Home Sivil Havacılık Musa Alioğlu: Brunei Sultanı’nın uçakları altın kaplamalı mı?

Musa Alioğlu: Brunei Sultanı’nın uçakları altın kaplamalı mı?

0

Birleşmiş Milletler Teşkilatı’na üye olan 193 devletin biri de Brunei Sultanlığı’dır. Resmi adı Brunei Ülkesi veya Bruney Darüsselam (Barış ülkesi) olan bu Güneydoğu Asya ülkesinin yüz ölçümü sadece 5 Bin 765 kilometrekaredir.

İslami -anayasal monarşi (Tek adam rejimi) ile yönetilen ve 470 bin nüfuslu ülkede dini İslam olanların (Sünni ve Şafii) oranı ise yüzde 65 dolaylarında.

Ülkenin en büyük gelir kaynağı doğalgaz ve petrol. Bu nedenle Brunei Sultanlığı

2021 yılında 14.1 milyar golarlık Gayri Safi Yurtiçi Hasıla ve 61 bin 800 dolarlık kişi başı milli gelirle, en zengin ülkeler arasında yer alıyor. Bir ABD Dolarının 1.35 Brunei Doları’na eşit olduğu bu küçük ama çok zengin ülkeyi, tam adı Sultan Hacı Hassanal Bolkiah Muiziddin Vaadullah ibn Al Merhum Sultan Hacı Ömer Ali Seyfeddin Saad El Hayri olan 76 yaşındaki Sultan, aralıksız olarak tam 55 yıldır tek başına yönetiyor.

Sultan, 20 milyar dolarlık servetiyle de dünyanı en zengin insanları arasında yer alıyor. Bin 800 odalı ve altın kubbeli sarayının yanı sıra değeri 5 milyar dolar olan 7 bin araçlık lüks otomobillerden oluşan bir koleksiyonu bulunuyor.

Sultan Bolkiah, İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth’in ölümünden sonra dünyada en uzun süre hüküm süren ve halen göreve devam bir monark (hükümdar).

Sultanlığı 1967 yılında tahttan çekilen babası Sultan III. Hacı Ömer Seyfeddin’den devralan ve 29’uncu Sultan olan Bolkiah, veliaht prensi seçildiğinde ise 15 yaşındaydı.

Mazisi 14’üncü asra kadar giden ve uzun yıllar İngiliz Krallığı’nın sömürgesi olan bu ülke, 1 Ocak 1984’te bağımsızlığına kavuştu. Devlet, “Her zaman Allah’ın hizmetinde ve rehberliğinde” şiarını ilke edinirken, milli marşta da “Allah Sultan’ı korusun” şeklinde sözler bulunmaktadır. Sultanlığın yanı sıra birkaç bakanlığı da üstlenen Bolkiah, yanı sıra din işlerinin de başında bulunan tek yetkilidir.

Brunei’de 68 Türk vatandaşının ikamet ettiği, Türkiye’de de sadece 12 Bruneili öğrencinin öğrenim gördüğünü de kısa bir not olarak aktarmak isterim. İki ülke ilişkilerine gelince, Brunei Sultanı Haji Hassanal Bolkiah Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün daveti ile 8-10 Nisan 2012 tarihleri arasında Türkiye’ye resmi bir ziyarette bulundu. En üst düzeydeki bu ziyaret iki ülkenin tarihinde bir ilkti.

Aynı zamanda pilot lisansına sahip olan Brunei Sultanı Bolkiah Mu’izzaddin Waddaula her seyahatinde olduğu gibi bu seyahatte de içinin altın kaplamalı olduğu iddia edilen Boeing 737-400 tipi VIP uçağını Atatürk Havalimanı’na kendisi indirdi.

Bolkiah, ziyaret ettiği ülkelerde uçağının iniş ve kalkışını bizzat kendisi yaptığı için Dışişleri Bakanlığı ziyaret öncesi Atatürk Havalimanı uçuş kulesini, Sultan’a nasıl hitap edileceği konusunda bilgilendirdi.

Brunei Sultanı Bolkiah, ayrıca 14-15 Nisan 2016 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı’nın 13. İslam Zirvesi toplantısına katıldığı zamanda aynı şekilde uçağının iniş ve kalkışını bizzat kendisi yapmıştı.

Brunei Sultanı Hassanal Bolkiah Waddaulah’ın VIP uçak filosunda üç büyük ve altı da küçük uçağı bulunuyor. İstanbul’a, geldiği Boeing 747-400 tipi uçakla yanı sıra, yine içi altın kaplamalı olduğu söylenen Airbus 340-200 ve Boeing 767-200 tipi uçağa ve de iki adet helikoptere sahip olduğu biliniyor.

Filodaki Airbus 340-200 tipi uçağın iç tefrişi için 120 milyon dolar harcadığı,

uçak içinde lavabo ve muslukla, kapı kolları da dahil her şeyi altın olduğu, nükleer silah ve füze saldırısına karşı koruma kalkanına sahip olduğu, koltukların ceylan derisiyle kaplandığı konusu geçmişte gazetelerde yer aldı.

Brunei Sultanı’nın çok zengin olması nedeniyle bu kadar servete, değerli saraylara, pahalı otomobillere ve de uçaklara sahip olması çok normal. Fakat, bütün uçaklarda gerçekten altın kaplamaların olduğu konuşu tartışmalı.

Brunei Sultanı’na Türkiye ziyaretinde eşlik eden zamanın Avrupa Birliği Bakanı şimdiki Prag Büyükelçisi Egemen Bağış, o günlerde attığı tweette şöyle diyordu;

“Brunei Sultanı’nın uçağıyla Ankara’ya geldik. Medyamızın abarttığı kadar lüks değil. Sultan aslında mütevazı bir beyefendi. Uçakta ben ne altın gördüm, ne de altın kaplama. Altın renginde bazı aksesuarlar var sadece. Sultan da ekibi de inançlı ve mütevazi kişiler”

Bağış, Sultan’ın altın kaplamalı denilen uçağında cep telefonuyla çektiği bir fotoğrafı da paylaşmıştı. Fotoğrafta sadece resim çerçevesi ile koltuk ve tavan kenarlarında altın sarısı şeritler görülüyordu. Tıpkı, uçağın dış boyası gibi. Demek ki, Brunei Sultanı’nı bütün uçaklarının altın kaplama olduğu bir şehir efsanesi olarak konuşulmaya hep devam edecek. Ne demişler, zenginin malı züğürdün çenesini yarar.

*

ROLLS-ROYCE’A KİLİSLİ DÜNYA BAŞKANI
Diğer binek araçlarına göre daha pahalı olduğu için, Türkiye’de çok yaygın olarak kullanılmasa da en lüks araç deyince ilk olarak akla gelen markaların başında İngilizlerin Rolls Royce’u gelmektedir.

Diğer binek araçlarına göre daha pahalı olduğu için, Türkiye’de çok yaygın olarak kullanılmasa da en lüks araç deyince ilk olarak akla gelen markaların başında İngilizlerin Rolls Royce’u gelmektedir.

1904 yılında, mühendis ve pilot Charles Stewart Rolls, tasarımcı ve mühendis Henry Royce ve Claude Johnson adında üç ortak tarafından kurulan Rolls-Royce Holdings PLC (Public Limited Company) diğer adıyla Rolls- Royce Limited otomotiv, mühendislik, havacılık ve savunma alanlarında faaliyet gösteren Londra merkezli çok ünlü bir şirketti. Henry Royce, 1904’te ilk otomobili imal ettikten sonra, araba satıcısı Stewart Rolls ile tanıştı ve araçlarım satış işini ona verdi. Arabanın markası da iki ortağın soyadını içeren Rolls-Royce kelimelerinden oluştu.

Şirketin ilk amacı ileri teknolojiyle lüks otomobil üretmekti, fakat uçağı yapan Wright Kardeşler ile tanıştıktan sonra uçak motoru üretiminde ilk sırayı aldılar.

Şirket, zırhlı araç, savaş uçağı ve motor üretiminde büyük başarılara imza attı.

Tüm bu başarılara rağmen, Rolls- Royce şirketi ne yazık ki, 1971 yılında iflas etti.

Daha sonra farklı bir oluşumla uçak motoru imalatına devam eden Rolls-Royce, bugün dünyanın en büyük, önde gelen uçak motoru üreticilerinden biri olma başarısını da sürdürmektedir.

Trent 500, Trent 600, Trent 700, Trent 900, Trent 1000 ve Trent XWB serisiyle yüzlerce motora imzasını atmıştır.

Birleşik Krallık topraklarında doğan ve gelişen bu şirketin binlerce çalışanı arasında tüm dünyadan farklı ülkelerden beyaz ve mavi yakalı insanlar var.

Bunların arasında değişik kademedeki Türklerin olması bizim için iyi bir şey.

Rolls-Royce’da tepe noktalara yükselen Türklerden biri de Tufan Erginbilgiç oldu.

Bir süre önce vefat eden ünlü gazeteci Hıncal Uluç’un dayısının oğlu olan Tufan Erginbilgiç, Rolls-Royce’un CEO koltuğuna oturma başarısını göstererek memleketi Kilis’i ve ülkemiz Türkiye’yi onurlandırdı. Onunla gurur duyabiliriz.

1982 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği Bölümü’nü bitirip, 1986’da Boğaziçi Üniversitesi’nde MBA programını ve 1989’da da Ohio State Üniversitesi’nde ekonomi üzerine yüksek lisans eğitimini tamamlayan Erginbilgiç

ünlü petrol şirketi BP’nin Avrupa Perakende Operasyonları Başkanlığı görevinden sonra, Madeni Yağlar Bölümü Dünya Başkanlığı görevlerinde bulundu.

2009 yılında BP Global Operasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı’na getirilen Erginbilgiç, 2014-2020 yılları arasında BP Genel Müdürlüğü yaptı.

2011-2018 yılları arasında GKN PLC. Yönetim Kurulu üyesi olarak görev aldı

ve 2020 yılında Global Infrastructure Partners’a (GIP) ortak olarak katıldı.

Tufan Erginbilgiç, DCC PLC. ve New York Borsa’sında kote CNH Industrial şirketlerinde Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptı. 2017’den bu yana Surrey Üniversitesi Stratejik Danışma Kurulu’nda görev yapan Erginbilgiç, 31 Mart 2021 tarihinden itibaren Tüpraş’ın da Yönetim Kurulu Bağımsız Üyesidir.

Ataması geçen yıl yapılan ve Warren East’ın yerine 1 Ocak 2023 tarihinde Rolls-Royce Holdings PLC’nın CEO’luk koltuğuna oturan Tufan Erginbilgiç, ilk gün 4 bini aşkın beğeni alan sosyal medya hesabındaki paylaşımında tatlı heyecanını ve haklı gururunu şöyle dile getiriyordu.

“Herkese merhaba. Rolls-Royce ‘in CEO’su olarak ilk günümün sonu, buradaki ilk yazım için doğru zaman gibi geliyor. Rolls-Royce, güçlü bir markaya sahip karmaşık, çok bölümlü bir küresel işletmedir ve yeni bir fırsat çağını karşılamak için şirketimizi acilen geliştirmeliyiz. Burada, LinkedIn’de aktif olmayı planlıyorum, sadece bu yeni bölümü yazarken Rolls-Royce’un inanılmaz hikayesini anlatmaya yardımcı olmak istediğim için değil, aynı zamanda sizden haber almak istediğim için. Yeni meslektaşlarım tarafından enerjilendirildim ve önümüzdeki aylarda küresel ekibimizin mümkün olduğunca çoğuyla tanışmak için sabırsızlanıyorum. Büyük şirketler zorlu zorlukların üstesinden gelir. Kazanmak kolay olmayacak, ama birlikte olağanüstü şeyler yapabiliriz.”

Bir süre önce yazdığım “Dünyayı yöneten çok uluslu Türkler” başlıklı yazımda havacılık ve turizmde global meslek örgütlerinde seçilerek görev yapan Türk ve Türkiye kökenli isimlerden bahsetmiştim. Dünya devi olan ticari kuruluşlarda kimin hangi şirkette hangi göreve, nasıl yükseldiklerinin hikayesini yazmak bana da ayrı bir keyif veriyor.

Tıpkı Tufan Bey’i yazdığım gibi. Yeni ve yazılmayı bekleyen başarı hikayelerinde görüşmek üzere.,

Mutlu yarınlar Türkiye’m.

musaalioglu@gmail.com

Facebook ile Yorum Yapın

NO COMMENTS

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.