EN SON HABERLER

Benzer Haberler

Burak Özcan: Soğuk Savaş Sonrasının İlk İt Dalaşı: Banja Luka (28 Şubat 1994)

28 Şubat 1994 sabahı Bosna-Hersek’in hava sahasında rutin bir devriye görevi gibi başlayan Operation Deny Flight, dakikalar içinde Soğuk Savaş sonrası dönemin ilk tarihi hesaplaşmasına dönüştü. BM kararlarını hiçe sayarak kara hedeflerini bombalayan Sırp J-21 Jastreb uçakları, karşılarında NATO’nun son teknoloji F-16’larını bulduğunda, diplomatik uyarılardan nihai angajmana giden geri dönülmez süreç çoktan başlamıştı. Banja Luka üzerinde yaşanan bu ilk it dalaşı, modern hava savaşlarının taktik, teknik ve doktrinel boyutunda nasıl devrimsel bir dönüm noktası oldu?

Bosnalı Sırplara yönelik NATO hava saldırılarına destek amaçlı bir görevden dönüşte iniş yapan, ABD Hava Kuvvetleri’ne bağlı 31. Avcı Kanadı’na ait bir F-16C Fighting Falcon uçağının sağdan görünümü. Bu, Yüzbaşı Robert Wright’ın 28 Şubat 1994 tarihinde üç adet J-21 Jastreb saldırı uçağını düşürürken kullandığı uçaktı.
1. Olayın Arka Planı ve Harekat Ortamı

Bosna Hersek’te 1992-1995 yılları arasında yaşanan iç savaş, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) Soğuk Savaş sonrası dönemdeki askeri rolünü ve angajman doktrinlerini kökten değiştirmiştir[1]. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), çatışmaların hava boyutunu sınırlamak amacıyla 9 Ekim 1992 tarihinde 781 sayılı kararı kabul etmiş ve Bosna Hersek hava sahasında askeri uçuşları yasaklamıştır[2]. Bu kararın uygulanmasını izlemek üzere başlatılan “Operation Sky Monitor” harekatı yalnızca silahsız gözlem faaliyetleriyle sınırlı kaldığından, Sırp Cumhuriyet Ordusu (VRS) hava unsurlarının ihlallerini engelleyememiştir[1]. İhlallerin artması üzerine BMGK, 31 Mart 1993’te 816 sayılı kararı alarak BM üyesi devletlere ve bölgesel örgütlere uçuşa yasak bölge ihlallerine karşı kuvvet kullanma yetkisi vermiştir[1].

Bu hukuki dayanak çerçevesinde NATO, 12 Nisan 1993 itibarıyla “Operation Deny Flight” (Uçuşa Yasak Bölge Harekatı) operasyonunu resmen başlatmıştır[1]. Harekatın komuta kontrol yapısı, Napoli’deki NATO Güney Avrupa Müttefik Kuvvetleri (AFSOUTH) Komutanı Amiral Jeremy Boorda ve İtalya’nın Vicenza kentinde konuşlu Birleşik Hava Harekat Merkezi (CAOC) tarafından sevk ve idare edilmiştir[2].

Harekat ortamındaki Angajman Kuralları (Rules of Engagement – ROE), politik karmaşıklığı önlemek ve siviller ile BM Koruma Gücü (UNPROFOR) birliklerini korumak amacıyla son derece sıkı şartlara bağlanmıştır[1]. ROE gereğince, tespit edilen kimliği belirsiz veya düşman hava araçlarına karşı doğrudan füze ateşleme yetkisi verilmeden önce önleme yapan avcı uçaklarının hedefe görsel teyit (Visual Identification – VID) yapması, telsiz üzerinden “bölgeyi terk et veya in, aksi takdirde angaje olunacaktır” uyarısını en az iki kez yinelemesi zorunluydu[6]. Ancak, ihlalde bulunan hava araçlarının kara hedeflerini fiilen bombalaması durumında, CAOC bünyesindeki yetkili komuta kademesi tarafından “tek anahtar” (single key) mekanizması işletilerek anında kinetik angajman onayı verilebilmekteydi[6].

NATO komuta-kontrol zincirinin tepesinde bulunan AFSOUTH Komutanlığı ve CAOC Vicenza, taktik saha yönetimini havadan erken ihbar ve kontrol (AWACS) platformlarına devretmiştir[2]. Olay günü Macaristan hava sahası ile Adriyatik üzerinde devriye gezen E-3 Sentry AWACS platformu (“Magic 51”), bünyesindeki pulse-Doppler radarları sayesinde Bosna’nın dağlık coğrafyasında alçak irtifada seyreden temasları tespit etmiş, avcı uçaklarını yönlendirmiş, angajman yetkisini iletmiş ve muharebe esnasında hava sahası yönetimini üstlenmiştir[3]. AWACS platformu, önleme yapan F-16 devriyeleri (“Black Flight” ve “Knight Flight”) ile CAOC arasındaki doğrudan veri ve ses iletişim halkasını kurarak operasyonun başarısını sağlamıştır[6].

2. Taraflar ve Hava Araçları Karşılaştırması

28 Şubat 1994 sabahı gerçekleşen angajmanda, teknolojik doktrin açısından birbirine tamamen zıt iki ayrı hava gücü karşı karşıya gelmiştir[3]. NATO tarafını Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri’ne (USAF) bağlı, Ramstein Hava Üssü (Almanya) konuşlu 86th Fighter Wing bünyesindeki ve Aviano Hava Üssü’nden (İtalya) operasyon icra eden 526th Fighter Squadron “Black Knights” unsurları temsil etmekteydi[6]. Sırp tarafını ise Sırp Cumhuriyeti Hava Kuvvetleri’ne (VRS RV i PVO) ait taktik taarruz filosu oluşturmaktaydı[3].

USAF pilotları, General Dynamics F-16C Block 40  Fighting Falcon çok rollü avcı uçaklarını uçurmaktaydı[8]. Bu uçaklar, Westinghouse AN/APG-68 pulse-Doppler radarı ile donatılmıştı[3]. AN/APG-68 radarı, TWS (Track-While-Scan) modu ve gelişmiş bak-aşağı/vur-aşağı (look-down/shoot-down) kabiliyeti sayesinde yer parazitleri (ground clutter) arasında alçaktan uçan hedefleri tespit ve takip etme yeteneğine sahipti[3].

Aviano’dan havalanan F-16C’lerin mühimmat ve yakıt yüklemesi şu konfigürasyondan oluşmaktaydı:

-Ufuk Ötesi Hava-Hava Füzesi (BVR): 2 adet AIM-120A AMRAAM (Aktif radar güdümlü)[3].

-Görüş İçi Hava-Hava Füzesi (WVR): 4 adet AIM-9M Sidewinder (Tüm açılardan kilitlenebilen kızılötesi/IR güdümlü)[3].

-Harici Yakıt Tankları: Görev yarıçapını artırmak amacıyla kanat altlarında 2 adet 370 galonluk atılabilir yakıt tankı[6].

-Avionik Sistemler: ALR-56M Radar İkaz Alıcısı (RWR), Geniş Açılı HUD (WAC HUD), IFF (Dost-Düşman Tanıma) sorgulayıcıları11.

Sırp Birliklerinin (VRS RV i PVO) unsurları ise Hırvatistan sınırları içerisindeki Sırp kontrolünde bulunan Udbina Hava Üssü’nden havalanan 6 adet Soko J-21 Jastreb (tek kişilik alçak irtifa hafif taarruz) ve 2 adet Soko J-22 Orao (çift motorlu jet taarruz) uçağından oluşmaktaydı[3]. Yugoslavya yapımı J-21 Jastreb uçakları, Soğuk Savaş döneminde Yugoslavya tarafından yakın hava desteği ve keşif rolleri için geliştirilmiş, radar sistemi bulunmayan, yalnızca görerek uçuş yapabilen ve hafif güdümsüz mühimmat taşıyabilen platformlardı[3]. Sırp filosu, Bosna Hersek hükümet kontrolündeki Novi Travnik’te yer alan ve obüs, havan topu ile mühimmat üreten “Bratstvo” askeri fabrikasını hedef almak üzere görevlendirilmişti[3]. Görev konfigürasyonu olarak FAB-250 bombaları ve serbest düşüşlü roketler taşımaktaydılar[3]. Sırp platformlarında gelişmiş RWR veya chaff/flare karşı tedbir sistemleri bulunmamaktaydı[3].

Yazının devamı için: TIKLAYINIZ

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

ÇOK OKUNANLAR