SITA’nın “Baggage IT Insights” 2026 raporuna göre, küresel havacılık sektöründe kayıp bagaj oranlarında 2025 yılında önemli bir düşüş kaydedildi ve bu oran bir önceki yıla göre %23 azaldı.
2024’teki 4,8 milyardan 5 milyara ulaşan yolcu sayısındaki artışa rağmen, kayıp bagajların toplam hacminde %19’luk bir azalma yaşandı ve 24 milyona ulaşarak pandemi öncesi seviyelerin altında kaldı.
Ancak, kayıp bagajlar hâlâ önemli bir mali sorun teşkil ediyor ve 2025 yılında sektöre tahmini maliyeti 6,3 milyar ABD doları, yani havayolu sektörünün toplam karının yaklaşık %15’ine denk geliyor.
Kaybolan bagaj başına ortalama maliyet, önceki 150 ABD doları rakamını aşarak 260 ABD dolarına yükseltildi. Bir fikir vermek gerekirse, yolcu başına ortalama 8 ABD doları net karla, bir bagajın kaybolması 30’dan fazla satılan koltuğun karını ortadan kaldırırken, beş bagajın kaybolması ise tüm bir uçuşun karını tehlikeye atıyor.
Güney Amerika’da bagaj başına maliyet 240 ABD doları olup, bu rakam küresel ortalamanın altında kalmaktadır ve bu da Güney Amerika’yı bu konuda en düşük masraflara sahip üçüncü bölge yapmaktadır. Güney Amerika için kayıp bagaj oranı ayrı olarak açıklanmamaktadır, ancak genel olarak Amerika kıtası için bu oran bin yolcu başına 5,6’dır.
Endekslerdeki iyileşme, gerçek zamanlı veri paylaşımı, yapay zeka destekli rota belirleme, biyometrik bagaj işlemleri ve yolcuların bağlantılı cihazları gibi yeni teknolojilerin benimsenmesi ve sistemlerin entegrasyonuna bağlanmaktadır.
SITA’nın bagaj portföy direktörü Nicole Hogg, bagajın artık sadece lojistik bir sorun olmaktan çıkıp dijital bir hizmet haline geldiğini ve yolcuların bagajlarını takip etme sürecine giderek daha fazla dahil olduklarını belirtiyor.
Yeniliklerin pratik sonuçları arasında, Apple’ın Find My özelliğinin SITA WorldTracer® sistemine entegrasyonu, ilk yılda kesin bagaj kayıplarını %90 oranında azalttı ve geciken bagajların ortalama teslim süresini %26 oranında kısalttı.
Son zamanlarda sisteme, konum paylaşımı için Google’ın Find Hub özelliği de entegre edildi. Örneğin, Thai Airways, SITA’nın Auto Reflight çözümünü kullanarak dokuz havalimanında bagaj işlem süresini üç dakikadan sadece bir saniyeye indirmeyi başardı.
SITA CEO’su David Lavorel, havaalanlarının fiziksel sınırlamaları göz önüne alındığında, çözümün altyapıyı genişletmekte değil, bunun yerine veri, yapay zeka ve tahmine dayalı operasyonları kullanarak, check-in’den bagaj teslimine kadar mevcut alanların kullanımını optimize etmekte ve fiziksel genişlemeye gerek kalmadan kapasiteyi artırmakta yattığını vurguluyor.
Rapora göre, geciken bagajlar, esas olarak kurtarma, yeniden yönlendirme ve teslimat işlemleri nedeniyle, sorunun toplam maliyetinin yaklaşık %70’ini oluşturmaktadır. Kayıp veya hasarlı bagajların maliyetleri ise öncelikle tazminatla ilgilidir. Uçuş bağlantıları, 2025 yılında vakaların %39’unu oluşturarak hataların ana nedeni olmaya devam etmektedir, ancak önceki yıla göre bir azalma görülmüştür.
Sektördeki eğilim açık: Havayollarının dörtte üçü önümüzdeki iki yıl içinde yapay zekaya yatırım yapmayı planlıyor ve bunların yarısı yolculara gerçek zamanlı bagaj güncellemeleri sağlamayı amaçlıyor. Bagaj takibi, IATA 753 sayılı Kararına %50’nin üzerinde uyumluluk gösterdi ve tam uyumluluğun 2027’de sağlanması öngörülüyor.
Yeni bakış açıları arasında bagajların evde etiketlenmesi, yolcunun aracından teslim alınması ve bagajların artık yolcuyla aynı uçakta seyahat etmesine gerek kalmaması olasılığı yer alıyor; bu da ulaşımı daha verimli hale getiriyor.






