70’li yıllarda Samsun Belediyesinde çalışan Mercedes 302 otobüslerinin motor ustası bir arkadaşım vardı. İlk otomobil sahibi olduğumda, aracın bakımını yapar, arıza olduğunda da onarırdı. Bir gün bir arıza onarımı sonrasında motordan söktüğü, ancak motoru toplarken artırdığı birkaç parçayı, “Gereksiz, gâvur fazladan koymuş” diyerek fırlatıp atmıştı. Motor çalışmış, ancak birkaç gün sonra yine arızalanınca, attığı parçaları aramaya başlamıştı, lakin bulamamıştı.

Atatürk Havalimanı (AHL), İstanbul Havalimanı’nın açılışı ve işletmeye alınması ile birlikte ne olacak sorusu uzun zamandır gündemde idi. Önceleri Atatürk Havalimanının, millet bahçesi yapılacağı, üzerine çeşitli sosyal alanların ve tesislerin kurulacağı duyuruldu. Daha sonra ise ticari uçuşlar dışındaki uçuşlara, (genel havacılık, kargo, devlet uçakları gibi) açık olarak işletmeye devam olundu ve Covid 19 salgını ile mücadele ve korunma kapsamında, bu havalimanı sınırları içinde 1005 yataklı hastane yapılmasına karar verildiği duyurularak 17-35 pistlerinin, 17 pist başına hastane inşaatına başlanıldı. Bu arada AHL’nin 05-23 pisti kullanılmak suretiyle uçuşlara açık olduğu yetkililerce duyuruldu ve bu yönde DHMİ (Devlet Hava Meydanları İşletmesi) Genel Müdürü tarafından, “Atatürk Havalimanının tarihi misyonunu doldurduğu ve bu nedenle hastane inşaatının kullanılmayan 17-35 pistlerinin 17 pist başına ve kısmen eşik üzerine, iniş kalkışı engeller nitelikte yapılmakta olduğu, uçuşların 05-23 pisti kullanılarak sürdüğü ve sürdürüleceği” duyurularak ülkemiz insanının yüreğine adeta su serpildi.

İstanbul Havalimanının ihale şartlarında, İstanbul’un Avrupa yakasında başka bir ticari uçuşa açık havalimanı bulunmayacağı şartının yer aldığını ve bu nedenle AHL’nin ticari uçuşlara kapatıldığı biliniyor. Yine 17-35 pistlerinin kullanılmasının, İstanbul havalimanının yaklaşma-kalkış paternlerini ihlal etmesi nedeniyle kullanılamayacağı da bazı yazarlar tarafından ifade ediliyor.

Ancak yıllardır kullanılan ve dünyadaki en işlek havalimanları sıralamasında yukarılarda yer alan AHL’nin misyonunu doldurduğu ve kullanılmayan pistlerinin baş kısmına hastane yapıldığı yönündeki DHMİ açıklamasını anlamakta, 60 yıllık havayolu yolcusu, 33 yıllık pilot ve hava hukukçusu olarak zorlanıyorum. Şöyleki;

1-Öncelikle, havaalanının misyonunun, uçaklar uçtuğu sürece hiçbir zaman sona ermeyeceğini vurgulamak isterim. Havada uçan bir hava aracı varsa, havaalanının da misyonu sürmektedir. Birden çok havaalanının mevcudiyeti, hiçbir zaman yekdiğerini misyonsuz hale getirmez. Her an operasyona müsait olarak kabul edilen bir havaalanı değişebilecek şartlar karşısında namüsait/ elverişsiz hale gelebilir. Artık ihtiyaç kalmadığı düşünülen havaalanı bir anda hayat kurtarıcı tek havaalanı haline gelebilir.

İkinci Dünya Savaşı sırasında kullanılan İngiltere’deki havaalanlarının hiçbiri artık kullanılmaz, ihtiyaç yok gibi bir düşünce ile kullanımdan çıkarılmamıştır ve hepsi halen kullanılmaktadır. Büyük uçaklardan, küçüklerine kadar hepsinin kullandığı bu alanlar ve limanlar, hem de savaş sırasında havaalanlarında inşa edilmiş olan yeraltı sığınakları dahil olarak aynen muhafaza edilmekte ve kullanılmaktadır. ABD’de, Rusya’da, Almanya’da gereksiz denilerek yok edilen, pistleri üzerine hastane ve TOKİ konutları inşa edilen benzer bir havaalanı ya da hava limanı yoktur. Havacılığı yaşayan, havacılık kültür ve disiplinini az çok almış olanlar, bir havaalanının değerini çok iyi bilirler. Ülkemizdeki stratejik önemde bölgelerde bir çok karayolunun inşa edilirken, savaş ve ihtiyaç halinde özellikle savaş uçaklarının inebileceği genişlik ve uzunlukta yapıldığı bilinmektedir.

2- Havacılık olaylarına, havacı gözü ve mantığı ve düşünüşüyle bakmak ve değerlendirmek gerekir. Karayolunda otomobilinizi sürdüğünüz andaki düşünüş ve değerlendirme kalıplarıyla ve vizyonunuzla, havadaki uçağı, uçuşu ve gereksinimlerini değerlendiremezsiniz. Yerde otomobil kullanırken, havadaki uçağın yaşadığı sorunları çözmeye çalışan, pilotun sıkıntısını anlayamaz.

Kullanılabilecek bir havalimanının, iki pistinin “şu an için kullanılmadığından” fiziken de kullanılamaz hale getirilmesi, sadece havacılık yönünden değil, genel kullanım amaçları ve havacılık emniyeti yönünden de ileride telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracaktır.

3- Her şeyden önce bir hava alanı, değerli bir havacılık servetidir. İnşa edilirken ve bulunduğu en son verimli ve değerli konuma getirilirken yapılan yatırımlarla, ülkemizin havacılık malvarlığının aktifinde büyük bir değerdir. Altın yumurtlayan bir tavuktur ve yumurtlamaya devam ederken, aniden kesilip atılmasına, yok edilmesine karar verilmiştir.

İyi gelir getiren ve getirmeyi sürdürecek olan işletmeyi, envanter dışına koymanın tek bir nedeni olabilir, o da getirisinin götürüsünden fazla olması ve ileride de kârlılığa dönüştürülmesinin olanaksız olmasıdır. Gider kalemlerinin yüksekliği, giderilmesi iyi bir işletmecilik ve inovasyonla mümkündür ve bunu yapabilecek nitelikte işletmeciler dünya devlerine CEO ve CFO ihraç eden ülkemizde fazlasıyla vardır. İstanbul havalimanı kendi iş potansiyelini ve gelirini her zaman yaratır.

4- Mevcut şartlarda kullanılamayan, ancak ihtiyaç duyulduğunda her an kullanılabilecek iki pistin fiziken iniş ve kalkışlara elverişli durumda bulundurulması, öncelikle uçuş emniyeti açısından elzemdir. Her ne kadar Atatürk Havalimanı, İstanbul Havalimanı nedeniyle ticari uçuşlara kapatılmış ise de, halen faal bir havalimanıdır. Genel havacılık ve kargo uçuşlarına, devlet uçaklarının uçuşlarına açıktır. Üç pistin ikisinin (17-35 Left/Right pistlerinin) kullanılmaması nedeniyle, fiilen kullanılamaz hale getirilmesi, havacılık kültürü ve havacılığın temel esaslarına aykırı bir düşünüş ve davranıştır. AHL, havacılar için her zaman kullanılabilir bir alternatif/seçimlik havalimanı durumundadır.

İstanbul veya Sabiha Gökçen Havalimanı için batıdan yaklaşmakta olan bir uçağın, İstanbul ve Sabiha Gökçen Havalimanlarına ulaşmasını engelleyecek bir acil durum yaşanmasında, motor arızası, yakıt kritiği, uçakta meydana gelen bir patlama, yangın, İstanbul havaalanına doğacak olağanüstü bir durum (terör saldırısı, şiddetli rüzgar, hortum, deprem, yangın vs.) halinde Atatürk Havalimanının 17-35 pistleri tek kurtarıcı durumundadır.

İstanbul ve yakın çevresinde yüksek şiddette bir deprem beklentisi yıllardır tartışılıyor ve ön görülüyor, zaman zaman da daha düşük depremler meydana geliyor. İstanbul’da veya çevresinde meydana gelebilecek kuvvetli bir deprem sırasında veya sonrasında İstanbul ve Sabiha Gökçen hava meydanlarının pistlerinin kullanılamaz hale gelmesi halinde, Atatürk Havalimanı’nın tek alternatif olarak hayati önemi bulunduğu tartışılamayacak bir gerçektir.

Bırakınız İstanbul ve Sabiha Gökçen hava limanlarının kullanılamaz hale gelmesini, kullanılabilir olsa dahi, Ağustos 1999 depremi sonrasında Atatürk Hava Limanından yolculuk yapanlar ya da çalışanlar, Atatürk Hava Limanının halini çok iyi hatırlar. O tarihlerde Atatürk Havalimanından, Bükreş’e uçmuştuk. Havalimanı bir herc-ü merç halinde idi. Hava limanı mı, yurt dışından gönderilen yardım malzemelerinin indirildiği ve koyulacak yer bulunamadığı açıkhava deposu mu belli değildi? Yurt dışından gelen arama kurtarmacılar ve malzemeleri, rehber köpekleri, çadırlar, tıbbi malzemeler, her şey bir birine karışmış bir durumda apronda ve piste giden yollarda bekliyordu. Tüm uçuşlarda saatler süren gecikmeler, havada bekleme orbitlerinde tur attırılan ve yakıt kritiğine girdiği için inişte öncelik talep eden pilotlar hafızamda canlılığını koruyor. Böyle bir karışıklıkta, Atatürk Hava Limanı münhasıran bu tür operasyonlara tahsis edilir ve normal hava trafiği diğer alanlardan aksamadan sürdürülebilir.

Kaçırılan bir uçağın İstanbul’a indirilmek istendiğinde, AHL yine böyle bir operasyon için, hava trafiğinin emniyet ve güvenliğine hiçbir olumsuz etki getirilmeden kullanılabilecek ideal bir yerdir.

5- 17-35 pistlerinin 17 baş kısmına inşa edilmekte olan sahra hastanesi, 05-23 pistinin 05 eşiğine alçalmakta olan uçaklar için de tehlike oluşturmaktadır. Diğer bir söyleyişle, Atatürk Hava Limanında kullanılır durumda olduğu söylenen 05-23 pisti de ICAO Standartlarına göre emniyetsiz bir pist haline gelmektedir.

6- Bazı yazarların ve yetkililerin “Gerektiğinde hastaneyi yıkar, 17-35 pistlerini tekrar kullanılır hale getiririz” dediklerini sosyal medyada okuyorum. Öncelikle şunu söylemek istiyorum, havacılık ciddi bir iştir. Uluslararası Havacılık Anlaşmasını (ICAO) ve bu anlaşmanın eklerini 1944 yılında bir kanunla kabul etmiş olmakla, ICAO Usul ve Standartlarına uygun olarak havacılık faaliyetlerini yürütmek, kurallarını uygulamak ve uymak zorundayız. Kullanımdan çıkarttığınız pisti, tekrar kullanıma sokmanız zaman alacak prosedürlerden geçilmesini gerektirir. Bunları yerine getirirken, çok zaman kaybedersiniz. Havacılıkta, zaman esastır. “Time is essence”. Kaybedilen her bir saniyenin değeri çok yüksektir ve geri getirilmesi mümkün değildir. Kaldı ki, hastane inşaatını yıkmak ve pistleri tekrar uçuşa açmak için yapılacak harcamalar gökten yağmıyor.

1998 yılı sonunda Samsun Çarşamba Havalimanının hizmete girişiyle kapatılan, tepe üzerindeki eski Samsun Havalimanının pistlerinin bir ucuna Samsun Araştırma ve Eğitim Hastanesi, pistlerin üzerine de TOKİ Konutları inşa edilmişti. İnşallah Atatürk Hava Limanı ikinci bir eski Samsun hava limanı olmaz.

Belki 17-35 L/R pistleri için çok geç kalınmış olabilir. Ancak, Atatürk Hava Limanının 05-23 pisti ve terminal binası mutlaka muhafaza edilmelidir. İstanbul bölgesinde hakim rüzgarlar kuzey-doğu, güney-batı yönündedir. Tekirdağ-Çorlu, Atatürk Hava Limanı ve Sabiha Gökçen Meydanlarının pistleri hakim rüzgara göre konumlandırılmışlardır. Ancak, yeni İstanbul Meydanında, kuzey-doğu, güney-batı istikametindeki kuvvetli rüzgarlarda kullanılabilecek bir çapraz pist mevcut değildir. Oysa Atatürk Hava Limanı 05 pistinde, düşük görüş şartlarında hayat kurtarabilecek CAT IIIB yaklaşma yapabilme kabiliyeti mevcuttur. Ancak, 05 pisti yaklaşma hattına yakın bina ve tesisler, pistin bu özelliğinden istifade edilememesine neden olabilirler. Dolayısıyla hastane inşaatından halen 17-35 L/R pistleri etkileniyor gibi görünse de, 05 pisti de risk altındadır. Bu nedenlerle, Atatürk Hava Limanının 05-23 pisti, yeni İstanbul Meydanı için iyi bir alternatif (can simidi) olabilir.

Av. Yaşar Öztürk

ozturkylaw@ttmail.com

Facebook ile Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.