1988 yılında Ankara’ya tayin ile geldikten sonra Hava Kuvvetleri Karargâhında benim gibi havacılık tarihi ve fotoğrafları konusunda araştırma içerisinde olan bir dost ile tanıştım. Şimdi ismini vermek istemiyorum. Zira kendisinden izin almadan bunu yapmam doğru değil. Amerika’da yaşadığı için de ona ulaşmam mümkün değil. Yazımı okuyunca bana hak vereceğinizi umuyorum. 88 yılında tanıştığım uzunca bir süre sohbetler etme ve yaşanmışlıkları paylaşma şansına eriştiğim dostum ile temasımız koptu. O aniden hava kuvvetlerinden ayrılmak zorunda kaldı. O günden sonra da hiç görüşme şansımız olmamıştı.

Geçen yıl bir arkadaşım ile temasa geçerek benimle buluşmak istediğini söyleyince çok mutlu oldum. Bir taraftan da müthiş bir merak içerisindeydim. Neden benle buluşmak istemişti, bunca yıl neredeydi? Ve ben onu özlemiştim.

Sözü uzatmadan dostumla Ankara Kızılay’da buluştuk. Sevgi ve saygıyla dolandı kollarımız birbirimize. Ard arda sorular sorduk, çay bardaklarının peşi sıra. Hava kuvvetlerinden ayrıldıktan sonra Amerika’ya yerleştiğini söyledi. Orada daha da değer bilindiğini, yaptığı işi geliştirdiğini ve mutlu olduğunu paylaştı benimle. Bense bir arpa boyu ile ilgili klasik espriyi yaptım. Yazılarımı takip ettiğini beğendiğini söyledi. Gelelim sadede; kendisinin bir tesadüf sonucu Amerika’daki bir fotoğraf müzayedesine katıldığını ve orada Türk havacılığı ile ilgili negatiflerin açık artırmaya konulduğunu söyledi. Tesadüfen orda olduğunu bir kez daha vurguladıktan sonra, merakının onu artırmaya katılmaya ikna ettiğini söyledi. Küçük bir kapışmadan sonra 2.500 Dolar karşılığında bir grup siyah-beyaz negatif filmin kendisinde kaldığını anlattı. Kendisi de şok olmuş, ilk kez katıldığı bu müzayede de ne olup bittiğini anlamamış. Sadece “Türk havacılığını kurtardım kardeşim” diyebildi.

Benim ona sorduğum soruya şöyle cevap vererek başladı anlatmaya. İnan ben de kendi kendime aynı soruları sordum. Bu kadar para eder miydi? Görmediği negatifler içinde neler vardı? Kim Türk havacılığı ile ilgili negatifleri Amerika’da satışa koymuştu. Ve diğerleri. Aslında eve gidince anladım ne kadar değerli olduklarını. Bunun değerini ancak sen, ben ve bizim gibi düşünenler anlayabilirdi dedi. Tabii ki gördükleri zaman, diye sürdürdü konuşmasını. Sihirli sözü çoktan söylemişti, sen – ben. Korkunç bir merak içerisinde tab ettirdin mi? Diye sordum. Buna hakkım yok diye cep verdi. Sadece ışık altında tek tek inceledim dedi. Seni ilgilendiren birkaç fotoğraf var, diğerleri askeri fotoğraflar. Bu birkaç fotoğraf ta senin aklını başından almaya yetecektir.

Sonuç olarak; arkadaşım bu negatifleri Amerika’ya dönmeden Türkiye’de bırakmak istediğini söyledi. Benim bunlarla ilgilenip ilgilenmeyeceğimi sordu. Amacının ticaret yapmak olmadığını çok iyi biliyordum. Müzayede fiyatı üzerinden bu negatifleri ülkesinde bırakmak istiyordu. Kısaca THK yönetimi ile yaşadıklarımı anlattım. Maddi durumumun bunları almaya elverişli olmadığından bahsettim. Aklıma geldi, bu tür müzayedeler düzenleyen bir dostum var diyecektim. Duraksadım! Hayırdır deyince açıkladım; dostumdu, diyebildim. Zira kendisinden satın aldığım ve ayrıca dost olarak bana verdiği obje ve fotoğraflar için mahkemede tanıklık eder misin? Diye sorduğumda, ne olur beni karıştırma dediğinde dostluğumuzun bittiğini anlattım. Ancak yine de telefon ile onu aradım. Fiyat konusunda hiçbir bilgimin olmadığını, bu işe sadece aracılık ettiğimi, izin verirse kendisini bu konu ile ilgili bir dost ile tanıştırmak istediğimi söyledim. İçin için burularak. Aradan çekildim. Dostumla vedalaştıktan sonra ayrıldık. Ama kurt içime düşmüştü. Ertesi gün aradım, ne yaptıklarını deli gibi merak ediyordum. Komik bir rakam söyledi ben de teşekkür ettim dedi. Yarın uçuyorum Amerika’ya. Haydaaaa, oldu mu ya. İnanın o gece negatifler rüyama girdi. Sabah uyanır uyanmaz aradım. Ne olur negatifleri bir fener eşliğinde göreyim, uygun musun? dedim çekinerek. Ulus’tan lokum alacağını, saat: 14.00’te orada buluşalım dediğinde dünyalar benim oldu. Ulus’ta buluşunca beni hemen otobüs duraklarının önünde bir fotoğrafçıya soktu. Zarf üzerinde çok net okuyamadığım bir yazı dikkatimi çekmişti. Singer, annemin dikiş makinesi ile aynı adı taşıyan zarftan ayırdığı belli olan negatifleri çıkarttı. Acele olarak üç adet negatifi tab edilmesini istedi. Dakikalar geçmek bilmiyordu. Hadi be makine ver şu pozları. Ben pozları beklerken o ücretini bile ödemiş, ben farkında olmadan.

Üç adet fotoğraf düştü otomatik fotoğraf tab ediciden, İlki Sabiha Gökçen ile ilgiliydi. Çok güzel bir tab olmasa da harika bir pozdu. İkincisini şimdilik paylaşmak istemiyorum. Son olarak da bu yazıya konu olan o meşhur fotoğraf. Ben adını: ‘Ne işin var senin Türkkuşu’nda Amerikalı pilot’ koydum.

NE İŞİN VAR SENİN TÜRKKUŞU’NDA AMERİKALI PİLOT

Bu fotoğraftan sonra yine hummalı bir araştırmaya başladım. Acaba bu fotoğrafla ilgili bir bilgi bulabilir miyim? diye. Uzunca bir uğraştan sonra Amerikalı havacılar ile ilgili ayırdığım notlar içerisinde şu satırlar dikkatimi çekti.

19 Mart 1948 Amerikan Hava Ataşesi Yardımcısı Yüzbaşı Handsinger’e THK Türkkuşu’nda aldığı eğitim sonucu turizm uçak pilot lisansı verilmiştir. Dikkatinizden kaçmamıştır, yüzbaşının soyadının bir bölümü singer. Hani fotoğrafçıda göz ucuyla gördüğüm zarfın üzerindeki yazı.

Amerikalı havacı bir yüzbaşı olacaksınız, üstelik pilot olacaksınız ve Türkiye’de hava ataşesi yardımcısı unvanı ile görev yaparken THK Türkkuşu’nda pilotaj eğitimi alacaksınız. 1948 yılında boynunuzda fotoğraf makinesi ile Türkkuşu’nda pozlar vereceksiniz. Aklıma onlarca soru geliyor. Sizlerin geldiği gibi.

1939 yılında başlayan 2’inci Dünya Savaşı sonrasında 1941 yılı başlarında Polonyalı uçak mühendislerinin katkıları ile kurulumu gerçekleşen THK Uçak Fabrikası artık üretime geçmiştir. Özgün projeler arka arkaya gelmektedir. Özellikle THK-1 planörü, THK-2 Akrobasi Uçağı, THK-3 Akrobasi Planörü, THK-5 ve 5A uçakları ve THK-11 Turizm Uçağı. Yüzbaşının önünde poz verdiği de işte bu THK-11 Turizm Uçağıdır.

 

THK – 11 TURİZM UÇAĞI ( 1947 )

THK-11 uçağı üstten tek kanatlı, tek itici motorlu, çift kumandalı, çift gövdeli, tamamen ahşap yapılı, gövde, kuyruk ve kanatları kontrplak kaplamalı, iki önde ve bir arkada olmak üzere üç kişi taşıyabilen hafif bir gezi uçağıydı. Kanat tek sparlı olup, hücum kenarı kontrplak, kanadın geri kalan kısmı, kanatçıklar, yön ve irtifa dümenleri bez kaplamaydı. Kabin giriş kapısı sol tarafta, İki adedi sol tarafta tek kapı olarak yerleştirilmişti. Kabin ses geçirmez, kaloriferli ve havalandırma tesisatlı olarak dizayn edilmişti. Alüminyum yakıt tankı kabinin arka tarafına yerleştirilmişti. Oleo sistemi amortisörle donatılan iniş takımı sabitti. Burun tekerleğiyse hareketliydi. Ana iniş takımı hidrolik fren sistemine sahipti. Uçağın ahşap pervanesi iki palli olup, THK üretimiydi. Bir adet THK-11 uçağı 1947 yılında üretildi.

THK-11 Teknik Özellikleri

Görevi : Gezi

Motoru : Gipsy Major

Azami Hızı : 200 km/s

Seyahat Hızı : 164 km/s

Yükseliş Hızı : 180 m/dk

İniş Hızı : 80 km/s

Asgari Hızı : 60 km/s

Menzili : 800 km

Kalkış Ağırlığı: 1.150 kg

Faydalı Ağırlık: 240 kg

Yük Emsali : 61,5 kg/m2

Takat Emsali : 9 kg/Bg

Kanat Alanı : 18,7 m2

Yüksekliği : 2,6 m

Mürettebatı : 1 kişi

Motor Gücü : 135 Hp

Uçuş tavanı : 3.500 m

Boş Ağırlığı : 828 kg

Kanat Açıklığı: 12 m

Uzunluğu : 8,4 m

Üretim Adedi : 1 adet

Üretim Yeri : THK Uçak fabrikası Ankara

Üretim Yılı : 1947

Sağlıcakla kalınız, gökyüzü dolu günler sizlerle olsun.

 

Mustafa KILIÇ

Havacılık Tarihi Araştırmacı-Yazar

sontayyareci@gmail.com

 

 

 

 

Facebook ile Yorum Yapın

3 YORUMLAR

  1. Mustafa ağabey havacılığa ve havacılık tarihine olan ilgin bence aşk seviyesinde..Bu ülkede senin kadar bu konuya ilgi gösteren kaç insan vardır?Benim gibi havacılık ile hiç ilgisi olmayan insanlara bile bu sevgiyi aşıladığını bilmeni isterim.Buyuk bir ilgiyle takip etmeye çalışıyorum paylaşımlarını. Bu vesile ile sana çok teşekkür ediyorum. Ne mutlu bana ki seni yakınen tanıyan bir kardeşinim. Bu ülkenin her şeye rağmen senin gibi insanlara ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Yöneticiler gelip geçicidir. Kalıcı olan ise böylesine değerli bilgilerdir.ülke tarihi senin gibi insanların bu türlü güzel mücadelesini mutlaka yazacaktır..Saygılar sunuyor ve bu ülkenin bir insanı olarak sana teşekkür ediyorum ağabey..🙏🙏🙏

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.