SERVER ZİYA GÜREVİN

Türk gençlerinin, Türk sporcularının gözleri aydın olsun. Biz de ulusal uçuculuğa ilk adımı atıyoruz.

“TÜRKKUŞU” Türkiye’de yaşayan gençlere, motorsuz uçuculuğu öğretecek, onları paraşüt kullanmaya alıştıracak bir kurumdur. Tayyare Cemiyeti’ne bağlı olarak çalışacak olan bu kurum, yabancı ülkelerden beklenilen öğreticileri gelir gelmez işe başlayacaktır.

Motorlu uçuculuğun alfabesi olan motorsuz uçuculuk ve paraşütçülükle gençlerimiz arasında birkaç yıl içinde bir gökmen yığını üretecek ve bütün ulusların üzerinde canla başla uğraştıkları bir konuya biz de parmağımızı basmış olacağız. Kadın, erkek, on sekiz yaşına giren herkes Türkkuşunun kanatları altında yer bulacak ve başımızın içinde yaşattığımız “Uçan Döl”ün hamuru burada yoğrulacaktır. Çocuklarımız burada bir yandan uçmayı öğrenirken bir yandan da atölyelerde, evlerde çalışarak planörler yapmasını deneyecek, bir yandan da gök’ü tanımış olacaklardır. Türk çocuğu bundan sonra göklerin derinliklerinde karada ve suda olduğu gibi dolaşacak, bulutların ülkesini de avuçlarının içine alacaklardır.

Motorsuz uçuculuk ve paraşütçülük öğretilmesi için böyle bir kurumun işe başlaması, değeri ilk bakışta kolayca kavranamayacak bir ileri gidiştir. Türk çocuğunun bütün yedek gücünün bu kaynaktan yetişeceğini düşünmek, işin değerini anlayabilmeye az çok yardım edebilir. Gökmenlerimizin sayısını hiç arkası kesilmeden çoğaltmak, gençlerimize uçuculuğun tadını aşılamaya bağlı olduğuna göre Türkkuşuna üye yazılacak Türk çocuklarından ulusal uçuculuk yolunda sevinç verecek işler bekleyebiliriz.

Türkkuşu ülkümüz olan köklü uçuculuğun bir çekirdeğidir. Artık bundan sonra “ Bizi uçurunuz” diye sızlanan gençler görmeyeceğiz. Sporlarımızın en başında planör ve paraşüt sporları yer alacaktır.

Yolumuzun üstünde ufak bir ışık belirmiştir. Yıldan yıla yol aldıkça bu ışık büyüyecek, göklerimizi aydınlatacak ve başlarımızın üstü ayyıldızlı kanatlarla dolacaktır

Türkkuşunun gürbüz ve ateşli çocukları yarınınız parlak olsun.

TÜRKUŞUNUN KANATLARI ALTINA KOŞUNUZ

Türk çocukları;

İşite işite kulaklarınız dolmuştur ki; uçmasını bilmeyen, yükselemeyen uluslara yarın yaşamak hakkı verilmeyecektir. Kanatlanmayan gençlik yığınlarının, kartalların tırnaklarına takılmış kuşlardan hiçbir ayrılığı kalmayacaktır. Bütün yeryüzü harıl harıl, soluk almadan uçucu yetiştirmeye uğraşmaktadır. İtalya’da bir genç on yeti yaşına bastımı uçuculuk öğrenmeye borçludur. Almanya’da (40.000) genç motorsuz uçak brövesi almıştır. Sovyet Rusya’da planör uçuşu yapan talebe (25.000)’i aşmıştır. Başka ulusların çalışmaları da bunlardan aşağı değildir.

Türk genci de acun ülkelerinin çocuklarından geri kalamaz. Türk genci de, Türk sporcusu da uçmayı öğrenecektir.

Tayyare Cemiyeti şimdilik yalnız Ankara’da bir Türkkuşu Kurumu açılmıştır. Türkkuşu size motorsuz uçaklarla nasıl dolaşılacağını, paraşütle gökten yere nasıl inileceğini gösterecektir. 18 yaşına basan ve 35 yaşını aşmamış olan kadın, erkek bütün gençler Türkkuşuna üye olabilirler. Örneklerine göre yapacakları planörlerle uçabileceklere para mükâfatı da verilecektir.

Bütün Türk çocukları, hele kadın erkek üniversiteliler, enstitüler, hukuk talebesi, lise, yüksek muallim mekteplerinin son sınıfındakiler hiç beklemeden Türkkuşuna yazılmalıdırlar. Uçuş sporu, başka sporlarla ölçülemeyecek kadar tatlı, eğlenceli ve faydalıdır. Bu spor üzerine çalışıp bröve alacak gençler, kollarına altın bilezik takmış, değeri günden güne artan uçuculuk sanatını kavramış olacaklardır.

Türk gençleri! yarınki gelişmenin yeri göklerdedir. Yarın uçmasını bilmeyen bir kimse yürümesini bilmeyen bir adam kadar zavallı ve gülüne kalacaktır. Uçak kullanmasını beceremeyen kolların gücü hiçbir işe yaramayacaktır.

Türkkuşu sizi bekliyor. Kanatlarının altına koşunuz. Orada motorsuz uçuculuğu, paraşütçülüğü hiç para harcamadan öğrenecek ve Atatürk topraklarına yakışır ideal bir Türk genci olacaksınız.

TÜRKKUŞU TALİMNAMESİ

Türk Tayyare Cemiyeti nizamnamesinin 2. Maddesinde yazılı amacına varmak için kendisine bağlı ve Cumhuriyet Halk Fırkası (C.H.F.) Umumi Merkezinin koruma ve bakısı altında “TÜRKKUŞU” adında bir teşekkül vücuda getirmiştir. Bu teşekkül şimdilik aşağıdaki yollardan motorsuz tayyare ve paraşütizm ile uğraşacaktır.

1. Türkkuşu teşekkülü şimdilik motorsuz tayyare uçuşlarını Türk kadın ve erkek gençlere öğretecek ve onları paraşütçülüğe alıştıracaktır.

2. 18 yaşına girmiş olan Türk kadın ve erkeği Türkkuşu teşekkülüne girebilmek için örneği ilişik talepnameyi doldurup Türk Tayyare Cemiyeti Reisliğine vermelidir.

3. Türkkuşu teşkilinin teknik işlerine, muhasebesine Türk Tayyare Cemiyeti büroları bakar.

A. Türk Tayyare Cemiyeti gelirinden ayrılan ve Türkkuşu teşekkülünün masrafına karşılık olan para Türk Tayyare Cemiyeti muhasebesinde ayrı bir hesaba alınarak Fırka Umum Kâtipliğinin tasvibinden geçirilen bütçesindeki fasıllara göre harcanır.

B. Türkkuşunun teknik, propaganda, müsabaka, lisans, rekor, spor, matbuat işlerine Türk Tayyare Cemiyetinin Neşriyat Şubesi bakar ve kendisine bağlı olan talim heyeti ile aşağıda yazılı işleri yapar:

(a) Motorsuz uçuşa ait

(b) İnşaatçılığa ait

(c) Meteorolojiye ait

(d) Motorsuz uçuşla alakadar aeroloji ve aerodinamik usul ve kaidelerine ait

(e) Müsabaka, rekor ve propagandalara ait

(f) Malzemenin bakımına, meydan ve dağ vazifelerine ait broşürleri hazırlar ve uçucu üyelere parasız dağıtır.

C. Muhasebe şubesi, Neşriyat şubesi ile görüşerek malzemenin satın alınmasına, korunmasına, malzeme sarfiyatının kontrolüne, malzeme deposunun umumi muamelatına ait talimatnameler hazırlar.

D. Yazı İşleri Şubesi, Türkkuşu teşekkülüne girecek üyelerin kayıt ve tescilini ve sicil kâğıtlarının doldurulmasını, muamelat ve muhaberatın çevrilmesini tanzim eder.

4. Başlı başına motorsuz uçuşlara ait bir meteoroloji tesisatı vücuda getirilinceye kadar Ziraat ve Milli Müdafaa Vekâletinin meteoroloji laboratuarlarından istifade olunur.

5. Türkkuşunun inşaatçılıkta tedrisatı, hangar içindeki atölyesi kuruluncaya kadar, Tayyare Cemiyeti binasının zemin katında ayrılan yerde yaptırılır.

6. Tayyare Cemiyetinin, Türkkuşuna yazılacak üyeleri şu suretle tasnif olunur:

A. Uçucu üye

B. Yardımcı üye

C. Fahri üye

UÇUCU ÜYE: 18 yaşına girmiş ve 35 yaşını geçmemiş bulunan bütün Türk erkek ve kadınlardır.

YARDIMCI ve FAHRİ ÜYELER: 18 yaşından itibaren bütün Türk kadın ve erkeği yardımcı ve fahri üye olabilirler. Bunların verecekleri yıllık aidatın miktarı isteklerine bırakılmıştır.

7. Umumiyetle üye olabilmek için aşağıdaki vasıfları taşımak lazımdır:

A. Siyasal ve sosyal haklara malik olmak

B. Uygunsuz bir adam olmamak

C. Okuryazar olmak

8. Türk Tayyare Cemiyeti binasındaki salon Türkkuşu üyelerinin konferans ve tedrisat salonudur. Türkkuşu üyeleri bu salonun hususi talimatnamesine göre salondan istifade ederler.

9. Uçucu üyeler Tayyare Cemiyeti nizamatına, talimatına uyacaklardır. Uçuşta ve tedrisatta muvaffakiyet gösterenler kabiliyetlerine göre (A-B ve C) brövelerini alırlar. (A ve B) bröveleri cemiyetin yapacağı talimatnameye göre, (C) brövesi ise uluslar arası hava federasyonunun spor kanununa göre verilir.

10. Kendi masrafları ile Türk Tayyare Cemiyeti atölyesinde veyahut kendi hususi ikametgâhlarında gösterilecek numunelere göre motorsuz tayyare yapıp uçuranlara aşağıdaki ikramiyeler verilir;

A. Öğretici planörü yapıp uçuranlara (50) lira

B. İdman planörü yapıp uçuranlara (75) lira

C. Büyük kabiliyet planörü yapıp uçuranlara (100) lira

11. Her yıl talimnamesine göre memleket içinde yapılacak mahalli, mıntıkavi ve umumi uçuş müsabakalarında da (B, C) brövesini taşıyanlardan birinci gelenler Türk Tayyare Cemiyeti Merkezi İdare Heyeti kararı ile mükâfatlandırılır. Uluslar arası müsabakalara girecekler, ulusal müsabakaları kazanmış olanlardan ayrılır.

12. Fevkalade kabiliyet gösterenler propaganda ve tezahürat uçuculuğuna ayrılır ve bunlar her tezahürat başına Türk Tayyare Cemiyeti Merkezi İdare Heyeti kararı ile mükâfatlandırılır.

13. Planörleri yapan her kim olursa olsun Türk Tayyare Cemiyeti Reisliğinden o planör için uçmaya kabiliyetli olduğuna dair bir vesika alacak ve bu planörü tescil ettirecektir. Türk Tayyare Cemiyeti Neşriyat Şubesi tescil ve planörün uçma kabiliyetini anlamak ve muayene etmek şeklini tespit etmek için bir talimatname yapacaktır.

14. Planör uçuşlarının hedefi gençleri hava sporu içerisinde kuvvetlendirmek ve bu sporu gençler arasında yaymak olduğundan spor yapılırken çıkacak kazalardan Türk Tayyare Cemiyeti mesuliyet kabul etmez.

15. Bu talimname Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Kâtipliğinin tasvibinden geçirilmiş ve Türk Tayyare Cemiyeti Merkezi İdare Heyetince onanmıştır.

TAYYARE CEMİYETİ TÜRK HAVACILIĞININ TEMEL DESTEĞİDİR

Ulusca övünecek, yarattığımız yurtseverlik, büyük yurtseverlik örneği önünde sevinç duyacak bir gün yaşıyoruz.

Dünün yüreğinden doğan, büyüklerimizden kuvvet ve hız alan Türk Tayyare Cemiyeti arkasında sayısız başarılar dolu dokuz yıl bıraktıktan sonra, bu gün on yaşına basmıştır.

Ulusal kurum işinde ileri ve üstün yararlılıklar gösteren bu değerli cemiyetimizin yurtseverlik duygularımıza parlak bir örnek olduğundan şüphe edilebilir mi?

Acunu saran ekonomik sıkıntılar, türlü gelirlerde ölçü tutmaz açıklara sebep olduğu halde Türk Tayyare Cemiyetinin geliri artmakta, varlığı sağlamlaşmaktadır.

Bu Tayyare Cemiyetinin Türk havacılığına temel ve destek olduğunun bilinmesi manasına gelir. Bu tayyarenin eşi bulunmayan en yaman bir silah, silahlanma yarışında ulusları kuşku ile çalışmaya zorlayan bir iş olduğunun iyice bilinmesinden ileri gelir.

Ulusal benliği, istiklalini her şeyin üstünde tutan Türk tayyareciliğine, Tayyare Cemiyetine yardım ederken büyük Türkiye varlığına yaklaşmakta olduğunu duymaktadır.

“… Bizim milletimiz kendi hissi selimi ile, şuuru ile mevzu bahis olan büyük millet davalarının ana tedbirlerini bulmuştur.”1

Neler doğuracağı belli olmayan yarınları, dünkünden ve bu günkünden daha sağlam bir havacılıkla karşılayabilmek için adımlarımızı sıklaştırıp açmak, yardım ve gayret ölçülerimizi büyütmek mecburiyetindeyiz.

Ve işte duyulan bu mecburiyettir ki, ulusun öz malı olan Türk Tayyare Cemiyetinin çok parlak geleceklere varacağına bizi inandırmakta ve güvenimizi arttırmaktadır.

Şakir Hazım ERGÖKMEN

16 Şubat 1935

İLK TÜRK UÇUCU ÜYELER

Yakında Ankara’da çalışmaya başlayacak olan Türkkuşuna uçucu üye yazılanların sayısı günden güne artmaktadır. Türkkuşunun doktoru, üye yazılacakları Pazar, Salı, Perşembe günleri saat dörtten sonra muayene etmektedir. Yazılacaklar nüfus kağıtları ve iki fotoğraf getirmeyi unutmamalıdırlar.

Gençler arasında ateşli bir istek uyandıran bu kuruma yazılmak için müracaat edenlerden tescil işini bitirmiş olanların ilk listesinde yer alan üyeler;

1. Bay Hadi Koçak, Hukuk Fakültesi birinci sınıfta.

2. Bay Zekai, Ulus Gazetesi tertip operatörü.

3. Bayan Sabahat, Maarif Vekâleti muhasebe memurlarından Bay Nuri’nin kızı.

4. Bay Hakkı Şinasi, Ankara Lisesi üçüncü sınıftan.

5. Bay Enver, Askeri Marangoz Fabrikaları elektrik şefi.

6. Bay Cemal, Gazete Foto Muhabiri.

7. Bay Raif, İnşaat Ustası.

8. Bay Cavid. Anadolu Ajansı memurlarından.

9. Bay Şahin, Gazi Enstitüsü üçüncü sınıftan.

10. Bay İlyas, Gazi Lisesi Spor Muallimi.

11. Bayan Fehamet, Hariciye Vekâleti Ayniyat Müdürü Bay Mithat’ın kızı.

12. Bay Süha Arman, Ankara Erkek Lisesinden.

13. Bay Turhan Kut, Ankara Erkek Lisesi altıncı sınıf.

14. Bay M. Vehbi, Ziraat Enstitüsü Orman Fakültesinde.

15. Bay Ferit Ziya, Ankara Lisesi onuncu sınıftan.

16. Bay Muammer, Ankara İstasyon Hareket Memuru.

17. Bay Namık Pekergin, Maliye Bakanlığı Muhasebe Mümeyyizi.

18. Bay Cevdet, Gümrük ve İnhisarlar Bakanlığı Levazım Müdürü.

19. Bay Mümtaz Tarhan, Maliye Bakanlığı Kanunlar ve muamelat Müdürü.

20. Bay Rasim Akın, Muallim.

21. …

137. Bay Mustafa İrkin, Sanat Mektebi 1. Sınıf. Yenidoğan Mahallesi Cemalbey Sokağı No:294. (Not: ileriki yıllarda Türkkuşunun önemli öğretmenlerinden olacaktır.)

TÜRKKUŞUNUN UZMANLARI GELİYOR

Türkkuşunun sayısı 79’a çıkan uçucu üyelerine planör ve paraşütçülüğü öğretecek Rus uzmanlar Anoşin ( Anokhin) ve Romanof (Romanov) Nisan’ın on birinde, planörlerle birlikte Odesadan Türkiye’ye yola çıkacaklardır. Öğretmenler gelir gelmez Türkkuşu çalışmalarına başlayacaktır.

SERGEİ NİKOLAVİÇ ANOKHİN

Atatürk, Anokhin ve SSCB Büyükelçisi Karain ile sohbet ederken, arkada Cevat Abbas Gürer

Serei Nikoloviç Anokhin, 19 Mart 1910’da Moskova’da doğmuş. 1926’da ortaokulu bitirmiş, 1931’de Köktebel Yüksek Planör Okulunu ve 1932’de Moskova Aerokulüp Yüksek Paraşüt Okulunu bitirmiştir.

Rusya’nın 30 km. mesafe aşma rekorunu, bir kişilik planörle 53 km. uçuş rekorunu, 1345 metre yükselme rekorunu, tek kişilik planörle 32 saat 37 dakika havada kalma rekorunu, uçak ile 5 planör çekme rekorunu kırmıştır. 1933’te paraşüt atlayışlarına başlamış ve çeşitli yüksekliklerden 29 kez atlamıştır.

MİSHA ROMANOV

1912’de Okuluna öğretmen olarak atanmıştır. Ayrıca Moskova Aeroklübü’nün planörizm Moskova’da doğmuştur. 1928’de ortaokulu bitirmiş, 1932 yılında planörcülük okulundan mezun olmuştur. Daha sonra Aeroteknikum Enstitüsüne girmiş, Köktebel Yüksek Planörcülük tetkik şubesine müdür tayin edilmiştir.

İyi bir pilot olup, paraşüt ile de 5 kez 600 metreden atlamıştır. Köktebelde birçok yarışmalara girmiş, iki kez havada kalma rekoru kırmıştır. Tek kişilik planörle 2240 metreye yükselmiştir. Uçakla 5 planörü çekerek rekor kırmıştır. Uçakla bir planörü çekerek Moskova – Köktebel arası 1.500 km. mesafeyi kat etmiştir.

ATATÜRK’ÜN 27 NİSAN 1935 T.Ta.c. ZİYARETİ

Büyük yönderimiz Atatürk 27 Nisan Cumartesi günü Tayyare Cemiyeti merkezini şereflendirerek yeni kurağı baştanbaşa gezerek Türkkuşu üyelerinin çalışmalarına özgülenen salonu çok beğenmişler ve cemiyet işleri üzerine Başkan Bay Fuat Bulca’nın izahlarını dinleyerek ayrılmışlardır.

BAŞBAKAN SAYIN İSMET İNÖNÜ’NÜN TÜRKKUŞU AÇILIŞ KONUŞMASI

3 MAYIS 1935

“ Sayın arkadaşlar,

Hava Kurumunun açılmasını yalnız bir spor kulübünün açılmasındaki sevinç ile karşılamamalıyız. Türkkuşu’nu büyük bir ulusu, havanın engin dünyası ile tanıştırıp alıştıracak bir teşebbüs olarak alkışlamalıyız.

Türkkuşu’nda yüce yeteneklerini geliştirecek sportmenler, Türk havasını medeniyetin birleşme ve buluşma alanı haline getireceklerin öncüleridir. Bunlar Türk havasının savgasını da yeni temellere dayamak için önayak olacaklardır.

Planörler bugün her ülkede havacılığın yardımcı kurumlarından sayılmakta, binlerce havacılar ilk aşklarını bu kurumda kazanmaktadırlar.

Hava Kurumunun az zamanda bütün eksikliklerini tamamlaması ve severek eğlenilecek bir toplanma yeri olması için elimizden geleni yapmak kararındayız.

Türk Tayyare Cemiyetinin ve onun çok değerli başkanı Fuat Bulca’nın yıllardan beri Türk tayyareciliğine olduğu gibi bu kurumun kurulmasında da yüce hizmetler ettiğini teşekkürlerle anarım. Bu kurumun çalışmasında Sovyet uzmanları kılavuzluk ve hocalık edeceklerdir. Sovyet tayyareciliğinin gösterdiği bu dostça ilgiye içten teşekkürlerimizi söylemek benim için bir zevktir. Sovyet Büyükelçisi yüce sportmen Sayın Karahan bu yolda çok dostça ilgiler göstermiştir.

Sovyet tayyareciliği bütün dünyanın takdir ettiği yüksek bir düzeye çıkmıştır. Türkkuşu Sovyet uzmanları ile beraber çalışmaktan çok istifade edecektir.

Türkkuşu’nun çalışmaya ve yükselmeye başladığını sizi tanık tutarak ulusa müjdelemek benim için bahtiyarlıktır.

Türk gençleri Türk havasına bütün ateşleri ile atılmakla, soğukkanlı ve yürekli yaradılışlarının yüce verimlerini göstermekle Atatürk’ü çok sevindirecek bir spora bağlanmış olacaklardır.”

İsmet İnönü

Başbakan

Büyük yönderin Türkkuşu’nu açış konuşması 3 Mayıs 1935 Güvercinlik-Ankara

 BÜYÜK YÖNDERİN TÜRKKUŞU KONUŞMASI

“ Türkkuşu’nun bütün Ankaralıları heyecan içinde bırakan açılış töreni, havacılık tarihimize ölmez bir gün olarak geçmiştir. Ankara’nın en az üçte birini bir araya toplayan sevgi ve ateş, Türk gökçülüğünün yarınını bütün pırıltısıyla hayalimizde belirmiştir.”

Server Ziya Gürevin Bey’in bu güzel sözlerinden sonra ulu yönder Atatürk’ün Türkkuşu açış konuşmasını paylaşalım.

“ Bayanlar, Baylar

Bizim dünyamız, bilirsiniz topraktan, sudan ve havadan unulmuştur. Hayatın da, esas unsurları bunlar değimlidir? Bu unsurlardan birinin eksikliği, yalnız eksikliği değil, sadece bozukluğu hayatı imkânsız kılar.

Hayatı, hele ulusal hayatı seven, onu korumak isteyen; yurdunun topraklarına, denizlerine olduğu gibi havasına da ilginliğini,(alakadarlık) her gün biraz daha çoğaltmalıdır.

Bu ilginlik, saydığım hayat örgenlerine egemenlikle olur.

Natür insanları türetti, onları kendine taptırdı da. Ancak, insanların dünyada, yaşayabilmeleri için onların tabiata egemenliğini de şart kıldı. Tabiata egemen olmasını bilmeyen yaratıklar, varlıklarını koruyamamışlardır.

Tabiat onları, kendi unsurları içinde, ezmekten, boğmaktan, yok etmekten ve ettirmekten, cuda (asla) çekinmemiştir.

Türk, bu büyük hakikati, üzelden (ezeli) tanımak kapasitesini göstererek kapsal bir dölenle (azim) toprağı ve onun türlü ürünlerini insanlığa verimli kılmış; okan (büyük) denizlerde göğüslemedik dalgalar bırakmayarak, insanlığa genlik veren kültür yolları açmıştır. Lakin yaşadığımız bu çağda artık, insanlar yalnız karada ve denizde kalmadılar. Tabiatın hava varlığının da içine daldılar.

Hayat için, havayı, yalnız nefeslenmenin yeter olmadığı anlaşıldı. Gerek ve gerçek olan, hava egemenliği olduğu yalın olarak ortaya çıktı.

Bütün unsurların, büyük dölenle, üzerinde çalıştıkları bu yönüyle, Türk Ulusu da, şüphesiz yerini almalıydı.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti,kara ordumuzun yanında, donanmamızı kurarken, hava filolarımızı da, en son hava araçları ile düzenlemekten geri kalmadı.

Şahıslarile onur duyduğumuz hava subaylarımız ve komutanlarımız da yetişmiş bulunuyorlar.

Uçmanlarımız, her zaman ve her halde, ulusun yüzünü ağartacak yüksek değerdedirler. Lakin arkadaşlar; bu kadarını yeter görmek doğru olmazdı. Hava işine, onun bütün dünyada, aldığı önem derecesine göre genişlik vermek lazımdı.

Bunu göz önünde tutan Cumhuriyet Hükümeti; havacılığı bütün ulusun işlevi yapmak kararında idi.

Türk; yurdun dağlarında, ormanlarında, ovalarında, denizlerinde, her bucağında, nasıl bir bilgi ve kendine güvenle yürüyor, dolaşıyorsa, yurdun asumanında da, aynı suretle dolaşabilmelidir.

Bu ise, Türkü, çocukluğundan, vatan kuşları ile vatan havası içinde yarışa alıştırmakla başlar. İşte bu gün, burada bizi toplayan sebep, o kutsal işe başlama ayinidir.

Havacılık kınavına,(faaliyet)ciddi sarılmalarından dolayı, Hükümete, Genelkurmay Başkanı Sayın Mareşale ve Türkiye Hava Kurumu Başkanı değerli arkadaşım Fuat’a burada, özel minnetlerimi sunarım.

Bu ödevimizi başarmada, bizden değerli yardımlarını esirgemeyen, dostumuz Rus Sovyet Cumhuriyetine ve onun Sayın Büyükelçisi Bay Karahan’a önünüzde açıkça teşekkür etmekten kıvanç duyarım.

Türk çocuğu,

Her işte olduğu gibi, havacılıkta da en yüksek seviyede gökte seni bekleyen yerini az zamanda dolduracaksın.

Bundan hakiki dostların sevinecek, Türk Milleti mesut olacaktır.”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Cumhurbaşkanı

 

TÜRK HAVA KURUMU BAŞKANI FUAT BULCA’NIN TÜRKKUŞU KONUŞMASI

“ Kurumumuzun bütün çalışma ve başarmalarını benzersiz ve değeri ölçülmez şeflerimizden aldığımız kuvvete ve hıza borçluyuz. Türk gençleri, gerek en büyüğümüzün, gerekse Cumhuriyet Hükümetinin ulusal havacılığa vermekte olduğu önemi iyice kavramışlardır. Türkkuşu daha işe başlarken üyelerinin (150) ye yaklaşması, Türk gençliğinin havacılığa karşı nasıl içten bir sevgi ve ilgi taşıdığının en sağlam belgesidir.

Büyük Atatürk’ün gerek kurumumuzun adını “Türkiye Hava Kurumu” na çevirmek suretiyle cemiyetimize karşı lütfettikleri ilginliği, gerekse şahsıma karşı gösterdikleri teveccüh, itimadı ve yüce Başbakanımızın çok değerli güvenlerini özyürekten saygı ve minnetle karşılar, bu alakaya layık uçucu bir gençlik yetiştirmek amacı uğrunda bütün gücümüzü harcayarak çalışmaya and içeriz.”

Fuat Bulca

Türkiye Hava Kurumu Başkanı

Türkkuşu açılışındaki hava gösterileri;

İlk önce iki kişilik bir avcı uçağının peşine takılan iki kişilik bir motorsuz planörle Sovyet muallimi Sergey Anokhin ile Türkkuşu’na yeni yazılan gençlerimizden Bay Ferit Ziya uçtular. Uçak bin metreye çıktıktan sonra planör kendisini uçağa bağlayan ipi bıraktı ve

planör, Rus uzmanın idaresinde ağır ağır ve havada taklalar atarak, çok güzel bir şekilde alana indi. Ondan sonra bir kişilik başka bir planör ikinci uzman Bay Misha Romanov’un idaresinde olarak çekici lastikle planörün nasıl havalandığını gösterdi.

Bundan sonra uçaktan alana renkli kâğıtlar atıldı. Birer kişilik üç avcı uçağımız genç subaylarımızdan Nuri, İrfan ve Muhittin idaresinde havalandı. Uçaklar kademe ile geçiş, saf, alt alta, birbirinin altından geçişleri beraberce büyük bir başarı ile yaptıktan sonra tek tek returnman, birçok luping çeşitlerini gösterdiler. Bundan sonra iki Sovyet uzmanı uçaktan beraberce paraşütle atlayarak seyircilerin alkışları arasında yere indiler. Bundan sonra makinist Bay Necip (Soylu) tek başına atlayarak paraşütünü havada açtı ve kolaylıkla yere indi.

Açılış töreni ve gösterilerden sonraki günlerde Türkkuşu’na yazılanların sayısı hızla artmıştır. Ayrıca, Türkkuşu 4 vilayet merkezinde bölgesel kurslar da açmıştır. Yıllar içersinde öğrencilerde aranan şartlar şöyle oluşmuştur;

1936 yılında: Okuryazar olmak.

1937 yılında: Ortaokula devam şartı arandı.

1938 yılında: Ortaokulun son sınıfında olma şartı arandı.

1939 yılında: Lise 1. Sınıfta olma şartı getirildi.

MUALLİM ANOKHİN DİYOR Kİ;

3 Mayıs gibi ileride birçok bayramlar olacak. Yalnız bunların en mutlusu, Türkkuşundan ilk yetişeceklerin havalanacakları gün olacaktır.

Atatürk’ün de aramızda bulunması hepimize derin bir sevinç uyandırıyor. Memleketimde birçok defa yaptığım uçuşlardan birine daha hazırlanırken duyduğum heyecanı şimdiye kadar hiç hissetmemiştim. Çünkü bu uçuşum Türk gençlerinin gökyüzünü doldurmasına yol açacak.

İki kişilik planörümün arkasında güneşten yanmış yüzü sevinçle ışıldayan bir Türk genci, Ankara Erkek Lisesi talebesinden Ferit Ziya oturuyor. Uçuş hazırlığına başladık. Planörümüzü çekecek uçağın motoru homurdanıyor. Uçağın değerli pilotu Yüzbaşı Zeki (Gülsün) planörümüzü bir halatla sürükleyerek havalandırıyor. Hava tatlı, güneş parlak, dağlarla çevrilen Türkiyenin kalbi Ankara’yı yükseklerden seyrediyoruz. İrtifa saatimiz 1.100 rakamında durdu. Bir tur yaparak uçak alanının üstüne geldik. Halk bir karınca yığını gibi görünüyor. Hangar ve yerdeki uçaklar bir oyuncağa benziyor.

Planörü motorlu uçağa bağlayan halatı kurtarıyorum. Artık havada serbest uçuyoruz. Motorlu uçak yavaş yavaş meydana iniyor. Arkama bakıyorum Ferit Ziya sevinerek gülümsüyor. Planörü baş aşağı vererek burgu denilen hareketi yapıyorum. Planör kanat üzerinde birçok dönüşler yaparak aşağı doğru iniyor. Her taraf fırıl fırıl dönüyor. Yüzümüze çarpan rüzgâr, başlığımızı, gözlüğümüzü atmaya çalışıyor. Gene hız alarak yükseliyoruz ve luping, tono denen cambazlık hareketlerini yapıyoruz. Daha sonra hızımızı kaybederek yavaş yavaş alçalıyor, meydana iniyoruz. Yere iner inmez Türkkuşu üyeleri yanımıza koşuyor, sevinç ve heyecanla ellerimizi sıkıyorlar. Türkiyenin büyük önderi Atatürk de bizi yanına çağırarak

iltifatta bulunuyor, başarılar diliyorlar. O andaki bahtiyarlığımı kelime ve cümle haline koyamam.

Güneş yavaş yavaş batmaya başlarken sevimli tayyareci Yüzbaşı Zeki Gülsün, Romanov ile beni paraşütle atlamak için tekrar havalandırıyor. 500 metre yükseklikteyiz. Pilot yerinden çıkarak kanat üzerine geliyor ve buradan birer bire aşağıya atlıyoruz. Arkamızda açılan paraşütün sesini duyuyoruz. Süzüle süzüle meydana iniyoruz.

Merasim bitti. İleride böyle birçok bayramlar olacak. Yalnız bunların en mutlusu şüphesiz ki Türkkuşundan ilk yetişeceklerin havalanacakları gün olacaktır.

MUALLİM ROMANOV’UN DUYGULARI;

Türkkuşunun açılış günü hayatımda bir hatıra olarak kalacaktır. O gün bütün Ankara motorsuz uçuş ve paraşütle atlama tekniğinin başlangıcını görmek üzere gelmişlerdi. Törene büyük önder Atatürk’ün gelişi bize ve seyircilere ayrı bir sevinç verdi. Milletin gözbebeği Atatürk’ün dâhiyane idaresi altında her gün yeni bir hız alan dost memlekette motorsuz uçuş ve paraşütle atlama deneçleri yapmak saadeti arkadaşım Anokhin gibi bana da müyesser oldu. Bizi tayyaresi ile çeken çok tecrübeli muktedir pilot Yüzbaşı Zeki’nin tayyare kullanışında gösterdiği maharet bana ayrıca bir neşe veriyordu. Şimdi uçak alanından şehre ve daha sonra civar dağlara doğru uzanmıştık. Yüksekten merasim yeri pek güzel görünüyordu. Hangarlar, tayyareler pek küçük kalmışlardı. Halk bir çiçek demetine benziyordu. Bir tur yaptıktan sonra tekrar alan üzerine geldik. Bizi tayyareye bağlayan halattan kurtulduğumuz zaman sağa ve sola derin helezon yaparak uçuşun en yüksek figürü olan İmmelman hareketini yaptım.

Planör bize tamamen itaat ediyordu. Evvela sola sonra da sağa dönerek emniyetle baş aşağı burgu hareketine geçtim. Alanı dolduran halk büyük bir hızla etrafımda dönüyor gibi idi. Bir hareketten bir harekete geçerken sağımda görünen halk sol tarafımda kaybolmaya başlıyordu. Bu da gösteriyor ki planör baş aşağı burgu hareketini yapıyordu. Bundan sonra tekrar meydana inmeye başladım. Şimdi paraşütle atlama sırası geldi, bu daha basitti. Bizi götüren tayyare tekrar aynı pilotun idaresinde gittikçe yükseliyordu. Meydan üzerine gelince önce Anokhin ve sonra da ben atladık. Ben atlar atlamaz kendimi hoş bir hava içinde buldum. Rüzgârla havada birkaç defa çevrildim. Emniyette olduğuma kanaat getirdikten sonra paraşütümün halkasını çektim. Kulaklarımda duymaya alışık olduğum sesle beraber üstümde paraşütün kubbesi açıldı. Yan tarafımda da aynı şekilde Anokhin’in paraşütü açılmıştı. Ben ve Anokhin havada yan yana asılı vaziyette ve birbirimizi selamlayarak iniyorduk. İniş umduğumuz gibi iyi geçti.

Türkkuşu talebeleri de tıpkı bizim gibi, belki de daha iyi uçup atlayacaklardır. Onlarda gördüğüm şevkli heves ve yılmamazlık vatan sevdasının en ileri bir unsuru olan havacılıkta da üstün olacaklarına bende hiç şüphe bırakmıyor.

TÜRKKUŞU DERSLERİNE BAŞLARKEN

Sovyet muallimleri, Türkkuşunun derslerine şu konuşma ile başlamışlardır;

Türkkuşunun sayın üyeleri,

Biz memleketinize yalnız muallim olarak değil, dost bir memleketin bir evladı olarak motorsuz uçuş ve planörizm hakkında edindiğimiz malumatı sizlere de öğretmeye geldik.

Şimdiye kadar Türk gençleriyle yakından görüşmek fırsatını bulamadık. Fakat bugünden itibaren teorik ve bir hafta sonra pratik derslere başlayacağımızdan bu fırsatı elde etmiş olacağız. Geldiğimiz dost memleket birçok zorlukları yenmiş ve dölen ve sebat sayesinde büyük işler başarmıştır. Siz de ülkünüze varmak için birçok güçlüklere göğüs germelisiniz. Uçuculuk sanatı ancak özverenlik, yasav (Disiplin), özen esaslarına dayanan bir sanattır. Uçuculukta her şeyden önce gerekli olan disiplindir. Bizim deneçlerden geçmiş metotlarımız belki de başlangıçta güç gelecektir. Fakat gene tekrar ediyoruz, yüzlerce ve binlerce talebe üzerinde yaptığımız deneçler, yasavın önemini teyit etmektedir. Şunu da söylemek isteriz ki, yasava aykırı hareketlere kalkışanlar yalnız kendi hayatlarını tehlikeye değil, bütün çalışmayı sekteye uğratmış olurlar. Biz yasava uymayarak gözüpeklik gösterenleri değil, kendisinin ve arkadaşlarının hayatına değer verenleri beğeniriz. Her alanda dölen ve sebat ile ileriye ve daima yasava riayet etmeyi bilen ve onu esas tanıyan Türk gençliğinin bu alanda da ilerleyeceğine güveniyoruz.

 

 

Rusya / Köktebel’de paraşüt ve planör eğitimi alan Türk öğrenciler

10 TEMMUZ 1935 RUSYA’YA EĞİTİME GİDEN ÖĞRENCİLER

Sabiha Gökçen ve 8 arkadaşı 10 Temmuz 1935 tarihinde İstanbul’dan Çiçerin Vapuru ile Rusya-Köktabel’e planör, paraşüt ve motorlu uçuş eğitimi için gönderilir.

Köktebel’e giden öğrenciler;

1. Sabiha Gökçen

2. Emrullah Ali Yıldız

3. Ferit Orbay

4. Sait Bayav

5. Tevfik Aytan

6. Muammer Öniz

7. Hilmi Hüseyin (Orbay?)

8. Nurettin Demirsoy

9. Mustafa İrkin

 

Mustafa KILIÇ

Havacılık Tarihi Araştırmacısı – Yazar

sontayyareci @gmail.com

Facebook ile Yorum Yapın

1 YORUM

  1. Sevgili Mustafa Kılıç, ben havacı değilim ama asuman aşığıyım. Eleştiri haddim değil, ancak yaptığın her çalışma ve inceleme için sana teşekkür borçluyum. Teşekkürler Mustafa Kılıç.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.