Birileri, Trabzon Havalimanı pistindeki bir çatlağı bahane ederek, suni gündem yaratmak için derin bir gayret sarf etti.

30 Ağustos 1922’de, Dumlupınar’da kazanılan Büyük Taarruz’un yıldönümünde, ulusumuzun Zafer Bayramı’nı kutluyorum. (M.A)

Covid-19 virüsünün kaç canımızı aldığını yangınların ülkemizi nasıl kavurduğunu, sel baskınlarının kaç hayata mal olduğu gerçeğini yaşamamış gibi, tekrar ucuz tartışmaların içinde bulduk kendimizi.

Birileri, Trabzon Havalimanı pistindeki bir çatlağı bahane ederek, suni gündem yaratmak için derin bir gayret sarf etti. Gelin, bu sorun neymiş bir bakalım.

Doğu Karadeniz Bölgesi’nin havayolu ulaşımını sağlayan Trabzon Havalimanı pisti 1957 yılında beton kaplama olarak hizmete girmiş bir tesis. Havalimanı, 1993 yılında, Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı, o zaman ki adı, DLH olan Demiryolları Limanlar ve Havaalanları Genel Müdürlüğü tarafından (şimdi ki adı AYGM-Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü) tarafından beton üzeri asfalt kaplama yapılarak tadil edilmiş.

Bu tarihten sonra doğaldır ki, ufak çaplı onarımlar ile hizmet vermeye devam eden mevcut pist, üzerindeki asfalt kaplamanın ekonomik ömrünü doldurmuş olması nedeniyle çatlak ve deformasyonlara bağlı olarak uçuş emniyetinin zaman zaman tehlikeye soktuğu tespit edildiğinde hemen harekete geçilerek gerekli onarımlar yapılmıştır. Şimdi de öyle olmuştur.

Trabzon Havalimanı pistinin güneyinde 25 metrekarelik küçük bir alanda (Yani, 5mx5m.) meydana gelen ondülasyon (Ondüle, kıvrımlı, kıvrılmış, dalgalı anlamına gelmektedir. Ondüleli ya da ondülasyon; kelime anlamı olarak, kıvrıma sahip, dalgalanıp, dalga şeklinde olan veya bu şekle getirilmiş anlamındadır.) nedeniyle 20 Ağustos 2021 Cuma gecesi 20.40’ta trafiğe ara verilmiş. Ardından gerekli onarım 3,5 saat gibi kısa bir sürede yapılmış ve Trabzon Havalimanı, uçuş emniyetinin titizlikle sağlanmasından sonra, saat 00.15’te tekrar uçuş trafiğine açılmıştır.

Ekiplerin yoğun gayretiyle süratli bir şekilde tamir edilen bu hafif deformasyon, maalesef bazı kişi ve çevrelerce insafsızca istismar edilerek siyaset malzemesi haline getirilmiştir.

Hakkını teslim etmek gerekir ki, geçmişte Cumhuriyet tarihinin en büyük projelerini hayata geçiren Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, bu tesislerin ihale ve yapım süreçlerinde şeffaflığa olabildiğince titiz bir şekilde riayet etmeye gayret etmiş ve kamu yararını daima ön planda tutmaya dikkat etmiş bir kuruluştur. Bakanlığa bağlı olan Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü de Trabzon Havalimanı pistinin geçen yıl yapılan bakım ve onarım ihalesini de bana göre bu anlayışla yapmış ve bu işin uzmanı olan Mak-Yol şirketine (Mak-Yol İnşaat, Sanayi Turizm ve Ticaret A.Ş, 1965 yılında Araklı’lı (Trabzon) Saffet Çebi tarafından kurulmuş. Yönetim Kurulu Başkanlığını Adnan Çebi’nın yaptığı şirket, birçok ülkede ve Türkiye’de otoyol, havalimanı, enerji ve liman işletmeciliği alanında başarılı işlere imza atmış ve bu yıl dünyanın en büyük 250 müteahhitlik firması arasında 185’inci sıraya yükseltmiş bir şirkettir.) hak ettiği için vermiştir.

Havacılığımızın göz bebeği olan Trabzon Havalimanı bölge ve ülke ekonomisine sağladığı önemli katkılara yolcu, uçak ve yük istatistikleri tanıklık etmektedir.

Temmuz ayında günlük ortalama 96 iniş-kalkışın ve 12 bin 843 yolcu trafiğinin gerçekleştiği Trabzon Havalimanı’nda iniş-kalkış yapan uçak sayısı iç hatlarda 2 bin 313, dış hatlarda da 668 olmak üzere toplamda 2 bin 981 olmuş.

Temmuz ayında, iç hat yolcu trafiği 332 bin 553, dış hat yolcu trafiği de 65 bin 582’i bulmuş, böylece toplam 398 bin 135 yolcuya hizmet verilmiş.

Havalimanı yük (kargo, posta ve bagaj) trafiği; Temmuz ayında iç hatlarda 3 bin 444 ton, dış hatlarda bin 293 ton, toplamda ise 4 bin 737 ton olmuş.

2021 yılının 7 aylık döneminde ise bu havalimanına iniş-kalkış yapan uçak trafiği, iç hatlarda 8 bin 954, dış hatlarda bin 424 olmuş ve toplam 10 bin 378 uçak trafiği gerçekleşmiş.

İç hat yolcu trafiğinin 1 milyon 155 bin 201, dış hat yolcu trafiğinin 80 bin 781 olduğu bu dönemde, toplam 1 milyon 235 bin 982 yolcuya hizmet verilmiştir.

Söz konusu dönemde yük (kargo, posta ve bagaj) trafiği; iç hatlarda 11 bin 195 ton, dış hatlarda 2 bin 538 ton olmak üzere toplamda 13 bin 733 tona ulaşmış.

Bu veriler de geçen yıl hızlı bir şekilde tamamlanan pist bakım ve onarım işinin önemine işaret etmektedir. Türkiye’deki bağlı tüm havalimanlarından sorumlu olan ve hava trafiğinin kesintisiz devamı için binlerce personeliyle bana göre elinden geleni hakkıyla yapan Devlet Hava Meydanları İşletmesi’nin (DHMİ) burada geçen yıl ne yaptığına bakalım.

“Covid-19 pandemisi nedeniyle geçen yıl yani 03.04.2020 tarihinden itibaren tarifeli uçuşların durdurulduğu Trabzon Havalimanı’nda 2020 Mayıs sonuna kadar pistin beton üzerindeki asfaltının kaldırılarak yenilenmesi hedeflenmişti.

Bu kapsamda “Trabzon Havalimanı PAT (Pist, Apron ve Taksi Yolu) Sahaları Onarımı işinin ihalesi 29.04.2020 tarihinde gerçekleştirilmiş, 05.05.2020 tarihinde yer teslimi yapılarak işe başlanılmış.

Türk Hava Yolları tarafından yurt içi uçuşların başlatılacağı tarihten önce pist üzerindeki asfalt yenileme çalışmaları mesai mefhumu gözetilmeden 7 gün 24 saat çalışma esasına göre hızlıca tamamlanarak havalimanı uçuş trafiğine yeniden açılmış, iş kapsamında bulunan diğer imalatlar ile birlikte 31.12.2020 tarihinde tamamlanarak geçici kabulü yapılmıştır.

Proje, sözleşme bedeline göre %4,58 oranında iş azalışı yapılarak tamamlanmıştır. Kamuoyunun gözü önünde şeffaf ve hızlı bir şekilde yürütülen süreç bu konudaki iyi niyetten uzak söylemlere cevap niteliğindedir

Özetle Trabzon ilimiz ve tüm bölgenin ekonomisine can veren havalimanının zaruri hale gelen pist bakım ve onarımı işi, “Trabzon Havalimanı PAT Sahaları Onarımı” kapsamında 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na uygun bir şekilde ihale edilmiş, sözleşme bedelinin de altında imalatlar tamamlanarak hizmete sunulmuştur.”

Yapımı üzerinden aylar geçen, yoğun bir trafiğe sahne olan, doğal şartlardan da etkilenmesi kaçınılmaz olan havalimanı sahasında meydana gelen ve anında müdahale edilen deformenin abartılı bir şekilde büyütülerek çok vahim bir kusur gibi gösterilmesi işini iyi yapan bir devlet kuruluşu olan DHMİ’nin yıpratılmasına neden olmaktadır. Günü geldiğinde çok da acımasız bir şekilde eleştirmekten hiç geri kalmadığım DHMİ’nin de, yüklenici firmanın da burada bilerek yaptıkları bir hata veya kusur yoktur. Konuyu iyi bilen meslek erbabına sorduğumuzda bu gibi durumlar her an, her yerde olabilir diye görüş bildirdiler. Konunun alabildiğine abartılması, havalimanını kullanan yerli ve yabancı misafirlerimizi tedirgin eder.

İhaleyi alan firmayı belli bir kategoriye sokup, onun üzerinden DHMİ’yi, hizmet veren havalimanını ve kurumun yüzlerce çalışanını siyasi amaçlar uğruna haksız eleştirmek hiç doğru bir hareket değildir.

Devleti ve kurumlarını siyasete alet edip eleştirmekten uzak durmanın doğru bir tavır olacağını bir kez daha hatırlatırım.

Mutlu yarınlar Türkiye’m…

musaalioglu@gmail.com

Zafer Havalimanı’nı kim, neden alabilir?

Bundan tam 18 ay önce bir yazı yazarak IC (İbrahim Çeçen) İçtaş şirketi tarafından işletilen “Kütahya Zafer Havalimanı kapatılmalıdır” dedik. Bunu derken, amacımız yapılan bir eseri kötülemek değildi elbette. Faydalı ve karlı tesislerin açılmasından yanayım. Fakat bu havalimanı ne yazık ki, yapılan fizibilitelere uygun düşmedi ve hep zarar etti. Orası zarar ettikçe devlete de yük oldu. Yolcu garantisinden olarak aldığı paraya rağmen, “Biz buradan para kazanamıyoruz” diyen IC İçtaş İcra Kurulu Üyesi Abdullah Keleş havalimanını satmaya hazırlandıklarını söylüyor. Buna satış değil de borç ve taahhütleriyle birlikte devir diyebiliriz. Çünkü, tesisin sahibi onlar değil, sadece işletme hakkına sahipler. Borçlu ve geliri olmayan bu havalimanını kim ve neden alır hiç bilinmez. Alan şirket de yolcu garantisine güveniyorsa çok yanılırlar.

Ortada bir gerçek var ki, bu havalimanı bu haliyle kar mar edemez, hep devlete yük olur, külfet olur. Bu nedenle alanın sahibi olan Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) benim 18 ay önce söylediğimi gibi bu alanı kapatmalıdır.

Bu işin başka çözümü yoktur.

Antalya Havalimanı’nda da Alman şirketi Fraport ile ortak olan ve hissesini TAV’a satarak çıkan Çeçen Gurubu demek ki havacılık konusunda başarılı olamıyor. O nedenle havaalanından çıkıp otoyola yoğunlaşmak istiyor olabilirler.

Facebook ile Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.