2019’un soğuk bir Aralık gecesinde, saat 22.30’da, küresel bir otomobil sanayi şirketinin eski lideri, bir uçağın içindeki büyük bir kutunun içinde büzülmüş, uçağın havalanmasını ve Japonya’dan uzaklaşmayı bekliyordu.

Carlos Ghosn, “Uçağın gece tam 11’de kalkması gerekiyordu” diyerek o geceyi hatırlıyor:

“O uçağın içindeki kutuda beklediğim 30 dakika, muhtemelen hayatım boyunca beklediğim en uzun süreydi.”

Bir buçuk yıl sonra ilk kez, bir zamanlar Nissan ve Renault’yu yönetmiş olan adam, nasıl böyle bir kaçış planladığını anlattı.

BBC’ye verdiği özel röportajda Ghosn, Tokyo sokaklarında tanınmadan hareket etmek için nasıl kimliğini sakladığını; Japonya’dan kaçmak için neden bir enstrüman kutusu seçtiğini ve vatanı Lübnan’da indiğinde yaşadığı coşkuyu detaylarıyla anlattı.

Üç yıl önce Tokyo Havalimanı’nda nasıl tutuklandığını anlatan Ghosn, “Otobüs çarpmışa dönüyorsunuz ya da gerçekten travmatik bir şey yaşamış gibi oluyorsunuz. O andan aklımda kalan tek şey şok ve donup kaldığım bir travma.” diyor.

Tutuklandıktan sonra Tokyo Gözaltı Merkezi’ne götürülen Ghosn’a burada cezaevi kıyafetleri verildi ve bir hücreye götürüldü. O anları “Bir anda saatim, bilgisayarım, telefonum ve kalemim olmadan, haber takip etmeden, yani hiçbir şeyim olmadan yaşamayı öğrenmek zorunda kalmıştım” diye anlatıyor.

Toplamda bir yıldan uzun süre gözaltı ve kefaleti ödendikten sonra ev hapsinde kalan Ghosn’un mahkemesinin ne zaman görüleceği ise kesinleşmemişti, davanın başlaması yıllar sürebilirdi. Üstelik davalarda ceza verme oranı yüzde 99,4 olan Japonya’da davası başlarsa 15 yıl cezaevinde kalma riskiyle karşı karşıyaydı.

Tüm bu kaygıların arasında bir de, ev hapsindeyken, artık eşi Carole Ghosn ile hiçbir şekilde iletişim kurmasına izin verilmeyeceği kendisine söylendiğinde Ghosn, bir kaçış yolu bulmaya karar verdi.

“Çıkarken tanınmamamın tek yolu yüzümü saklamaktı. Dolayısıyla bir yere gizlenmekti. Kimsenin beni görmeyeceği ve sığabileceğim yer de ya büyük bir valiz ya da büyük bir kutu olabilirdi. Plan ancak böyle işlerdi.”

Bir süre düşündükten sonra en mantıklı yolun, müzik aletleri taşımak için kullanılan büyük ve sağlam kutulara girmek olduğuna karar veren Ghosn, o dönem Japonya’da birçok konser olduğunu, böylece yöntemin daha da kolaylaştığını söylüyor.

Peki bir dönem çok meşhur olan, sonra da adı kötüye çıkmış olan ancak hâlâ tanınan bir kişinin evinden çıkıp başkent sokaklarında ilerleyerek havalimanına gitmesi ve kaçması nasıl mümkün olabilirdi?

Ghosn’a göre bunun tek yolu da sokaklarda her şey çok normalmiş gibi davranmaktı:

“Normal kıyafetlerimle, yürüyüşe çıkmış normal bir günü yaşayan biri gibi davranmalıydım.”

Yıllarca giydiği takım elbiseyi daha günlük kıyafetlerle değiştiren Ghosn’un üzerinde artık kot pantolonu ve spor kazakları vardı:

“Yıllarca almadığım ve giymediğim kıyafetleri satın almam, hiçbir zaman gitmediğim yerlere gitmem gerekiyordu. Hiçbir şekilde dikkat çekmemek ve planın başarıyla uygulaması için bunları çok normalmiş gibi yapmak zorundaydım.”

‘O an’

Nihayet kaçış günü geldiğinde Tokyo’dan Osaka’ya bir trenle giden Ghosn’u buradaki yerel bir havalimanında özel bir jet uçak bekliyordu. Ancak önce havalimanı yakınlarındaki bir otele gidip enstrüman kutusunun içine girmeliydi:

“Kutunun içine girdiğinizde artık geçmişinizi düşünmemeye başlıyorsunuz. Geleceğinizi de öyle… Sadece o anı düşünüyosunuz.

“Korkmuyorsunuz da… ‘Bu senin tek şansın, bunu asla kaçıramazsın’ konusuna odaklanmak dışında hiçbir duyguya yoğunlaşmıyorsunuz. Çünkü bu şansı kaçırırsanız bedelini hayatınızla ödeyeceksiniz, Japonya’da rehin kalan hayatınızla…”

Ghosn’u otelden havalimanına bir baba ve oğlu; Michael ve Peter Taylor, müzisyen gibi davranarak müzik aletlerinin taşıdıkları birçok kutudan birinin içinde taşıdı.

Ghosn, kutunun içinde yaklaşık bir buçuk saat kaldığını hatırlıyor ancak “Bir buçuk yıl gibi gelmişti” diyor.

Özel jet tam zamanında havalandı. Ve artık Carlos Ghosn, kutusundan çıkmak üzere özgür kalmıştı. Bütün geceyi uçakta geçirdi, sabah saatlerinde Türkiye’ye inerek uçak değiştirdi ve Beyrut’a inecek olan uçağa binerek yolculuğunun son kısmına başladı.

Lübnan’ın Japonya’yla tutuklu iadesine dair bir anlaşması olmadığı için Lübnan’a indiğinde Ghosn, gerçek anlamda özgürdü.

Ancak Amerikalı Michael Taylor ve oğlu Peter, ABD tarafından anlaşmalı olduğu Japonya’ya teslim edildi. Baba-oğul şimdi Ghosn’un kaçmasına yardım etmek suçlamasıyla 3 yıl hapis cezasıyla karşı karşıya.

Japonya’da hapis cezasıyla karşı karşıya olan bir başka isim de Ghosn’un Nissan’daki eski iş arkadaşı Greg Kelly. Tokyo’da ev hapsinde olan ve Ghosn’un kazanımlarını saklamasına yardımcı olmakla suçlanan Kelly, iddiaları reddediyor.

Japonya’da arkasında bıraktığı kişilere ne olacak? Ghosn bu soruyu şöyle yanıtlıyor:

“Kelly’nin davasının bu yıl sonunda sonuçlanacağı bana söylendi. Kim bilir düzmece bir sebeple açılan bu davanın sonucu ne olacak… Japonya’daki rehin alma üzerine kurulu adalet sisteminin mağduru olan herkes için çok üzgünüm.”

Facebook ile Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.