Airbus ve Safran, şeker üreticisi Tereos ve Technip Energies ile ortaklık kurarak, şeker pancarı, buğday ve tarımsal atıklardan elde edilen etanol kullanan büyük ölçekli sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) tesisi geliştirecek. Proje, yıllık 160 bin ton SAF üretimi hedefliyor ve bu da onu Avrupa’daki türünün en büyük tesislerinden biri yapacak.
Dört ortak, Fransa’nın Hauts-de-France bölgesindeki Dunkirk limanında Rebound adında bir ortak girişim kurduklarını duyurdu. Amaç, 2030 yılından itibaren Fransız tarım sektörüne dayanarak, mevcut uçak ve motorlarla uyumlu sürdürülebilir bir havacılık yakıtı (SAF) üretmektir.
Ortaklar, ortak basın bülteninde, ” Proje, yılda yaklaşık 160.000 ton sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) üretmek için Alkol-Jet (AtJ) teknolojisini kullanacak ve bu da onu Avrupa’daki türünün en büyük tesislerinden biri yapacak ” ifadelerine yer verdi. Nihai yatırım kararının, mühendislik çalışmaları ve düzenleyici onayların tamamlanmasının ardından, 2026 yılının ikinci yarısında verilmesi bekleniyor.
Uçaklara pancar ve buğdayla güç sağlamak: Projenin özü, özel olarak yetiştirilen ürünlerden ziyade tarımsal atıklardan (saman, pancar yan ürünleri, buğday kepeği vb.) üretilen ” gelişmiş” etanolün kullanılmasında yatmaktadır. Bu etanol daha sonra, uluslararası otoriteler tarafından SAF (sentetik aerosol yakıt) üretme yöntemi olarak zaten kabul görmüş olan AtJ teknolojisi kullanılarak sentetik kerosen’e dönüştürülmektedir.
Havacılığın karbonsuzlaştırılmasında kilit bir unsur olan
Söz konusu proje, Airbus ve Safran tarafından 2050 yılına kadar karbon nötrlüğüne ulaşma hedeflerinin temel taşı olarak sunuluyor ve bu hedef büyük ölçüde sürdürülebilir yakıtların ölçeklendirilmesine dayanıyor. Hem Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) hem de Avrupa Birliği (AB), hidrojen veya elektrik alanındaki teknolojik atılımlar beklenirken, sürdürülebilir hava yakıtlarını (SAF) uçuş emisyonlarını azaltmak için en acil araç olarak görüyor.
Ancak, Fransa’da olduğu gibi dünyanın diğer yerlerinde de SAF sektörü henüz başlangıç aşamasında olup, üretim maliyetleri fosil keroseninkinden önemli ölçüde daha yüksek ve hacimler sınırlı. 2050 yılına kadar yakıt depolarında %50 biyokerosen kullanmayı hedefleyen Fransa, bu yakıtları rekabetçi hale getirmek için biyokütle toplama zincirlerini, endüstriyel kapasitelerini ve destek mekanizmalarını yapılandırmak istiyor.






