içinde bu sayı yüzde 80 delegeye ulaşacak. Bu da yaklaşık 25 bin THK üyesi demek.

Bertan Nogaylaroğlu 94 yıllık geçmişi olan ve havacılıkta ülkemize paha biçilemez hizmetler yapan güzide kurumumuzu büyük bir kaosa soktu. Kendisini seçen iradeyi küçümsedi, aşağıladı hatta yok saydı. Kendisinin Cumhurbaşkanımız tarafından buraya yarı kayyım olarak gönderildiğini söyleyerek korku yaratmaya çalıştı. Delegesi olarak seçildiği Türk Hava Kuvvetlerinden bu süreçte beklediğimiz desteği alamadık. Adeta genel başkan yetkisiyle yanında tuttuğu ve gerek Kızılay’da yarattığı büyük problemler ve gerekse ülkenin Cumhurbaşkanı ve kurumumuzun onursal Genel Başkanı olan Sn Recep Tayyip Erdoğan’ı tehdit etme cüretinde bulunan bir şahısla yaptığı işbirliği kuruma büyük hasarlar verdi. Bu süreçte olağanüstü genel kurul yapılmalı diye görüş beyan eden eski genel başkan dâhil birçok şube başkanı ve üyeyi yetkisi olmadığı halde görevden el çektirip olmayan disiplin kuruluna sevk etti,

Bizler sorumluluğunun bilincinde olan Merkez Denetleme Üyeleri olarak;

Onursal Genel Başkanımız olan Sayın Cumhurbaşkanımıza mektup yazarak zat-ı alilerini tehdit eden bir şahısla iş birliği yapan genel başkanın açtığı yaralar hakkında rapor arz ettik,

Devlet Denetleme Kurulumuza bütün bilgi ve belgelerle müracaat ederek genel başkanın yaratmaya çalıştığı algı operasyonunu, Kurumumuzu denetleyerek ortadan kaldırmasını talep ettik,

İç İşleri bakanlığımıza yazı yazıp genel başkanın yönetim kayyımı istediği yazıyı ilgi tutarak yapılanları arz ettik ve genel başkan ile iki yönetim kurulu üyesinin ivedilikle görevden el çektirilmelerini ve olağanüstü genel kurul yapılmasını önündeki engellerin kaldırılmasını talep ettik,

Hava Kuvvetleri Komutanımızdan randevu talep ederek genel başkan seçilen delegeleri ve kurum hakkında bilgi arz etmek istedik ama maalesef bugüne kadar talebimize olumlu geri dönüş alamadık. Genel merkezden aldığımız duyuma göre genel başkan değil ama kurumda yetkisi olmayan eski milletvekili de kendisinden randevu talep etmiştir,

Kurumumuz, gelinen noktada her gün basında genel başkanın bizlere attığı iftiraların manşet olmasıyla anılmaktadır. Yıllarca titizlikle silmeye çalıştığımız kötü şöhret maalesef genel başkan tarafından yeniden hortlatıldı.

Şube delegelerinin yüzde 80’ine yakınının talep ettiği olağanüstü genel kurul toplantısı hakkında eski milletvekilinin nasıl bir savuşturma yapacağını doğrusu merak ve endişeyle bekliyoruz.

Allah Türk Hava Kurumunu ve onun dayanağı aziz Türk Milletini her türlü beladan korusun.
Saygılarımızla”

Facebook Yorum

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000

Facebook ile Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.