Biliyorum bazıları bana fena halde kızıyor. Çünkü yeri geldiğinde dayanamıyorum ve konuşuyorum. Doğruların bilinmesi için konuşulması gerektiğine inanıyorum. Oysa politik olmak günün modası halinde, herkese mavi boncuk ver olsun bitsin. Senden iyisi yok, zira çevrendeki herkes böyle davranıyor. Üstelik her dönemin adamı olup, gemisini bir güzel yürütüyor. İstisnalar lütfen beni bağışlasın, gerçek havacılara ise saygım sonsuz.

Zaman zaman söylüyorum, üç beş kitabı önüne açıp yeni kitaplar yaratma çabası içerisinde olanlar var. Emek ve zaman harcamak zor geliyor onlara. Kısa yoldan bir şeyler üretmek ve ardından kendilerini öne çıkarma gayretine girişiyorlar. Kimileri ise sahte izler bırakmak istiyorlar gökyüzünde. Hem de sahte sıfatlar yaratarak. Kapı kapı dolaşıp, her kapıda farklı karakterler sergileyenler var içlerinde. Sözünü ettiğim sahte havacılar ile ilgili çok sık yakınmalara şahit oluyorum. “ Hocam bunları deşifre etsenize ” Gerçekten zamanım yok bu tip insanlarla uğraşmaya. Okunacak, araştırılacak ve üzerine düşünülecek o kadar çok konu var ki. Umarım araştırmalara ömrüm yeter. Deşifre edilmelerini istedikleri kişilere sadece yol gösterebilirim. Keşke birlikte çalışabilsek, doğru ve akılcı bir araştırma ortamı yaratabilsek.

Havacılık tarihimize kısaca bir baktığımızda, dünya havacılığından geri kaldığımız gerçeğini görüyoruz. Nedenlerini ise akademik geçmişi olanlar enine boyuna irdeliyorlar. Kısa yolu seçenler de Marshall yardımlarını önümüze koyuveriyorlar. Sadece havacılıktaki geri kalmışlığımız sorgulamak yerine, Türkiye genelinde geri kalmışlığımızın diğer etmenlerini de birlikte değerlendirmekte yarar var. Fazla haddimi aşmadan sadece havacılık tarihimizin bir tahlilini yapmak istiyorum. Umarım araştırmacı havacılara yardımım dokunur.

TÜRK HAVACILIĞI ÜZERİNDE ETKİSİ OLAN ÜLKELER

Uzun süredir yaptığım araştırmalarda Türk havacılığı üzerinde etkili olan yabancı ülkeler hakkında birçok bilgi ve belgeye ulaştığımı söyleyebilirim. Bu belgelerde hangi ülke adları ön plana çıktı derseniz kısaca şöyle sıralayabiliriz.

1. Fransa

2. Almanya

3. Amerika

4. İtalya

5. Polonya

6. İngiltere

7. Çekoslovakya

40’lı yıllardan başlayarak artan şekilde Amerika’nın Türk havacılığı üzerinde bariz üstünlüğü görülmektedir. Bence bunun iki ana nedeni bulunmaktadır. Birincisi Amerika’nın yayılmacılık ve sömürge politikası. Diğeri ise, bu amaca hizmet için diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de oluşturulan Amerikan çıkarlarına hizmet için yetiştirilmiş kişiler. Biraz iddialı olduğumun farkındayım, ancak tarih bize bunun örneklerini göstermede oldukça cömert davranıyor, tabii ki görmek istersek.

Ulusal Kurtuluş savaşı öncesinde Fransız havacılık sanayisinin en iyi teknolojiye sahip olduğunu düşünen Osmanlı yöneticileri ağırlıklı olarak bu ülke ile işbirliği yapma yönüne gitmişlerdir. Kurtuluş Savaşı sonrasında ise müttefikimiz Almanya’nın Türk havacılığı üzerindeki etkileri görülmeye başlamıştır. Her iki gelişmeden de rahatsız olan Amerika Türkiye için planladıklarını uygulamaya geçirmede geç kalmamaya özen göstermiştir. 1925 yılında kurulan Türk Tayyare Cemiyeti (T.Ta.C.) Türkiye’de havacılık sanayisini kurma çalışmalarına başlamıştır. Bu ilk adımı 1. Dünya Savaşında müttefiki olan Almanya ile atması gayet doğal karşılanmalıdır. Ayrıca Türk Hava Kuvvetlerinin güçlendirilmesi kapsamında 1925-1935 yılları arasında T.Ta.C.’nin bağış uçaklar adı altında 229 uçak satın alması uçak üreticisi ülkelerin iştahını kabartmıştır. Özellikle de Amerika Türkiye’nin her yıl ortalama 23 uçak alması karşısında harekete geçmeye karar vermiştir. Bu konu ile ilgili kişi ve kuruluşların çalışmalarında kullanmaları için yeteri kadar bilgi ve belge bulunmaktadır. Konunun uzamaması adına bu çalışmayı başka bir yazı konusu olarak saklayalım. Yine de THK Başkanı Şükrü Koçak, Gazeteci Ahmet Emin Yalman, Amerikan Büyükelçiliği görevlileri ve eşleri, bazı yabancı firma temsilcileri, havacılık üniversitesi profesörleri kulaklarınıza küpe olsun derim.

Çalışmalarımda çok sık olarak Amerika ismine rastlamaya başladığım günlerden beri bilgisayarımın bir köşesine bu konu ile ilgili notlarımı toplamaya başlamıştım. Şimdi sizlere bu konu ile ilgili biriktirdiğim notlarımı tarihsel sıra içerisinde kısaca aktarmak isterim. Dikkatiniz çekmek istediğim bir başka nokta ise, bildiğiniz gibi T.Ta.C. sonraki adı Türk Hava Kurumu (THK) olan sivil havacılık derneği üzerine olan uzmanlığım ile bu çalışmamı yapıyorum. Türk Hava Kuvvetleri ve Amerika ilişkileri araştırmamın dışında bırakılmıştır. Aşağıda göreceğiniz üzere Amerika, Türkiye ile olan havacılık ilişkilerinde daima sıcak yaklaşımlar içerisinde olmaya özen göstermiştir.

TARİHSEL SIRA İLE ABD-TÜRK HAVACILIK İLİŞKİLERİ

9 Ocak 1929

ABD’li tayyareci Charles Augustus Lindbergh’e T.Ta.C. Murassa Madalyası verilmiştir. “ Şanslı Lindy ” ve “ Yalnız Kartal ” olarak adlandırılan Amerikalı pilot 1927 yılında Atlas Okyanusunu tek başına geçen ilk pilot olarak tarihe geçmiştir. (New York-Paris uçuşu) Madalyası annesi Evangeline Lodge Lindbergh’e T.Ta.C. Başkanı Fuat Bulca tarafından takdim edilmiştir. Bu konuda Genel Başkan Yardımcısı Şükrü Koçak’ın ön ayak olduğu söylenebilir.

30 Temmuz 1931

Amerikalı pilotlar Yeşilköy Hava Alanına indiler. Vali ve Belediye Başkanının yanı sıra T.Ta.C. İstanbul Başkanı Hasan Fehmi Bey ve diğer havacılar Amerikalı pilotları karşıladılar.

31 Temmuz 1931

ABD’li pilotlar Russel N. Bordmann ve John L. Polanda Atlantik okyanusunu uzun mesafe rekoru kırarak İstanbul’a inmişlerdir.. T.Ta.C. İst. Şb. Md. Hasan Fehmi Bey Pera Palas Otelinde kendilerini ziyaret eder. Atatürk Yalova’ya davet eder.

1 Ağustos 1931

Pilot Russel N. Bordmann ve John L. Polanda Yalova’ya Fuat Bulca tarafından getirilirler. Önce Başbakan İsmet İnönü tarafından 131 pırlanta taşlı T.Ta.C. Murassa madalyaları havacılara törenle takdim edildi. Ardından Atatürk’le sohbet edildi.

Atatürk New York’tan – İstanbul’a uçan havacılar ile yaptığı konuşmasında,

“Siz gökyüzünde güzel bir yol çizdiniz. Bu geziniz Türk havacılarına da hazırlanmak için büyük bir isteklenme olacaktır…’’

Atatürk daha sonra akşamki yemek sırasında sohbette:

“Türk ulusunun her şeyin üstünde tapındığı bir şey varsa o da yüksek kahramanlıktır. Bu sözlerim kuşkusuz bu günkü uyanık Türk gençliğinin kulaklarında yüksek ve etkili yankılar yapacaktır. Yüksek hasletlerine güvenle baktığım Türk çocuklarından daha az şey istemem…’’

3 Ağustos 1931

ABD’li pilotlar Russel N. Bordmann ve John L. Polanda onuruna İstanbul Pera Palas Otelinde T.Ta.C. İstanbul Şubesi bir akşam yemeği düzenledi. Yemekte T.Ta.C. İstanbul Şube Yönetim Kurulu Üyesi Nakiye Hanım ve pilotlar konuşma yaptılar. 9 Ağustos 1931 tarihinde Amerikalı pilotlar Türkiye’den ayrılmışlardır.

9 Haziran 1932

Amerikalı Mr. Jim (William Robertson) ile Vecihi Hürkuş Ankara civarında meydan araştırması için uçarlar. Güvercinlik mevkiinde uçuş alanı tespitinde bulunurlar. Güvercinlik Havaalanı.

1942 -1943 Genel

1942-43 yılları arasında Nuri Demirağ’ın Yeşilköy’deki Gök Okulu ve Beşiktaş’taki fabrikasını ziyaret eden Amerikalıların bazıları şunlardır.

Prof. Diyak: Nuri Demirağ ile Türk Amerikan Seyrüsefer Hava Limanı Mukavelesini imzalayan Amerikalı Profesör.

Mr. William Todd: Amerikan Fotoğraf Servisi Şefi.

Prof. Bills Hum Tington: Amerikan Koleji Müdürü. Prof. Brown ile birlikte Demirağ’ın tesislerini gezmiştir.

15 Ekim 1943

Amerikalı Prof. Brown; Washington Notre Dame Üniversitesi Havacılık Profesörü Türk basınına yaptığı açıklamada “Bilhassa N. Demirağ Gök Okulundan bahsetmek isterim. Bizim de böyle okullarımız olmasaydı 2. Dünya Savaşında başarılı olamazdık” demiştir.

26 Mayıs 1944:

Nu.D-38 ilk tanıtım seferini 26 Mayıs 1944 tarihinde İstanbul-Ankara arasında yaptı.

Uçağın yolcuları arasında pilotlar Basri Alev ve Mehmet Altunbay’ın yanı sıra Nuri Demirağ, Tasviri Efkâr Gazetesi’nin sahibi Ziyat Ebuziyya ve Vatan Gazetesi muhabiri Faruk Fenik bulunuyordu.

NuD-38 uçağını Ankara’da Güvercinlik Hava alanında karşılayanlar arasında Devlet Hava Yolları (DHY) Genel Müdürünün yanında bir Amerikalı da bulunmaktaydı. Gazetelere Amerikalı tayyare uzmanı olarak geçen bu şahıs hakkında her hangi bir bilgiye ulaşılamamıştır denilmekte. O tarihte niçin ve hangi sıfatla orada bulunmaktadır. Adı bile öğrenilemeyen Amerikalı uzman kimdir?

21 Eylül 1944

Amerika’nın Ankara Büyükelçisi Laurence Steinhardt 21 Eylül 1944 tarihinde ABD hükümetine gönderdiği “ Irkçılık-Turancılık ” davasında yargılanan 23 kişi ile ilgili raporunda sivil uçak sanayini kuran Nuri Demirağ hakkında da bilgiler aktarmaktadır.

9 Kasım 1944

ABD. Chicago’da yapılan İlk Sivil Havacılık (ICAO) Toplantısına THK Başkanı Şükrü Koçak katılmıştır.

23 Şubat 1945

ABD ile Türkiye Cumhuriyeti arasında ilk yardım anlaşması yapılmıştır. ABD Hükümeti TC Hükümeti’ne ABD Başkanı’nın devir veya tedarikine yetki vereceği savunma maddelerini, savunma hizmetlerini ve savunma bilgilerini vermeye devam edecektir.

1945 – 1946 yılı :

Hava endüstrisinin yüksek mühendis ihtiyacını karşılamak için THK’nun tavsiyesi ile İTÜ’de açılmış olan havacılık şubesinden 19 yüksek mühendisten 15’i fabrikalarda vazife almışlardır. Bunlardan 6 tanesi ABD’ye gönderilmiş ve uzmanlık çalışmalarını tamamlayarak yurda dönmüşlerdir.

27 Şubat 1946

ABD ile TC arasında imzalanan ikinci anlaşma gereği; ABD 10 milyon dolarlık kredi verecektir. Bu kredi ABD savunma malzemeleri alımında kullanılacaktır.

4 Haziran 1947

Amerikan Askeri Heyeti başlarında Tümg. Hall olmak üzere (5 kişilik hava subayından oluşan heyet) THK Etimesgut Uçak Fabrikasını gezmişlerdir.

12 Temmuz 1947

Truman anlaşması ABD ile TC. Hükümeti arasında imzalanmıştır.

19 Mart 1948

Amerikan Hava Ataşesi Yardımcısı Yüzbaşı Handsinger’e THK’da aldığı eğitim sonucu turizm uçak pilot lisansı verilmiştir.

13 Şubat 1952

Türkiye NATO üyesi oldu.

5 Nisan 1952

THK’nın Ankara Gazi Çiftliği’ndeki Uçak ve Motor Fabrikası yeterli miktarda uçak siparişi alamadığı için krize girmiş ve 5 Nisan 1952’de yapılan anlaşma ile 4 milyon lira karşılığında MKE’ye satılmıştır. Fabrika Yavuz Kansu müdürlüğünde yeniden yapılandırılmıştır. MKE, THK’nın geliştirdiği aralarında Model 3 olarak yeniden adlandırılan Mehmetçik’in de bulunduğu 6 ayrı modeli imal etme kararı aldı. Aynı yıl ABD’nin Lockheed T-33 tipi jet eğitim uçaklarını Türk Hava Kuvvetleri’ne hibe etmesiyle projenin uygulanmasından vazgeçildi. 1957 yılına gelindiğinde ABD Yardımının ön gördüğü koşullar neticesinde yapılan gizli anlaşmalar ile hükümetin emri sonucunda Türkiye’deki uçak üretimi tamamen durdurulmuştur. Fabrika daha sonraları uçak üretimi yerine traktör ve çeşitli makine parçaları üretmeye devam etmiştir.

31 Aralık 1953

Amerika ile öğrenci değişim programı kapsamında ilk giden öğrenci grubuna Sabiha Gökçen başkanlık etmiştir. İkinci heyetin başkanı ise Edibe Sayın – Subaşı (Kutucuoğlu)’dur.

23 Temmuz 1954

Amerika seyahatine katılanlar THK Gn. Bşk. Mustafa Zeren, Bşk. V. Halit Zarbun, Öğrt. İzzet Eryoldaş, Edibe Subaşı, 4 Öğrenci. 14 Ağustos 1954 Yurda Dönüş.

21 Eylül 1954

FAI 47. konferansı nedeniyle Türkiye’ye gelen Amerikalı Bayan Jacguline Cochran THK ve Türkkuşu’nu ziyaret etmiştir.

19 Temmuz 1955

FAI tarafından İstanbul Konferansında kabul edilen ABD’nin verdiği bursla Tennessee eyaletinin Knoxville kentinde yapılan havacılık kursuna Türkiye’den Nezihe Viranyalı ve Milli Eğitimden Nezihi Erkol katılmışlardır. Dönüş 19 Ağustos.

23 Temmuz 1955

23 Tem – 15 Ağu 1955 tarihlerinde ABD Sivil Havacılık Teşkilatı Bnb. Lawrence M. Greenhaw Başkanlığında bir grup öğrenciyle Eskişehir, Erzurum. İstanbul ve İzmir’de gezi ve incelemelerde bulunmuşlardır.

25 Temmuz 1955

25 Tem – 14 Ağu 1955 ABD Sivil Havacılık İzci Teşkilatının davetlisi olarak ABD’ne yapılan geziye Yönetim Kurulundan Sivas Milletvekili ve 7 kişilik öğretmen ve öğrenci grubu katılmıştır. (Edibe Subaşı ve Nezihe Viranyalı)

30 Eylül 1955

1954 ve 1955 yıllarında yerli öğrencilerin yanı sıra 3 ABD, 5 Alman, 4 Hollandalı, 5 Yunan ve 1 Irak’lı öğrenciye de planör bröveleri verilmiştir.

9 Ağustos 1957

21 Temmuzdan beri Amerika’da bulunan THK Genel İdare Kurulundan İbrahim Kirazoğlu başkanlığındaki 5 kişilik öğrenci değişim programı öğrencileri yurda dönmüştür.

30 Ocak 1958

Sabiha Gökçen ABD Miami’de yapılan uluslararası hava gösterilerine davet edilmiştir.

16 Temmuz 1959

16 Tem – 11 Ağustos 1959 tarihleri arasında ABD, İngiltere ve Hollanda Havacılık Kulüplerinin Öğrencileri THK’nın misafiri olarak Türkiye’de bulundular.

Görüldüğü üzere sadece sivil havacılık alında Amerika’nın Türkiye ile olan ilişkileri normalin çok ötesindedir. Her bir konunun detaylıca incelenmesi Türk havacılığının geri kalmışlığının belgeselini ortaya koyacaktır. Tarafımca, T.Ta.C. döneminde yöneticiliğe başlayan, sonraki yıllarda THK Başkanlığı yapan ve en sonunda Ulaştırma Bakanı olan Şükrü Koçak’ın yaşamı ve havacılık adına aldığı kararlar dikkatle incelenmektedir. Bu konu üzerine yaptığım çalışmalar kanımca Türk havacılığının geri kalmışlığının en önemli nedenlerinin bulunmasına ışık olacaktır. Yakında bu konu üzerine yaptığım araştırmalarımı sizlerle paylaşmak üzere. Son olarak da yukarıda sıraladığım ilişkilerden bir tanesi ile ilgili çok enteresan bir gelişme yaşadım. Haftaya da bu konuyu detaylıca paylaşmak üzere.

Yaşasın bağımsız Türk havacılığı.

 

Mustafa KILIÇ

Havacılık Tarihi Araştırmacısı-Yazar

sontayyareci@gmail.com

 

Facebook ile Yorum Yapın

1 YORUM

  1. Mustafa abim…Bir ameliyata girmişsiniz ve tam olarak neşter vurulacak bolgedesiniz… Türk havacılık tarihi ve Amerika konusu sizin de taktir edeceğiniz gibi 3-5 makale ile anlatılabilecek bir konu değildir…Bu konulara ne zaman gitsek sayın Osman Yalçın’ın kitabında bahsettiği bir bölüm hep aklıma gelir…”1950’li yılların başında ülkemiz için at nalı çivisi stratejik öneme haiz bir ürün olarak değerlendirilirken” Amerika, 1951 de T-33 ve 1952’de F-84G uçaklarını Turk havacıligi envanterine verdi… Soğuk savaş yıllarında tarafimiz net olarak belli olduğundan ülkenin başka da bir seçeneği olmadı malesef…Her bir uçak alımını kendi zamanına göre incelemek gerekir…yakın tarihimizdeki C-160, AS532, CN-235, KT-1T, A400M vs.vs alımları Turk havacılığının Amerika dışında çözüm arayışı için güzel örneklerindendir…Bu konunun can alıcı noktası şudur… Dünya havacılik tarihi ile Türk havacılık tarihini senkronize etmek gerekir… Konu ile ilgili olarak sadece bir ülkeyi suçlamak yersizdir. Basit bir örnek vermek gerekirse Nu-D38 12000tl maliyet ile uçmaya başladıgi dönemde 800 TL ye C-47 almak hainlik olarak değerlendirilmemelidir…vs vs..daha fazlasını karşılıklı olarak değerlendirelim…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.