Pazartesi, Haziran 17, 2024

BU HAFTA İLK 5 HABER

Benzer Haberler

Mustafa Kılıç: Paraşüt kulesi yeniden havacılarla buluşacak

HAVACILIK Tarihi Araştırmacısı ve Yazar Mustafa Kılıç, Türk Hava Kurumunun geçmişinin anlatılmamasını, Edibe Subaşı gibi eski havacılık öncülerinin yeterince bilinmemesini bir vefasızlık olarak gördüğünü belirtti. Kılıç, havacılık tarihinin gerçeklerini öne çıkartmak amacıyla, Türk Hava Kurumunun tarihini kronolojik olarak belgeleyerek 2021 yılında “Türk Havacılık Kronolojisi” adlı kitabı yayımladı.
Türk Hava Kurumunun faaliyetlerini gazetemize aktaran Yazar Kılıç, havacılığın gençler tarafından bilinmesi ve benimsenmesi için kurum tarafından ücretsiz olarak birçok faaliyet gerçekleştirildiğini söyledi. Kılıç, Türk Hava Kurumu Müzesinde yer alan paraşüt kulesinde birçok gencin havacılıkla tanıştığını ve bu kulenin yeniden, Mayıs ayında açılmasının beklendiğini dile getirdi.
Havacılık Tarihi Araştırmacısı ve Yazar Mustafa Kılıç’ın kaleme aldığı diğer yapıtlar ise Uçan Kanat, Son Tayyareci, Ayancık Benim İlk Aşkım, Uçman Avni Yaykın, Halim Canko/Benim Dedem Tayyareci, Türkkuşu/Yeniden Uçabilecek mi?, Hocaların Hocası Cemal Uygun şeklinde.

Türk Hava Kurumu Müzesi

Ticari Hayat gazetesinden Aybala Almina Melek’e konuşan Kılıç, Türk Hava Kurumu Müzesinin kuruluşunu ve havacılık sevdalılarına katkılarını şu sözlerle dile getirdi: “Türk Hava Kurumu Müzesi arazisi aslında 1937 yılından beri Türk Hava Kurumuna ait. Devletten kiralanmıştı, amacı ise paraşüt kulesi kurmaktı. 1937 yılında paraşüt kulesi açıldı. Burada hedeflenen; insanların paraşüte güvenip kendini boşluğa bırakması, gençlerin adrenalin yaşamasını sağlamak ve böylece havacılığa bir adım attırmak, paraşütçülüğe genç nesil yetiştirmekti. Paraşüt kulesi kurulduğu yıldan itibaren hâlen daha ayakta. Bunun bir benzeri de İzmir fuar alanında var. Eğer mali imkân olsaydı bir tanesini de İstanbul’da kurmayı planlıyorlarmış. Ancak sadece Ankara’da ve İzmir fuar alanında 1937 yılında açılan iki tane paraşüt kulemiz var. Daha sonraki yıllarda, bu yerleşke içerisinde, Türk Hava Kurumu şubesi olan ve Türk Hava Kurumuna yardım toplayan, fitre-zekât dağıtan, gençlere konferanslar veren, kurban derisi toplayan Ankara’nın başkent şubesi dediğimiz bir şube vardı. 2002 yılında hatta daha önce 2000 yılında başlayan bir çalışmayla Türk Hava Kurumunun 22. Genel Başkanı Hava Korgeneral Erdoğan Karakuş’un ve o dönemki yönetim kurulunun almış olduğu kararla buradaki eski başkent şubesi tahliye edildi, restorasyon geçirdikten sonra butik bir havacılık müzesi kuruldu.”
Havacılığa ilk adım: Paraşüt kulesi
Ankara paraşüt kulesinden atlayışıyla havacılığa adım atan Kılıç, “Ben paraşüte, havacılığa bu kuleden 1977 yılında atlayarak başladım. Burada beş atlayış yaptım çok heyecanlandım, çok hoşuma gitti. İstersen uçaktan da atlayabilirsin dediler. Eskişehir’e gidince lisede havacılık kolunu kurdum. 7 arkadaşımla birlikte Eskişehir İnönü’de yatılı olarak paraşüt başlangıç eğitimi aldım. O dönemde Türk Hava Kurumu Eskişehir’den İnönü’ye kadar yol paramı verdi, yedirdi, içirdi, yatırdı ve bana paraşütçülük eğitimi verdi. Bunu Kars’tan gelen arkadaşa da yaptı, Edirne’den gelen arkadaşa da yaptı, herkese ücretsiz bu imkânı verdi. Dünyada böyle bir benzeri yoktur.” dedi.

“Türk Hava Kurumu Müzesi benim evladım gibi”
Türk Hava Kurumunun karşılık beklemeden gençlere havacılığı tanıtmak, sevdirmek için çalıştığını ifade eden Kılıç, müze hakkında şunları söyledi: “Ben askeri okula gittim ve emekli olduktan sonra, buraya gidip geldikçe, müzede çalışmak istediğimi Erdoğan Karakuş’a ilettim. Kendisini saygıyla anarım. Burası inşaat hâlindeyken, müze amiri olarak geldim. Boyası, badanası, sergileme çalışması, envanterin çıkartılması derken müze benim emeğimle oldu, yaş itibarıyla Türk Hava Kurumu Müzesi benim evladım gibi diyebilirim. Buranın ilk amiri bendim ve 6 yıl burada amirlik yaptım. Ardından Türk Hava Kurumu matbaa müdürlüğüne geçtim. Müze, o zamanlarda yaşayanlardan ve Türk Hava Kurumunun kendi envanterinde bulunan objeler, belgeler, yaşayan eski hocalardan edindiğimiz diplomaları, broşürleri, rozetleri, madalyaları sıraladık ve şu an müzede 750 sergide olan eser var. Burası çok önemli bir merkez oldu. Gelen insanları sıcacık karşılayıp, gençlere havacılık sevgisi aşılanıyor. Bahçede bulunan uçakların bazıları paraşüt atlama için kullanılmış, ilaçlamada kullanılanlar var, helikopter eğitiminde kullanılanlar var. Olmayan bazı uçakların da modellemesi yapılarak gençlere anlatmaya çalıştık. Buraya talep inanılmaz. Ben günde 600 kişinin paraşütten atladığını hatırlıyorum. Şu an kule tadilat aşamasında. Asansörü yenileniyor. Yanılmıyorsam Mayıs ayında tekrardan gençlere, havacılık sevdalılarına ücretsiz olarak paraşüt atlayışları başlayacak. Müzemiz de ücretsizdir, paraşüt atlayışları da ücretsizdir. Türk Hava Kurumu model uçakçılığın da ücretsiz eğitimini veriyor. Türk Hava Kurumuna her daim sahip çıkmalıyız. Türk Hava Kurumu, devlet tarafından koruma altına alınmış, kamu yararına çalışan bir dernektir.”

“Kurumun tarihini aktarıyorum”
Kaleme aldığı kitaplarla havacılığı, havacılık ustalarını ve THK tarihini aktaran Kılıç, “Ben 9 tane kitap yazdım. Kurumun tarihini aktarıyorum. Şimdi onuncu kitabım üzerine çalışıyorum. Kitaplarımı askıda kitap mantığıyla birçok üniversite öğrencisine gönderdim. Havacılık liseleri, üniversitelerinde konferans veriyorum, televizyon programlarında da Türk Hava Kurumunu anlatmaya çalışıyorum. Bu anlamda çok mutluyum. İlk kitabım 2008 yılında çıktı. Türk Hava Kurumunun Uçan Kanat projesi hakkında bir kitap yayımladım ve tüm gelirini kuruma bağışladım. Benim en büyük özelliğim; müzede çalıştığım süreçte Türk Hava Kurumunda çalışmış, emek vermiş hocalarımı tanıdım ve onlar elindeki belgeleri, objeleri, fotoğrafları bana verdiler. Objeleri bilgisayarda taratıp kitaplarımda kullandım. En son kitabımda Cemal Uygun’un oğlu Cengiz Uygun, babasına ait bütün bilgi, belge, objeleri bana verdi. Mesela önümüzdeki günlerde bir sergi çalışmamız var yine o sergide Cengiz Uygun objeleri, belgeleri bana veriyor, kullanıp geri veriyorum.” dedi.
“Eski hocalarımıza vefasızlık yapmamak gerekiyor”
Havacılık alanında ismi duyulmamış, emek veren ustaların hikâyelerini topluma aktarmaya çalışan Kılıç, “Geçmişi anlatmadığım zaman bir vefasızlık yapmış gibi hissediyorum. 1937-38 yılında Atina’da ve Yugoslavya’da akrobasi uçuşu yapan bir Edibe Subaşı var. Eski hocalarımıza vefasızlık yapmamak gerekiyor. Bazı kurumsal yerlerde bilgi yanlışlıkları var, onların doğrularını yazıp gönderiyorum. Türk Hava Kurumunun tarihi, tozlu sayfalar arkasında kalıyor. Bunu öne çıkartmamız gerekiyor. Türk Hava Kurumu, kötü bir süreç geçirdi. Şimdiki kayyum heyeti kurumu düze nasıl çıkartırız diye çabalıyor. Bence geçmişini bilmeyen kurum, kişi geleceğini kurgulayamaz. Geçmişi, nereden geldiğini bilmek gerekiyor. Bu yüzden ben kurumun bir tarih şubesinin olmasını arzu ediyorum, bunu da yetkililerle paylaşıyorum.” diye konuştu.

Türk Havacılık Kronolojisi 
Kılıç, “1925’te Gazi Mustafa Kemal Atatürk öngörüsüyle kurulan Türk Hava Kurumunun nasıl geliştiğini, nasıl atılımlar yaptığını, uçak fabrikalarından sanayiye nasıl müdahil olduğunu; sportif, amatör paraşütçülüğün, yarışmalar, tarihi belgeler, bu uğurda şehit olanlar, onların isimleri, yaşam öyküleri gibi bir fotoğraflarla süslediğim kronoloji, dizinsel yaptığım bir çalışma oldu. Herhangi bir maddi beklentim yok. Türk Hava Kurumuna da teklif ediyorum, bu kronolojiyi bastıralım bütün şubelere gönderilsin, kurum daha iyi tanınsın diye.” ifadeleriyle kitabı ele alma amacını aktardı.
Kılıç, gençlere havacılık üzerine şu tavsiyelerde bulunarak konuşmasını sonlandırdı: “Ben şanslıydım, Türk Hava Kurumunu tanıdım. Şimdiki çağda herkes dijitale yöneldi. Gençler, açık havada bir uçaktan atlamanın zevki çok daha farklı. Türk Hava Kurumu bünyesinde, ücretsiz bir şekilde bu organizasyondan yararlanabiliyorsunuz. Gençlere önerim, havacılığı seviyorsanız, THK’ye gelin ve burayla tanışın. Herkes sizi sevgiyle karşılayacaktır.”

TIKLAYINIZ

 

Facebook ile Yorum Yapın

ÇOK OKUNANLAR