Ünlüler konusuna istek üzerine değiniyorum.

Hayatım boyunca hiç ünlü hayranlığım olmadı.

Uçakta da ünlü yolculara diğerlerinden farklı bir ilgiyle hizmet vermediğimi söyleyebilirim.

Her bir yolcu benim güleryüz ve nezaketle ağırlamakla yükümlü olduğum misafirimdi.

Ünlülere hizmet vermenin en kolay ve zevkli yönü tanıdığınız için ismiyle hitap edebilmektir.

İsimle hitap yolcu ile diyalogda büyük önem taşır.

Tabi bu yazıda ünlülerin ismini vermeksizin söz etmek biraz bulmaca çözmek gibi olacak.

İlkin toplumda sesleriyle büyük ün yapmış iki beyefendi ve hanımefendiden söz edeyim;

Her ikisi de parfüm bulutunda ve boya küpünde binerlerdi uçağa.

Ve her ikisi de topluma hakim olmanın verdiği rahatlıkla seriliverirlerdi koltuklarına.

Biri, bazı kaptanlarımızın gözdesi idi;

Sanatına duyulan aşktan mı?

Yoksa sıra dışılığına hayranlıktan mı?

Ya da o zamanlar sanatçıları kokpitte ağırlamak ve özellikle fuar da ekibe bedava yer kapmak moda olduğundan mı?

Yoksa hepsi birden miydi nedeni,

bilemedim…

Bir insanın hem ağdalı konuşması, hem ağız bozukluğu, hem bir o kadar da nazik nasıl olabilirin en güzel örneği idi zat-ı muhterem!

Diğeri ise yelpazesini elinden düşürmeden yellendikçe, dualar yükselirdi dudaklarından…

Her ikisi de ya yanlarındakini kıskanırlardı ya da pilotları.

Hele yelpazeli istenilen her şeye sansür koyar, kendi elini uzatır alır ve erkeğine ikram ederdi.

Bu erkek her daim cam kenarına oturmak zorundaydı J

Uzatmalı prodüktörünü bırakıp ünlü tiyatrocu ile evlenen sanatçının elleri ve dudakları sürekli ürkek bir yavru ceylan gibi titrerdi.

Soyadı rüzgarlı bir tiyatrocu sürekli harç üreten beton makinesi gibi sarhoş bir şekilde etrafa saçılırdı.

Geveze biri TV de dağıttığı arabaların arka plan reklamını da uçakta yapardı.

Abası ile dolaşan sesini beğenemediğim TSM’nin pafpufcu yıldızı Memocan kaptanlarımızdan birinin gözdesi idi.

Kızımın küçük yaşta hayran olduğu birkaç yıl önce sahne oyunu için vamp kadın olan şarkıcı kızım için bir resmini istediğimde “Ben ilgilenmiyorum, ona söyle” diye tersleyerek menejerini işaret etmişti.

Uzun saçdan aklıma gelen hepimizin çok sevdiği rahmetli Barış uçakta da her zaman mütevazi, kendikendine ve kendisinden önce yanında getirdiği bir müzik aletine yer bulma çabasında idi.

Yeşil gözlü eski bir film yıldızımız hep Çayır Güzeli* gibi salkım saçak elbiselerle, kolunda bir sepetle binerdi uçağa. Çok argo konuşmasına rağmen ne kıyafeti ne konuşma şekli rahatsız etmezdi bizleri…

Bazı sanatçılar kedisi köpeği ile biner, oturduklarında taşıyıcıdan çıkartırlar ve etraftaki yolcularla sorun çıkmasına ortam yaratırlardı.

Bir keresinde birinin kedisi ürküp kabine fırlayınca köşe kapmaca oynamış, yolcuların kimi korkmuş, kimi yardımcı olmuş, o koltuk altı, bu sıra altı derken sonunda arka galley de sıkıştırabilmiştik.

Bir de hovarda çapkın ünlülerimiz vardı tabi ki ve de eniştelerimiz…

Kızı kendi haline bırakırsan ya davulcuya ya zurnacıya varırmış, ünlü davulcuya varan da vardı, zurnacıya varan, çalgıcıya varan da J

İsmi yerine kısaltılmış şekliyle ünlenmiş biri akşam bir İzmir-İstanbul uçuşunda öne yanıma gelmiş bana kartını uzatıp “Saat 22.00 den 24.00 e bana gel.” demiş, ben “Hayvanat bahçesinin bu saatlerde açık olması çok şaşırtıcı.“ diyerek kartını ikiye bölüp eline tutuşturmuş kendimi sinirle kabine dar atmıştım…

Bir Antalya yatıda ekip olarak gittiğimiz Kale içi restoranda Kaynanalar’ın Kantar’ı ve eşi kaptanımızın davetlisi olarak gelmişler Kantar’ın aşırı ilgisi sonucu eşi kızılca kıyamet koparmış, benim üstüme saldıracakken kaptanımız ortalığı zor bela yatıştırmıştı.

Bazı sanatçılar ya ekip üyelerinden birinin akrabası olduklarından ya da sürekli seyahat ettiklerinden bizlerle de dost akraba gibidirler ve konserlerine, film setlerine çağırırlar, yatılarda ekiple beraber sohbet muhabbet hoşça vakit geçirirler.

Bir uçuşta ünlü taş fırın jönle çıkan arkadaşıma merakla “Nasıl gidiyor?” diye sordum , “Hiç sorma pazara çıkarsan para etmez. “ demişti hala ismini duydukça anımsarım.

Eskiden ünlüler terzilerini de kabin bagajı gibi yanlarında taşırlardı .

Artık çağ atlandı, internet var, terziler siparişi TV showlarında soytarılık yaparken iki çekim arası alıyorlar…

Ünlüler ise alfabedeki ünlü harfler tanımına fazlasıyla uygunlar;

Genellikle yuvarlak, yumuşak, yaltak.

*Çayır Güzeli

Oya Güler

THY Emekli Sorumlu K/A –Purser

ARFAA Kurucu Başkanı

Facebook ile Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.