1977 Yılında bana da bulaşan havacılık virüsü ile birlikte yaşamım, gün itibari ile 43 yıl olmuş. Bu kırk üç yıl boyunca edindiğim birikim sonucu kendime ilke edindiğim bir öz söz geliştirdim:

Kötü bir birinci olmaktansa, iyi bir ikinci olmayı yeğlerim.”

Aile ve askerlik terbiyemin bana kazandırdığı değerler doğrultusunda, birçok durum karşısında sessiz kalmayı daha doğru bulduğum olmuştu. Nedir bu durum diyenler için, bu araya girerek şunu açıklamam gerekiyor. Yaşça ve makamca büyüklerim sormadıkları sürece, ortaya çıkıp yanlışları açıkça söylememek. Bu kuralı ilk kez 2012 yılında Türk Hava Kurumu’nda (THK) gözlemlediğim yanlışlıkları paylaşmaya başlayarak bozmuştum. Zira, 2012 THK ajandalarının bozuk yapılması ve bozuk olanların doğudaki THK şubelerine gönderilerek hasıraltı edilmesine göz yummayarak tavır sergilemiştim. İhale kabul tutanağını imzalamayarak bir anlamda da “erk”e baş kaldırmıştım.

İyi ki de yapmışım.

2012 yılında kurumdan kovulmam ve sonrasında vermeye çalıştığım hukuksal mücadelede çok yalnız kaldığımı gözlemledim. Zamanla buna da alıştım. Ancak, THK dışında kurumunu seven bir birey olarak, mücadelemi sürdürmeyi ve bildiklerimi yeni nesil genç havacı kardeşlerime aktarmayı bir görev kabul ettim. Bu süreçte, ulu yönder Mustafa Kemal Atatürk’ün sözü her zaman kulağımda küpeydi. Öyle olmaya da devam edecek.

“Arkadaşlar birbirimize daima gerçeği söyleyeceğiz, felaket ve saadet getirsin, iyi ve fena olsun, daima gerçekten ayrılmayacağız. Gerçek kolaylıkla anlaşılır bir şeydir.”

Bunca giriş satırlarından sonra konuya girme zamanı geldi sanırım. Bir fotoğrafın çok şey anlattığı ilkesiyle!

Bu fotoğraf THK Müzesi’nin açılışından günler önce Tayyare İnşaatı Yüksek Mühendisi Şükrü Er (R) hocamla birlikte THK müzesinde, Türkiye’de üretilen (5) beygirlik ilk su motorunun sergilenmesi aşamasında çekilmiştir. Bu motorun ve sergilendiği bölümün bina sütununda Şükrü Er hocamızın Mühendislik Diplomasının da yer almasını özellikle istemiş ve sergilenmesini sağlamıştım. O Her zamanki mütevazı kişiliği ile hiçbir şekilde özel bir ayrıcalık istememişti. Hiçbir ego belirtisi de hissetmemiştim. Ona olan saygım bir kez daha artmıştı.

Geçenlerde THK müzesi ile ilgili bir paylaşımı ve onun ekleri olan fotoğraf ve videoları izleyince çok üzüldüm. Ardından da kızgınlığım oldu. Özellikle THK Uçak Motor Fabrikasında Etüt Büro Şefliği yapmış, Türkiye’nin İlk Uçak Yüksek Mühendisliği unvanını almış büyüklerimizden, THK da çalışmış, birçok projede emeği olmuş değerli büyüğümüz Şükrü Er hocamız için düzenlenmiş bölüm kaldırılarak, arka taraflarda bir yerlere konulmuş. İlk olarak bu işlemi yapanlara ve yaptıranlara sitemlerimi iletiyorum. Çünkü müze koridorundan ilerlerken ilk göze çarpan yerlerden biri, bir başka tanıtım için düzenlenmiş. Şükrü Er hocamız bir anlamda arka taraflara atılmış.

Peki, bu göze çarpan bölüme ne yapılmış.

1- Fotoğraflı tanıtım levhasında inanılmaz yazım hataları bulunmakta.

Örneğin: “Türkkuşu” özel bir isimdir ve birleşik yazılır. 1928 yılından sonraki süreçte Latin harflerinin kullanımında sıkça hatalara rastlanmıştır. Ancak günümüzde o yıllarda böyle yazılmış diyerek hatayı sürdürmenin doğru olmayacağı bir gerçektir.

2- Yer ve kurumsal isimlerin yazılımında sıralama yanlışları bulunmakta.

Örneğin: THK’nın uçuş faaliyetlerini yürüttüğü organının isim sıralamasına da dikkat edilmelidir. “Eskişehir-Türkkuşu- İnönü Yüksek Planör Kampı” değil “THK-Türkkuşu-İnönü Yüksek Planör Kampı (Eskişehir)” denilmeli.

3- Maddi hatalar da dikkat çekmekte.

Örneğin: “Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen 100’lerce genç” denilmekte. Türkkuşu’na eğitim için dünyanın çeşitli ülkelerinden yüzlerce genç hiçbir zaman gelmemiştir. Her yıl sayısı 15-20 kişiyi geçmeyen öğrenci değişim programı kapsamında çeşitli ülkelerden FAI tarafından seçilen öğrenciler gelmiştir. Bu gelişler tamamen gezi kapsamındadır. Türkiye, ilk kez 1953 yılında Yunanistan ile birlikte bu değişim programına alınmıştır.

Örneğin: “1955 yılında paraşüt milli takımı” denilmekte. Oysaki 1’inci Türkiye Milli Paraşüt şampiyonası ilk kez 23 Mayıs 1969 tarihinde gerçekleşmiştir. Kadın Paraşüt Milli Takımı ise uluslararası ilk yarışmasını 12 Eylül 1969 tarihinde Yugoslavya’da yapmıştır.

Sonuç olarak; 1969 yılından önce milli paraşüt takımımız olmamıştır.

Örneğin: “1955 yılında Hollanda’da yapılan dünya paraşütle atlama uluslararası gösterilerinde dünya ikincisi olan paraşüt milli takımında yer aldı” denilmiş.

Oysaki FAI’nin kuruluşunun 50’inci yıl dönümü nedeni ile 1955 yılında Hollanda’nın Ypenburg kentinde geniş çaplı bir kutlama yapılmıştır. Asla bir yarışma olmayıp, herhangi bir derecelendirme de yapılmamıştır.

Örneğin: “Dünyanın birçok ülkesinde yapılan paraşüt atlama gösterileri“ denilmiş. Birçok ülke kelimesi yanıltıcıdır. 1955 yılında sadece Hollanda’ya gidilmiş dönüşte Almanya’ya uğranılmış ve paraşüt atlayışları yapılmıştır. 22 Haziran 1956 tarihinde ise Irak’ta hava gösterisi yapılmıştır. Sonrasında başka yurt dışı gösterisine katılım olmamıştır.

Türk Hava Kurumu Müzesi’nin kurucuları arasında olmam, ilk amirliğini yapmam ve tüm müze envanterinin çıkartarak sergileme çalışmalarında görev almış biri olarak kurumumun müzesinde yapılan düzenleme çalışmalarına katkı sağlamak için bu yazıyı kaleme almak istedim. Amacım kimseyi kırmak veya üzmek değildir. Sadece tarih yazanların ya da sergileyenlerin tarih yapanlara sadık kalması gerektiğine olan inancımdır. Ancak üzüldüğüm noktayı da yazmadan geçemeyeceğim.

Tespit ettiğim aksaklıkları ve düzeltme önerilerimi söylemek üzere THK Genel Başkanlığında yetkili bir müdürü aradım. Kibarlığına bir şey diyemem ancak yanıtının beni tatmin etmediğini vurgulamak isterim. “Söylediklerinizde haklı olabilirsiniz” ifadesi ve devamındaki söylemi, -bende mahfuz- an itibariyle benim için yeterlidir.

Okuyucularıma THK’nun kurucusu ulu yönder Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözlerini hatırlatmak isterim:

“TARİH YAZMAK, TARİH YAPMAK KADAR MÜHİMDİR. YAZAN, YAPANA SADIK KALMAZSA DEĞİŞMEYEN HAKİKAT İNSANLIĞI ŞAŞIRTAN BİR HAL ALIR”

Mustafa KILIÇ

Havacılık Tarihi Araştırmacısı-Yazar

sontayyareci@gmail.com

 

Mustafa KILIÇ kimdir?

(1959, Eskişehir) Havacılığa Ankara paraşüt kulesinden atlayışlar ile başladı. 1977 yılında Türk Hava Kurumu ( THK) İnönü Eğitim Merkezinde paraşüt başlangıç eğitimi aldı. Eskişehir Bahçelievler Lisesi Havacılık Kolunu kurdu. Hava Teknik Okulları’nı 1978 yılında bitirdikten sonra Hava Astsubay olarak ilk birliği Sinop, Ayancık’a gitti. Birçok model uçağını denizde ya da ormanda kaybetti. Diyarbakır BHM’ de 1983-88 yıllarında görev yaptı. Hava Kuvvetleri Radar Kıymetlendirme Kıtasında Kalite Kontrol öğretmenliği yaptı. Anadolu Üniversitesini bu yıllarda bitirdi. Ahlatlıbel Radarında mübadele personel koordinatörlüğünü yürüttü. Emekli olduğu 2002 yılına kadar Emir Astsubaylığı görevinde bulundu. Son olarak THK 22. Genel Başkanı Korg. E. Karakuş ile birlikte iken yolu THK ile bir kez daha kesişti. 2002 yılında açılan THK Müzesinin kurucuları arasında yer aldı ve ilk amiri olarak görev yaptı. Havacılık tarihi, özellikle THK tarihi ile ilgili araştırmalara yoğunluk verdi. Çeşitli dergilerde makaleleri yayımlandı. Özellikle THK Uçantürk dergisinde tarihsel yazılar ve fotoğraflar yayımladı. Kuruluş yıldönümü, kitap fuarları, bölgesel faaliyet kapsamında fotoğraf ve belgeler sergisi açtı. THK Kültür Yayınlarından “THK-13 Uçan Kanat” kitabını yayımladı. 2006 yılı sonlarında THK Basımevi Kısım Şefi olarak atandı. Uzun yıllar üzerinde çalıştığı “THK Dizinseli” adlı kitabı THK yöneticileri tarafından dikkate alınmadı. Basımevinde ve THK yönetiminde gözlemlediği olumsuzlukları paylaşmaya başlayınca 2012 yılında THK’dan kovuldu. 2017 yılında “Son Tayyareci” adlı kitabını yayımladı. Halen STK’larda, Üniversitelerde ve televizyonlarda THK’yı anlatmaya devam ediyor. Çalışmalarını “Türkkuşu”, “Uçankanat” ve “THK Kronolojisi” adlı kitaplarda yayımlamayı planlıyor.

Facebook ile Yorum Yapın

4 YORUMLAR

  1. Sayın Mustafa bey
    Maalesef liyakat sahibi olmayan kisilerin bir yerlere getirilmesi sonucu heryerde olduğu gibi Thk-Muze de durum ayni.
    Sizin yaptiginiz gözlemler buzdaginin görünen yuzu belkide.
    Insallah tarihimize ve degerlerimize daha fazla saygı gösterir ve onları el üstünde tutarız.

  2. Mustafa Bey, öncelikle THK’ya karşı, havacılığa karşı kendinizi sorumlu hissetmeniz ve bu konulara ilişkin duyarlılığınızdan dolayı sizi taktir ettiğimi belirtmek isterim.
    Atatürk’ün emaneti Türk Hava Kurumu, çocukluğumuzda, gençliğimizde bizim için en güvenilir kurumlardan biriydi. Bugün ise hali içler acısı. Son yıllarda kötü yönetim ve yolsuzluklardan dolayı (Rüşvet, yolsuzluk iddiasıyla tutuklanan genel başkanı var) günden güne kan kaybediyor. Eski bir THK sevdalısı biri olarak THK ve THK Müzesi ile ilgili çok uzun süredir kamuoyunda bir haber, faaliyet, olumlu bir işleyiş göremediğimi belirtmek isterim. Kuruluş amacından günden güne uzaklaşan THK sanırım bir süre sonra kapatılır. Zaten mevcut yönetimler de adeta kapatılması için çanak tutuyor.

  3. Merhaba,

    Satırları okurken 2004 yılında Artvin’den Ankara’ya geldiğimde planlarım içinde Atamızın yanına Anıtkabir ve ilkokul yıllarından beri pul satarak, kurban bayramı zamanı en sapa yalçın dağ eteklerindeki köylere pickup üstünde giderek yalvar yakar kanlı kurban derilerini toplayarak katkı sağladığım Türk Hava Kurumunu ziyaret etmek istiyordum.
    Bana opera mevkinde olan THK Genel Merkezinde bir müzenin olduğunu ve yerini tarif ettiklerinde heyecanlanarak ne kadar yürüdüğümü bile anlamadan müzeye vardığımı daha dün gibi anımsıyorum.
    Daha nizamiyesinden içeri girer girmez kendimi oraya ait gibi hissettiren ve ilgisini eksik etmeyen Müze Müdürü Mustafa Kılıç Bey ile tanışmış tanıtımı yapan Gönül Hanım ile müze turuna hep birlikte başlamıştık bile.
    Her adımında bir mazi, her mazisinde bir emek ve alın teri; hatta acı trajik vakaları ile bir sonraki havacılara ders niteliğinde olan belgeler anılar fotoğraflar ve o zamana ait orjinal malzemeler ile bir zaman tünelinin içindeydim sanki.
    Türk Havacılığının ilk izlerini ilk adımlarını atan Hazerfen Galatadan uçarken, hemen yanında Lagari Hasan Çelebi roketiyle selamlıyordu üç boyutlu tavan canlandırmasında.
    Hemen sırsası ile Türk Hava Kuvvetlerine binlerce pilot yetiştirmiş isimler komuta etmiş komutanların büstleri ile bir tören havası içinde adımlarımı eşit ve saygımı sunar gibi attığımı söylemem gerek bile yok sanırım.
    artık sahiplerinin bir çoğu hayatta olmayan sayısız başarıya imza atmış bröveler şiltler üniformalar ve niceleri için büyüleniş gibi çıktık avluya…
    kanatlarına dokuna dokuna gezdiğim tüm uçakları da selamlayarak tamamlamıştım müze gezimi ki koluma babacan tavrı ile girerek beni paraşüt kulesinin asansörüne bindiren Mustafa Müdürün önerisi ve zaten oldu bittiye getirmesi ile kendimi paraşüt kulesinin atlama balkonunda bulmuştum.. 🙂
    işte o ana kadar kendimi havacılık meraklısı, heveslisi olarak tanımlayan ben artık havacılık virüsünün damarlarıma enjekte edilmesine bir adım uzaktaydım…
    Sanırım bekleme sürem biraz uzun olacak ki; bir ses ile kendimi usulce o kısacık mesafeden vinç yardımı ile süzülerek bulmuştum. Dışardan bakana göre 5 saniye, ilk defa atlayana göre 5 saatlik bir heyecandan sonra, artık ayakları ilk defa yerden kesilmiş bir THK Genç Kanatı olarak heyecan ve mutluluk içinde eve dönmüştüm.
    İşte bu yüzdendir ki; THK Müzesi benim gibi taşradan gelenler için çok önemli ve içeriğinde olması gereken isimlerin kurum tarihine maddiyat ile değil aidat ile ruhu ile ait olmuş olmasıdır.
    Kurumun uzun zamandır içinde bulunduğu çıkmazın aşıllması için hertürlü çabayı sarf ettiğinin elbetteki farkındayız. Kimi seçenekleri beğenir ya da başka yol önerir o ayrı ama olması gereken Türk Hava Kurumunun ve Türkkuşu’nun misyonunu kökten değiştirmeden yeni vizyon sahibi projeler ve isimlerin gelmesidir.
    Müzeye konulacak isimler bu kuruma bu çerçevede katkı sunmuş ve kendinden sonra havacılık camiiasına yeni Genç Kanatlar kazandırmış birileri olmalıdır.
    belli bir yere gelmiş her ismin elbette değeri ölçülemez ama örnek vermek gerekirse Türk Hava Kuvvetlerimizin Gösteri ve Tatbikat Timi Solo Türk ve Türk Yıldızları nasılki hava kuvvelerimizin sadece vitrini olarak belirtilir. Sebebi içerisinde daha yetenekli pilotlarımızın olduğunun adı üstünde vitrinidir.
    THK Müzeside bu vitrinin tarihsel mabedidir.
    Oraya emeği alı teri ve kazandırdıkları ile değilde para ile giren günü geldi mi adrese teslim pul ile çıkar…

    Türk Hava Kurumuna gönülden bağlı tüm duayenlerime üstadlarıma hocalarıma saygılarımla..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.