Çinli seyahatseverler için Türkiye önemli bir turizm destinasyonu olmayı sürdürürken, bu yıl ülkeyi ziyaret eden 245 bin Çinli turist sayısı pazardaki yapısal sorunları yeniden düşünmeye davet ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, Çin’den gelen ziyaretçi sayısı ilk altı ayda geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 28,05 oranında artış gösterdi. Sektör temsilcilerine göre vize kolaylığı uygulamaları Çinli turistlerin ilgisini artırırken, bölgesel jeopolitik gelişmeler potansiyelin tamamının rakamlara yansımasını şimdilik sınırlıyor.
Çin devletinin yurt dışı turizmini geliştirmek istemesine ve Çinli turistlerin Türkiye’deki kültürel mekanlara duyduğu yoğun ilgiye rağmen; Türkiye, kaçak rehberlik, acente politikaları ve imaj engelleri nedeniyle potansiyelini tam olarak kullanamıyor.
Çinli turistlerin Türkiye seyahatlerinde anahtar rol oynayan Atalay Turizm öncülüğünde İstanbul’da bir araya gelen sektör temsilcileri, bu kronik sorunları masaya yattı. Mövenpick Otel’de düzenlenen toplantıya devleti temsilen Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan Prof. Dr. Zülfükar Bayraktar, Ulaştırma Bakanlığı’ndan Kenan Yasan ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan Oğuzhan Kipoğlu katıldı.
Sektörün meslek kuruluşlarından TÜRSAB Kültür Turizmi İhtisas Başkanı Hakan Çokgezen ve TÜROB Yönetim Kurulu Üyesi Ziya Cihan’ın yanı sıra Vakko Otel, Radisson Blu, ETS Tur, MUBO Turizm, Shine Portax temsilcileri, Çince rehberler ve basın mensupları da organizasyonda yer aldı.
TÜRKİYE SEKTÖRÜNDE KAÇAK REHBERLİK VE DAMPİNG SORUNU
Atalay Turizm Yöneticisi Melike Atalay’ın sunumunda, Çin tarafının beklentileri ve Çinli turistlerin karşı karşıya kaldığı sorunlar vurgulandı. Çin toplumu yapısal olarak resmiyete, kurallara ve mevzuata son derece bağlı bir profil çiziyor. Açık, şeffaf ve aksamayan organizasyonlar memnuniyet skalasını doğrudan yükseltiyor. Ancak Türkiye’ye yönelik turlarda rehberlik ve acente hizmetlerindeki nitelik eksikliği, turist sayısının istenen düzeye ulaşamamasının en büyük gerekçesi olarak gösteriliyor.
TÜRSAB Temsilcisi Hakan Çokgezen, Türkiye’de hizmet verecek nitelikli ve Çince bilen kokartlı rehber sayısının 500’ün altında kalmasının büyük bir boşluk yarattığını belirtti. Acentelerin maliyetleri düşürmek amacıyla lisanslı rehberler yerine “kaçak” (izinsiz) rehberlere veya Çince bilmeyen İngilizce rehberlere yöneldiğini vurguladı. Ayrıca Dorak Flex gibi uygulamaların rehber ücretlerini düşürmesinin kaliteyi olumsuz etkilediği ifade edildi.
TÜROB Temsilcisi Ziya Cihan, Rehberler Odası ve Bakanlığın kaçak rehberliği takip etmekte zorlandığını kaydederken; Çince Rehberler Derneği yetkilileri ise Bakanlığın son yıllarda yeni kokart verme süreçlerinde çıkardığı zorlukların lisanslı rehber arzını kısıtladığına dikkat çekti.
ÇİNLİ FİRMALARIN FİYAT BASKISI KALİTEYİ DÜŞÜRÜYOR
Katılımcıların görüş birliği içinde olduğu bir diğer konu ise Çinli turizm şirketlerinin uyguladığı fiyat baskısı oldu. Türkiye’deki acentelerin Çin merkezli seyahat firmalarına bağımlı hale geldiği, uygulanan yüksek fiyat dampinginin hizmet kalitesini düşürdüğü belirtildi. Turistlerin mağazalara sokulup alışverişe zorlanması pratiğinin yasaklanmasıyla acentelerin gelir modellerinin zora girdiği, ancak bu uygulamanın rehberlerin değil tamamen acentelerin mağazalarla yaptığı anlaşmalardan kaynaklandığı altı çizildi.
DİPLOMASİ VE ALGI ENGELİ: FISILTI GAZETESİ İLE GELEN TURİST
Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan Prof. Dr. Zülfükar Bayraktar, Sincan Uygur Özerk Bölgesi konusundaki siyasi hassasiyetler nedeniyle Çin’in resmi sitelerinde Türkiye’yi öncelikli bir seyahat destinasyonu olarak tavsiye etmediğini vurguladı. Bu durum, Çinli turistlerin Türkiye’ye çoğunlukla “fısıltı gazetesi” ve kişisel tavsiyelerle gelmesine yol açıyor.
Rehber Ekber Taran, Çinli turistlerin zihninde Türkiye’nin şiddet ve hırsızlığın baskın olduğu bir “Ortadoğu ülkesi” olarak algılandığına değindi. Çince Rehberler Derneği yöneticileri ise Çince’de Türkiye için kullanılan “Tǔěrqí” (Toğa Çi) ifadesinin dilsel olarak geri kalmışlığı çağrıştırdığını, bu ifadenin Çince karşılığının resmi düzeyde değiştirilmesi gerektiğini savundu.
ÇİNLİ TURİSTİN TÜRKİYE’DEN BEKLENTİLERİ
2013 sonrasında Türkiye’ye gelen Çinli turist profilinde belirgin bir değişim yaşanıyor. Gelir düzeyi daha düşük emekli grupların seyahatleri artarken beklentiler de farklılaşıyor. Çinli turistlerin seyahat boyunca en çok önemsediği konu beklentilerine uygun yemek imkanları ve Türk mutfağı oluyor.
Deniz-kum-güneş turizminden ziyade kültür alanlarına ilgi duyan Çinli turistler için Türkiye’nin UNESCO Kültürel Miras Listesi’ndeki 38 mekanı dev bir potansiyel barındırıyor. Ancak tarihi alanların korunamayarak tahrip olması seyahat deneyimini olumsuz etkiliyor.
ÇÖZÜM: HİKAYESİ OLAN POLİTİKA VE YAPAY ZEKA
ETS Tur’dan Emre Karadağ, Türkiye’deki spor turizmi potansiyelinin değerlendirilmesi ve Çinli turistin ilgisini çekecek “hikayesi olan” bütüncül bir turizm politikası üretilmesi gerektiğini belirtti. Ulaştırma Bakanlığı’ndan Kenan Yasan ise rehber açığını kapatmak, alan tanıtımlarını doğru yapmak ve eğitim eksikliğini gidermek adına yapay zeka teknolojisinin turizmde etkin kullanılması gerektiğine dikkat çekti.
SONUÇ: STRATEJİK DEĞİŞİM KAÇINILMAZ
Zirveden çıkan ortak tablo, Türkiye’nin Çin pazarında sunduğu yüksek potansiyel ile sahadaki uygulama gerçekleri arasında ciddi bir uçurum olduğunu gösteriyor. Kurallara ve kaliteye önem veren Çinli turist profili için Türkiye’nin mevcut kaçak rehberlik sorununu hızla çözmesi, vize kolaylıklarını acente denetimleriyle desteklemesi ve diplomatik boyutta “güvenli kültür destinasyonu” imajını yeniden inşa etmesi gerekiyor.
Çince kokartlı rehber yetiştirme süreçlerinin kolaylaştırılması, acentelerin fiyat dampingi baskısından kurtarılması ve yapay zeka destekli tanıtım modellerine geçilmesi, Türkiye’yi Çinli turistler için geçici bir seyahat durağı olmaktan çıkarıp vazgeçilmez bir cazibe merkezine dönüştürecektir.







