Cuma, Haziran 14, 2024

BU HAFTA İLK 5 HABER

Benzer Haberler

​Diyarbakır Havalimanı Ermeni Arazisi midir?

Türk basınında zaman zaman görülen ve ilgiyle okunan bazı haberlerden söz etmek isterim.

Devletin, şahıs mülkiyetindeki arsa veya arazilere bina yapıp, yol geçirmesinden bahseden haberleri ele almak istiyorum. Arazinin kendine ait olduğunu ispat eden vatandaş, avukatıyla arsasını dikenli tellerle çevirip medyaya da haber verip sesini duyurur. Fakat, neden bilinmez bir kaç gün içinde eyleminden vaz geçer, konu da unutuluverir.

Ya devlet arsanın parasını verir, ya da eşdeğer bir arsayla takas yaparak vatandaşla sulh olur. Bu tip haberlerden birinde, kendi arazisine havaalanı pisti yapılan yaşlı ve köylü bir kadın, o pistin çevresini tellerle çevirip, iniş ve kalkışı engellemeyi başarmıştı.

1988 yılında Imsık Air adıyla bir hava taksi şirketi kuran Fuat Imsık adındaki işadamı, ardından Bodrum’da uçaklarının da inip-kalkacağı özel bir havaalanı yapar. Imsık, zor durumda kalınca, bin 600 metre uzunluğumda pisti olan bu havaalanını, Green Air Havayolu şirketinin sahibi olan Fenerbahçe Kulübü eski Başkanı Ali Şen’e satar. O da, buradan Rus yapımı Antonov tipi küçük uçaklarla İstanbul’a günlük seferler yapmaya başlar. Bodrumlu yaşlı kadının “Arazide benim payım var” mücadelesi de bir yandan devam eder.  İşte, tam bu sırada o zamanlar adeta bir çiftlik gibi yönetilen Türk Hava Yolları, bu tesisi Ali Şen’den iddialara göre tam 3 milyon dolara alır. Yargı, Bodrumlu köylü kadının haklı olduğuna karar verince, borçları nedeniyle havaalanı satışa çıkar. Devletin bir kurumunun 3 milyon dolar verip aldığı, ama faydasını göremediği Imsık Havaalanı’nı bu kez bir başka devlet kurumu olan, Savunma Sanayi Müsteşarlığı, sadece 583 Bin TL’ye alır. Bu işi iyi niyetle kuran Fuat Bey’le THY zarar ederken Ali Şen karlı çıkar, yaşlı kadın da sonunda hakki olan paraya kavuşur. Tesis şimdilerde askeri amaçla kullanılmaktadır.

Bu konuya nereden geldiğimi de anlatayım. Bazı havalimanlarının adlarının değişmesi konusunu araştırırken, öteden beri duyup ne anlama geldiğini çok merak ettiğim Diyarbakır “Kaplaner” Havalimanı cümlesindeki bu isim  konuya girmeme sebep oldu. Bir dönem THY Bilet Satış ekranı ve Google Arama Motoru’nda hala var olan bu isim, DHMİ ve Hava Kuvvetleri’nin kurumsal hafıza kayıtlarında yok. 1969 yılında bir uçak kazasında şehit olan Hava Pilot Yüzbaşı Yalçın Kaplaner’in hatırasına binaen buraya böyle bir isim verildiği tahmin ediliyor.

Konu, konuyu açar misali ben bu ismi araştırırken, tıpkı Imsık’taki gibi bir havalimanı arazi davası daha çıktı karşıma. 3 bin 600 metre uzunluğu olan ve 1952’de yapılan Diyarbakır Havalimanı’yla ilgili olarak, 2012 yılında, Amerika’da yaşayan Ermeni asıllı  Zuart Sudjian, havalimanının yapıldığı arazinin Basmacıyan Ailesi’nin olduğunu ve kendisine miras kaldığını ileri sürerek avukatı aracılığıyla dava açmış. 1915 Tehciri’nden sonra devletin, 1967’de yerel bir gazeteye verdiği ilanla kamulaştırıldığı tezini ileri sürer.

Dava, 2013’te zaman aşımı nedeniyle kabul edilmez, fakat Yargıtay bu kararı bozar. Davaya bakan Avukat Ali Elbeyoğlu’nun bürosu davanın hala Yargıtay’da olduğunu ve sonucu beklediklerini söylüyor. Amaçlarının araziyi almak değil, parasını almak olduğu ortadadır. Bunun emsal teşkil edeceğini ve başka davaların da açılabileceğini söylemek için kahin olmak şart değil.

Ne olur, nasıl bir sonuç çıkar bilinmez. Fakat bu türdeki davalar tartışmaya çok açıktır. Her şeye rağmen Türk adaletinin adil bir karar vereceğinden hiç kuşkum yok. Kıbrıslı Rumların açtığı davalar da bu tür davalara benzemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye için hep aleyhte kararlar vermekte, davalara yenileri eklenmektedir.

Bu davalar gerçekten haklılık taşıyorsa, Türk vatandaşlarının Mısır’daki mirasları için açtığı davaların da haklı olabileceği konusu aklımıza gelmektedir. Eğer, böyle bir hak arama yolu varsa, Osmanlı’nın hakim olduğu coğrafyanın büyük bir bölümü bizim mirasımız olamaz mı?

Siyasi amaç  güden bu davaların bir benzeri de Osmanlı dönemini ilgilendiren sigorta şirketlerince açılmak istenmiş, fakat sonuç alınamamıştır. Bizim, vatan uğruna şehit olan subayımızın adını verdiğimiz ve 100 yıl önce bırakıp gittikleri bu toprak için, mirasçı sıfatıyla hak iddia edenlere de mahkemelere gitmek yerine, tarihi gerçekleri öğrenmeyi tavsiye ediyoruz.

Mutlu yarınlara Türkiye’m.

(Musa Alioğlu / GazeteBirlik)

Facebook ile Yorum Yapın
Önceki İçerik
Sonraki İçerik

ÇOK OKUNANLAR