Okullar açılırken, havaların da serinlemeye başlamasıyla, Delta varyantı hızla yayılıyor. Masa başında alınan ve uygulanması güç, hatta olanaksız, kararlar sonucu, sağlık çalışanları giderek daha fazla zorlanıyor. Okullar açıldığında, Delta varyantının yayılmasında önemli rol oynayan belirtisiz enfekte çocukların, birbirlerine bulaştıracakları enfeksiyonu evlerine taşımaları sonucu, vaka sayısında büyük artış gözlenebilir; önceki varyantlara oranla daha ağır seyreden enfeksiyon, özellikle yaşlı ve aşısızlar için çok büyük risk oluşturabilir.

Ana sorun aşısızlar, çözüm ise kafaları karışmış insanları aşılanmaya ikna etmek. Sosyal medyadaki saçma sapan komplo teorilerine ve ne yazık ki bazı meslektaşlarımızın yanlış yönlendirmelerine inanarak, bugüne kadar aşılanmamış kişileri, neredeyse hiçbir zararı olmadığı ve mutasyonlardan daha az etkilendiği kanıtlanmış Sinovac aşısını olmaya ikna etmek, nispeten daha kolay olabilir. Bazı işlerde çalışabilmeleri ve şehir içi ulaşım araçlarından yararlanabilmeleri için, aşısızlara haftada iki kez, ücretini ödeyerek PCR zorunluluğu koymak, en etkili ikna yöntemi olabilir. Aşısız öğretmenlerin aşılanarak öğrencilerine ve ailelerine örnek olmaları için geç bile kalındı.

DÖRDÜNCÜ AŞIYI OLALIM MI?

Şu sıralar bana en çok sorulan soru bu. İki Sinovac sonrası bir BioNTech aşısı olanlar “Dördüncü aşımızı olalım mı, olacaksak hangisini olalım?” diye sorduklarında “Yurt dışına çıkmak için zorunlu değilseniz, yakında açıklanacak araştırma sonuçlarını bekleyin, muhtemelen şu anda iyi korunuyorsunuz” diye yanıtlıyorum, genelde. İki Sinovac sonrası bir BioNTech uygulananların çoğunluğunda, BioNTech sayesinde yüksek düzeyde ve uzun süreli bir antikor yanıtı gelişmesi; önceden uygulanmış Sinovac aşıları sayesinde ise Delta varyantına karşı daha iyi bir korunma sağlanması beklenebilir. Bu durumda ve dünyada üçüncü doz uygulaması yeni başlamışken, dördüncü dozun şu anda uygulanması bence son derece mantıksız. Ayrıca gerektiğinde, dördüncü dozun Sinovac mı yoksa BioNTech mi yapılmasının daha uygun olacağının, önce gönüllülerde denenmesi ve elde edilen sonuçlara göre karar verilmesi daha bilimsel olacaktır. İki Sinovac sonrası bir BioNTech uygulananlarla, üç doz Sinovac alanların antikor yanıtlarını, özellikle de etkinliklerini karşılaştırmak kolay olmayacak, çünkü yapılan yönlendirmeler sonucu, insanların büyük çoğunluğu BioNTech’i tercih etti. Üçüncü doz olarak BioNTech’i tercih edenlerde daha yüksek antikor düzeyleri saptansa da üç doz Sinovac uygulananlarda Delta varyantına karşı benzer veya daha yüksek korunma oranı gelişirse, sürpriz olmamalı.

BİLİM İNSANI NEYE DAYANMALI?

Bilimsel bir dayanağı olmamasına karşın, ‘Üçüncü dozda kesinlikle BioNTech olun’ mesajlarına neden çok az sayıda bilim insanının tepki verdiğini kendi kendime sorgularken, yıllar önce konferansını izlediğim bir hocamı anımsadım. Kürsüde sözde bilimsel bir konuşma yaparken, hiçbir bilimsel veriye dayanmadan, son derece çarpıcı ama hayali rakamlar vererek, önemli iddialarda buluyordu. O sırada önümdeki kağıda şöyle yazmıştım: “Bilim insanı bilime ve kanıta dayanarak konuşmalı; masaya veya kürsüye dayanarak değil” Halen aynı görüşteyim; bilim insanı şüphe duymalı, sorgulamalı, düşüncesini ve öngörülerini açıklamalı, öneri ve tavsiyelerde bulunmalı, ama bunları yaparken mutlaka bilimsel verilere dayanmalı ve çok emin değilse, kesin konuşmamalı.

 

Prof. Dr. Ülgen Zeki OK                                                                                                  Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi                                                                            Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi  

Facebook ile Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.