Emekli Hava Astsubay Mustafa Kılıç, kurucularından olduğu Türk Hava Kurumu Müzesi’nin de Türk Hava Kurumunun da geldiği noktadan memnun değil. Kılıç, kurumun tarihi misyonundan kopartıldığını bu nedenle de hafızasını yitirdiğini düşünüyor.

Kılıç, Anayurt gazetesine konuştu;

Hava Kuvvetlerinde ve Türk Hava Kurumunda (THK) uzun yıllar görev yapan; THK Müzesi’nin kurucu amiri de olan emekli Hava Astsubay Mustafa Kılıç, THK’nin hafızasının ve birikiminin 12 Eylül Askeri Darbesi’nden sonra kademeli olarak boşaltıldığını söyledi. Türkiye’de sivil havacılığın çok ileri noktalara taşındığını ancak sivil havacılığın ilk örneklerinden olan THK’nin günümüzde geldiği yeri haketmediğini de belirten Kılıç’a göre, kurumun içine düştüğü durumun temel nedeni yöneticilerin önemlice bir bölümünün THK’yi tarihi misyonuna uygun davranmamasında yatıyor. THK Müzesi’nin bahçesinde buluştuğumuz Mustafa Kılıç ile Türk havacılığı üstüne keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Havacı olmaya ilk ne zaman karar verdiniz ve havacılığa ne zaman başladınız?

Havacı olmaya şimdi bahçesinde oturduğumuz bu müzenin yanı başındaki Kore Bahçesi’nde gördüğüm Paraşüt Kulesi’nde başladım. Ciddiyim ilk kez 1977 yılında Ankara’ya geldim. Abimin bir işi için Eskişehir’den Ankara’ya gelmiştik. Erken vakitte geldiğimiz için de bir süre Kore Bahçesi’nde oturduk. Baktım ki, bir paraşüt yükselip çıkıyor. Abimi zorlayarak paraşütün olduğu yere götürdüm. O gün Paraşüt Kulesi’nden tam beş kez atlayış yaptım zaten Eskişehirli olduğum için oradakiler sen bu işin kaynağından geliyorsun diyerek, bana yol gösterdiler. Havacılık maceramda böyle başlamış oldu. Sonrasında Türk Hava Kurumu İnönü Eğitim Merkezinde paraşüt başlangıç eğitimi aldı. Eskişehir Bahçelievler Lisesi Havacılık Kolunu kurdum. Hava Teknik Okulları’nı 1978 yılında bitirdikten sonra hava astsubay olarak göreve başladım. 2002 yılında Hava Kuvvetlerinden emekli olduktan sonra Türk Hava Kurumunda görev aldım. Bu kurumda daha önce emir subaylığını da yaptığım THK Genel Müdürü emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş ile yollarımız bir kez daha kesişti ve bu müzenin kurulmasına giden yolda böylece açılmış oldu.

PARAŞÜT KULESİ VE HAVA TEHLİKESİNİ BİLENLER KAMPANYASI

Müzenin tarihçesini konuşmadan önce sizinle bu kulenin tarihçesini konuşmak isterim Paraşüt Kulesi ne zaman kuruldu?

1937 yılında kule hizmete giriyor. Açılışını devrin başbakanı Celal Bayar yapıyor. 1935 yılında Türkkuşu kurulduğunda Hava Tehlikesini Bilenler Kampanyası başlatılıyor. Maddi olarak güçlü olunan bir dönemden geçiliyor ve Avrupa’da savaş olasılığı da arttıkça bu kampanya karşılık görüyor. Ardından paraşütle atlanmasını da öğretmek için kampanya kapsamında paraşütle atlayış eğitimleri verilecek bu kulelerin yaptırılması kararlaştırılıyor. Ankara, İstanbul ve İzmir’e kuleler yapılması için çalışmalar başlatılıyor. İzmir’deki kule oldukça bataklık bir zemine oturtulunca güçlendirme çalışmaları da yüksek maliyetli bir hal almaya başlayınca İstanbul’a inşa edilecek olan kule iptal ediliyor. İzmir ve Ankara’da bulunan bu kuleler oldukça özgün nitelikte çalışmalardır.

Hava Tehlikesini Bilenler Kampanyası’ndan da kısaca bahsedebilir misiniz?

Avrupa’da bir savaş tehlikesini öngören Atatürk’ün öncülüğünde İsmet İnönü ve devrin diğer ileri gelenleri, halkı hava savaşlarına karşı bilgilendirmek, paraşüt eğitimi vermek ama en önemlisi de uçak almaya teşvik etmek için bir kampanya başlatıyorlar. Adı da Hava Tehlikesini Bilenler oluyor. 1932’de başlıyor. 1935 yılında da 10 yıl önce kurulan Türk Tayyare Cemiyeti’nin adı Türk Hava Kurumu olarak değiştiriliyor ve toplanan yardımlar da kuruma aktarılıyor. Uçak alınıyor. Hatta 1935 yılında Etimesgut’a uçak fabrikası kuruluyor.

TÜRK HAVA KURUMU VE THK MÜZESİ NASIL KURULDU?

Peki, Müze kurma fikri nasıl ortaya çıktı?

2002 yılında; 1998’de kurulan bir Hava Kuvvetleri Müzesi’nin daha lokal ölçekli olarak Türk Hava Kurumu tarafından da kurulabileceğini komutanıma (Erdoğan Karakuş) söyledim. O bu fikre çok sıcak baktı ve benim de dahil olduğum bir ekiple bu müzeyi kurduk. Kule’nin hemen yanındaki bu binada bin 700’den fazla objeyi belgeyi bir araya getirerek, sergiledik. İlk zamanlarımızda günde 500-600 kişi de bu kuleden atlıyordu ve ücretsiz olarak bu kuleyi kullanıyorlardı. Hatta bağış toplamak için de ağzı mühürlü bir kumbara koyduk, kuleden atlamak için gelenlere de bozukluklarınız üzerinizde ağırlık yapmasın bu kutuya atabilirsiniz diyorduk.

ATATÜRK’ÜN VE TÜRK PİLOTLARININ MUSSOLİNİ’YE YANITI

Türk Hava Kurumunun neden kurulduğunu da kısaca anlatabilir misiniz?

Türkiye’de havacılığın önemini kavrayan ve ileri de yeni bir dünya savaşı çıktığında hava kuvvetlerinin bu savaşta oldukça önemli rol oynayacağını da öngören ilk kişi Mustafa Kemal Atatürk. Atatürk bir yandan Türkiye’de havacılığı güçlendirecek adımlar atmaya özen gösteriyorken; diğer yandan da bunu sivil bir alana geçirmeyi de uygun bulmuş ve Türk Hava Kurumunu kurmuş. Hava Kurumunun öncelikli amacı havacılığı sevdirmek ve teşvik etmekken, gizli amacı da bir hava savunma gücü kurmak ve bunun havacılık sanayisini ortaya çıkartmak.

Hatta 1936’da Güney Ege ve Batı Akdeniz’i tehdit eden İtalya Diktatörü Mussolini bir gövde gösterisi olarak uçakların arasına 300 metrelik bir ip gerdirerek Ege’de gösteri uçuşları yaptırıyor. Atatürk Türk pilotlarından bunda çok daha iyisini beklediğini söyleyince; üç uçak 25’er metrelik iplerle birbirlerine bağlanıyor ve Eskişehir Ankara arasını böyle uçuyor. Ankara’da Hipodrom’da gösteri yapıp, Etimesgut’a iniş yapıyorlar. Bu da Türk Hava Kurumunun yetiştirdiği bu pilotların bir başarısı olarak tarihe geçiyor.

Havacılığın halk tarafından sevilmesi için yürütülen kampanyalar da var. O dönem 10 bin liraya bir uçak alınabiliyor ve ilk uçağı da Adana’da Reyhanlı ilçesi alıyor. Bu ilçede yapılan gösteri uçuşundan sonra da çok sayıda uçak almaya yetecek para ülke genelinde toplanıyor. 10 yılda 229 uçak alınıyor. Ayrıca Hava Kuvvetlerine ait birçok bina ve yerleşke de Türk Hava Kurumu sayesinde alınıyor.

DAHA FARKLI BİR TÜRK HAVA KURUMU MÜMKÜN MÜYDÜ?

Türk Hava Kurumunun tarihsel bir misyonu da vardı. Bu misyon çok uzun yıllar devam ettikten sonra yapısal sorunlar yaşanmaya başlandı. Bu noktaya nasıl gelindi?

Hava Kurumu, büyük ölçüde askeri darbelerle ama özellikle de 1980 Askeri Darbesi’nden sonra dönüşüm yaşadı. Aslında 1950’lerde Marshall Planı ve Truman Doktrini gibi uygulamalardan sonra kurum yıprandı. Bu adımlarla havacılık alanında yerli üretimin de azaldığı bir döneme girildi ama şunu da belirtmekte fayda var ki, kurum son 2000 yılından sonra oldukça işlevsiz hale getirildi. Burada yöneticiler de kurumu çok iyi biçimde yönetemediler. Yani kurumun 80 sonrasındaki her yöneticisi için bunu söylemek doğru olmaz ama kurum dışı çevrelerin de etkisi altında kaldılar. Kurum atıl bırakıldı ve yolsuzluklarla anılır hale getirildi. Şimdi de maalesef kayyumla yönetilen bir duruma düştü.

Türk Hava Kurumu hafızası yok edilen bir kurum mu?

Bence evet. Bence demeyi sevmiyorum ama görev yaptığım dönemde bir tarihçi şubesinin kurulmasını istedim. Kurumun bilmiyoruz. Bilmediğimiz için de kimseye anlatamıyoruz. Türk Hava Kurumu kan kaybetti. Halkın gözünde bir dönem fitre, zekat, kurban derisi toplayan bir kurumdu. Bilinmiyor ki, Türkiye hava savunma sanayisine verdiği katkılar.

Bu hafıza ya da birikim var olsaydı THK daha farklı bir noktada mı olurdu?

Teknoloji hızla ilerliyor ve buna göre de çalışmaların yapılması gerekiyor. En son orman yangınlarında da gördük ki, yangına anında en iyi müdahale amfibik uçakla yapılabilirken bu uçaklar atıl bırakıldığı için envanterden düşmüş gerekli teknik destek sağlanmamış. Gerçi yangının çıktığı alana doğrudan bu tip uçaklarla müdahale zor da gözükse orman yangınları ilk birkaç saat içerisinde söndürülebilecek nitelikteyken böyle bir filo kurulamadığı için Türk Hava Kurumu bu konuda yetersiz kalmış.

Anayurt Gazetesi

Facebook ile Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.