Saz ekibinden Bülent Ersoy’a büyük tepki….

Bülent Ersoy’un Nuhun Gemisi Otel’de vereceği konser için KKTC’ye sahte PCR belgesi ile ve bu sahte PCR belgeleri ile kayıt yaptıran sanıklar Anıl Yıldız, Mert Elmas, Adnan Yavuzer, Kadir Göksu, Şükrü Büyükçınar, Evren Şenyaylar, Onur Yılgar, Abdulsamet Çelikel, Ahmet İzgi, Kemal Okyay, Mehmet Yiğit, Birsel Şirin ile kayıt yaptırmaya çalıştıkları sırada fark edilen sanıklar Bülent Zoroğlu, Uğurcan Sesler, Salik Kemancı, Onur Özelçağlayan, Coşkun Küçükkığılcım, Berk Özçam, Suat Diril, Türker Dinletir, Salih Sakarya’nın aleyhindeki karar bugün açıklandı.

Kıbrıs Postası’nın aktardığı habere göre, Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi, sanık Orkestra Şefi Onur Özelçağlayan’a 45 gün, diğer 20 sanığa 1’er ay hapis cezası verdiğini açıkladı.

Mahkeme ayrıca kararlarında aktardıkları, sanıkların Sağlık Üst Kurulu kararlarına aykırı olarak ülkeye giriş yapmaları yönündeki tespitleri ışığında, polisin bu hususta da soruşturma başlatılmasına emir verdi.

Hatırlanacağı üzere söz konusu sahte PCR belgelerini hazırladığı gerekçesi ile tutuklanan İskele Belediyesi Sağlık Şubesinde görevli ve PCR testlerinden sorumlu olduğu öğrenilen zanlı Yılcay Takar’da tutuklanarak mahkeme huzuruna çıkarılmış yargılanmak üzere teminatla serbest bırakılmıştı.

RESMİ EVRAK SAHTECİLİĞİ DOĞRUDAN KAMU DÜZENİNİ BOZUCU NİTELİKTEDİR

Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Fadıl Aksun, Kıdemli Yargıç Şerife Kâtip ve Yargıç Murat Soytaç’ın huzurunda görüşülen karar duruşmasında sanıkların aleyhindeki kararı Başkan Aksun açıkladı. Aksun, sanıkların işlediği suçların uzun süreli hapis cezası öngören çok ciddi suçlardan olduğunun altını çizdi.

Aksun, sanıkların mahkûm olduğu davaların Sahte Resmi Belgeyi Tedavüle sürme, Sahte Davranışla Kayıt Temini ve Sahte Davranışla Kayıt Temin etmeye teşebbüs suçları olduğunun altını çizdi.

Aksun, “Yasa koyucu sanıkların mahkûm olduğu 1.dava için 10 yıl, 2. ve 3. davalar için ise 1 yıla kadar hapislik öngörmektedir. Yukarıda belirtilen azami cezalar dahi işlenen suçların vahametini ortaya koymak için yeterlidir. Keza resmi evrak sahteciliği devlet hiyerarşisi altında olan evraklar üzerinde işlendiğinden doğrudan kamu düzenini bozucu niteliktedir” dedi.

Aksun, sanıkların tedavüle sürdükleri belgelerin ise, KKTC Sağlık Bakanlığı tarafından sanıklar adına hazırlanmış ve ülkeye girebilmek için Ercan Havalimanında sunulan PCR sonuçları olduğunu belirtti.

AKSUN: TESTLERİN, SANIKLARIN ÜLKEDE OLMADIĞI BİR TARİHTE KKTC’DE YAPILDIĞI GÖRÜLÜYOR

Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Aksun, Covid 19 salgınının dünyanın ortak gündemi haline gelmiş ve tüm insanlığın sağlığını tehdit eden boyuta ulaştığını söyledi. Aksun, tüm Dünya ülkelerinin bu salgın hastalık ile mücadele kapsamında kurallar koyduğunu ve toplum sağlığını korumaya çalıştığını ayrıca KKTC’nin de bu mücadele içinde yerini alarak ülkede bulunan insanların sağlığını korumayı hedeflediğinin altını çizdi.

Aksun, bu mücadele kapsamında, sağlık üst kurulu kararlarına göre, ülkeye Türkiye Cumhuriyetinden (Turuncu Tablo) giriş yapacak kişilerden yolculuk öncesi 72 saati kapsayan negatif PCR sonucu talep edildiğini belirtti.

Aksun, sanıkların ise verilecek konserde hazır bulunmak için ülkeye gelmeyi amaçlarken PCR testi yaptırmadıkları halde bu testi yapılmış gibi gösteren sonuçları görevli memurlara sunarak tedavüle sürdüklerinin altını çizdi. Aksun, İlgili evraklarına bakıldığında, ilgili testlerin KKTC’de yapıldığı ve 26 Ağustos 2021 tarihini yani sanıkların KKTC’de bulunmadıkları bir tarihte gerçekleştirildiğinin görüldüğünü belirtti.

Başkan Fadıl Aksun karara şöyle devam etti;

“Okuma yetilerinden şüphemiz olmayan huzurumuzdaki tüm sanıklar ilk bakışta kendilerinin adada olmadığı bir tarihte sanki burada test yaptırmış ve negatif sonuç çıktığı yazılı bu belgeleri görevli memura sunmaktan imtina etmeliydiler. 28 Ağustos 2021 tarihinde gerçekleştirilecek uçuş için 26 Ağustos 2021 tarihinde yani yolculuktan takriben 36 saat öncesine ait test sonuçlarının temin edilmesi bu etkinliği düzenleyenlerin PCR mükellefiyetinden haberdar olduklarını ve yolculuk öncesi test yaptıracak yeterli süreleri bulunmasına rağmen sahte evrak temini yoluna gittiklerini göstermektedir ki bu durum vahimdir; ancak huzurumuzdaki sanıkların etkinliğin düzenlenmesinde rolleri olduğu yönünde huzurumuzda olgu bulunmadığından bu durumun aleyhlerine etki doğurmasını doğru bulmayız. Yukarıda değindiğimiz üzere Covid 19 salgını için konulan kuralların tamamı insan sağlığını korumaya yöneliktir. Hiçbir amaç ve gaye insan sağlığından değerli görülemez ve ülkemizi ziyaret eden herkesin kamu düzenimize uyarak konan kurallara uyması gerekir. Kaldı ki, sanıkların konser vermek gibi halka açık bir etkinlikte bulunmak için ülkemizde bulunmaları bu tespitimizin önemini arttırmaktadır. Tümünün çift doz aşılı olduğunu gördüğümüz sanıklara ilgili tarihte yayınlanan Sağlık Üst Kurulu kararlarına rağmen, karantinasız geçiş için yolculuk öncesi son 72 saati kapsayan negatif PCR sonucu sunulması gerekirken sanıkların havalimanından alınarak özel bir hastanede ne amaçla teste tabi tutulduğu anlaşılmış değildir. Bu yönde bir uygulamaya gidilmesi ancak devlet yapısı altında verilebilecek bir kararla mümkündür. Sanıkların bu hususta bir kusurları olmamasına rağmen sanıklara bu kurala aykırı ve istisnai bir uygulama yapılması ise şüpheli bir durum olup soruşturmaya tabi tutulmalıdır.”

ORKESTRA ŞEFİ ONUR ÖZELÇAĞLAYAN’IN ROLÜNÜN DE DİĞER SANIKLARDAN DAHA CİDDİ

Başkan Fadıl Aksun, suça konu olan evrakların KKTC Sağlık Bakanlığının sisteminden çıktığını ve sanıkların ilgili tarihte ülkede olmadıklarından evrakların sahtelenmesi sürecine dahil olmadıklarının anlaşıldığını belirtti.

Aksun, organize şekilde işlenen bu suçta sanıkların ülkemize giriş yapabilmesi için bu evrakların sahtelenmesi ve bunların sanıklara gönderilmesinin sağlanmasının yargılanan sanıkların rolüne kıyasen çok daha ağır olduğunun altını çizdi.

Aksun, sahte evrakları, orkestra üyelerine gönderen orkestra şefi Onur Özelçağlayan’ın rolünün de diğer sanıklardan daha ciddi olduğuna değindi.

Aksun, tedavüle sunulan sahte resmi evrakın içeriği itibari ile insan sağlığına tehlike teşkil edici nitelikte oluşunu münhasıran Özçağlayan’ın sahtelenmiş belgeleri diğer sanıkların telefonuna göndererek diğer sanıkların suç işlemesine vesile oluşunu ağırlaştırıcı sebepler olarak değerlendirdiklerini belirtti.

Aksun, şöyle devam etti:

“Covid-19 salgını nedeniyle tüm dünyanın bu tehlike ile mücadele ederken insanlığın günlük yaşantısı da değişiklik göstermek mecburiyetinde kalmıştır. Gerek kişisel gerekse toplum sağlığı için gösterilen bu fedakârlıklar ülkeler arası yolculuklarda da kendisini göstermektedir. Tüm Dünyada uluslararası yolculuklar eskisi gibi olmayıp ülkelerin belirlediği sınırlamalar ile yapılmak zorundadır. Bu sınırlamalara tabi şekilde hareket etmek salgının bastırılması için her bireyin dünya insanlığına borcudur. Hiçbir kimse veya hiçbir amaç yukarıda değindiğimiz kuralın istisnası olamaz; bu suçu işleyenler ve suçun işlenmesine vesile olan herkesin suça iştirakları ile orantılı olarak cezalandırmaları kaçınılmazdır. Bu bağlamda sanıkların Sağlık Üst Kurulu kararlarına aykırılık teşkil eder şekilde ülkeye alınmış olmalarının da soruşturulmaksızın göz ardı edilmesi mümkün değildir. Yukarıda bahsetmiş olduğumuz hafifletici sebeplere rağmen huzurumuzdaki sanıklara kısa süreli hürriyeti bağlayıcı ceza vermemiz elzemdir” dedi.

Başkan Fadıl Aksun, Sanık 4’e 45 gün, diğer tüm sanıklara 1’er ay hapis cezası verdiklerini ayrıca sanıkların sağlık üst kurulu kararlarına aykırı olarak ülkeye giriş yapmaları yönündeki tespitimiz ışığında bu hususta polis soruşturması başlatılmasına da emir verdi.

*

HERKESİ İŞİNDEN GÜCÜNDEN ETTİ”

Bir ay hapis cezasına çarptırılan ekip, polis eşliğinde elleri kelepçeli şekilde götürülürken objektiflere takıldı. Başına gelen durumdan Bülent Ersoy’u suçlayan bir orkestra üyesi, “Hani servetini harcayacaktın? Herkesi işinden gücünden etti. Devlet memurluğundan etti. Biz sahte bir şey almadık evrak olduğunu dahi bilmiyoruz. Bize sadece ‘bu evraklarla içeri gireceksiniz’ dediler. Biz ne yaptıklarını nereden bilelim” dedi.

“BUNUN AHI ÇIKACAK”

Kıbrıs Gerçek’in haberine göre, ekibin bir diğer üyesi ise “Bu kadar aileyi perişan ettiniz. Bunun ahı çıkacak. 21 kişinin hayatıyla oynadınız. Bize resmen düşman muamelesi yapıyorlar” ifadelerini kullandı.

“HUKUKİ SAVAŞ İÇİN SERVETİMİ VERECEĞİM”

Ekibinin tutuklanmasının ardından Instagram hesabından yazılı bir açıklama yapan Bülent Ersoy, “Elimin erdiği gücümün yettiğince arkadaşlarımın hep yanlarında oldum ve olacağım da. Türkiye’nin en iyi en büyük avukatlarını görevlendirdim. O adı geçen otelin genel müdürü sayın Süleyman Beyefendi, o hastanenin doktoru ve o koskoca hastanenin yargılanmaları için gereken hukuki savaşı tüm servetim pahasına vereceğim. Ayrıca bu savaşım sadece Türkiye hudutları ve KKTC hudutlar içerisinde kalmayacak. Avrupa insan hakları yüce mahkemelerinde de bu hakkımı ve haklarımızı da son nefesime kadar mücadelesini vereceğim” ifadelerini kullanmıştı.

Facebook ile Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.