Sözde, dost ve müttefik diye nitelenen, aynı savunma paktı (NATO) içinde yer aldığımız ABD’nin, vize ofislerini aniden kapatması son günlerin en çok tartışılan konusu olarak gündemde yer tutuyor.

İstanbul Başkonsolosluğu’nda görevli Metin Topuz’un FETÖ ile ilişkili olarak tutuklanmasının, böyle bir karar alınmasına sebep olduğu ileri sürülüyor.

Türk tarafının, “Bu iş büyükelçinin işidir” demesinin ardından, Beyaz Saray ve ABD Dışişleri bir açıklamayla olaya sahip çıktı ve işin boyutu tepe yönetimlere uzandı.

Amerikalılara yakın bazı çevreler, Metin Topuz, serbest bırakılmadığı sürece vize yasağının da süreceğini dile getiriyor.

Doğruyu söylemek gerekirse, bu tür bir yasağın en fazla bize zararı dokunacak.

Sağlık, eğitim, ticaret ve diğer alanlarda vize nedeniyle ABD’ye gidemeyenlerin yaşayacağı zorluklar, manevi ve maddi kayıplar ilk günden kendini göstermiştir.

Bu yasaktan çok etkilenecek sektörlerin başında havacılık, şirketlerde ise THY gelir demeden önce milli taşıyıcımızın ne durumda olduğunu incelemek gerekir. Büyük badirelerden toparlanarak çıkan THY’nın, Boeing’e verdiği 40 uçaklık son sipariş, şirketin artık çok iyi bir yolda olduğunun en güzel kanıtı olsa gerek.

Sipariş, ABD’nin gönlünü alabilmek için verildi sözlerine hiç katılmıyorum. Şayet öyle olsa idi, vize yasağı konulur muydu?

THY Genel Müdürü Bilal Ekşi’nin, bir-iki ay önce “Yerde uçağımız kalmadı. Kiralık uçak arıyoruz” diye demeç vermesi uçak ihtiyacı olduğunun en inandırıcı delilidir.

THY, şu anda “5 yıldızlı küresel havayolu” unvanına sahip şirketlerden biridir. Bu unvanı da bileğinin hakkıyla aldığını son rakamlar doğruluyor. Çok başarılı bir yaz sezonu geçiren THY, ağustos ayında, iç hatta yüzde 84.3 ile tarihinin en yüksek doluluk oranını yakaladı. Dış hatlarda da doluluk oranı yine, 84.1 gibi yüksek bir seviyede seyretti ve geçen yılın aynı dönemine göre dolulukta 5.7 oranında bir artış oldu.

Toplam yolcu doluluk oranı, ocak-ağustos döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 4.3 puanlık artış ile, yüzde 79 olurken, yurt dışı doluluk oranı da 5 puan artışla yüzde 78 olmuş.

Ağustos 2016’ya göre, kapasite yüzde 2.6 artarken, taşınan yolcu sayısı da, yüzde 14’lük artışla 7.4 milyon kişiye çıkmış.

Türkiye’nin 2008’den beri en büyük hizmet ihracatçısı olan global markamız THY, 8.2 milyar dolarlık hizmet ihracıyla Fortune 500 listesinin ihracat şampiyonu olmuştur. Bayrak taşıyıcımız, sektördeki acımasız rekabete, yakın coğrafyada yaşanan siyasi ve ekonomik istikrarsız gidişata ve sektörü doğrudan etkileyen kur dalgalanmalarına rağmen yükselişini 2017’de de iyi bir tablo ile sürdürdü.

7,5 yaş ortalamasıyla Avrupa’nın en genç uçak filolarından birine sahip olan THY envanterinde (Ekim sonu itibarıyla) 14’u kargo olmak üzere, 327 uçak bulunuyor.

Bu denli hızlı büyüyen ve özellikle de Amerikan uçak şirketlerinin korkulu rüyası olan THY, 300 nokta arasında ABD’nin bir çok kentine de yüksek dolulukla sefer yapıyor ve çok başarılı bir performans sergiliyor.

ABD’nin geçmişte uyguladığı anlamsız lap top yasağı, başta THY olmak üzere Emirates, Ethiad ve Qatar Airways’in önünü kesip, kendi şirketlerine daha çok yolcu ve para kazandırma çabasıydı.

Şimdi, bu vize yasağı şayet uzun süreli olursa (Son gelişmeler tersini gösteriyor) elbette, THY bundan zarar görecektir. Fakat, Ana Muhalefet Lideri, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu konudaki demecini görmezden gelemedim. Vize kararının ağır bir karar olduğunu söyleyen CHP Lideri şöyle devam ediyor.” Bize maliyeti 50 milyar TL. Dövizin yükselmesi var, Borsa’nın düşmesi var. THY’nın sunduğu hizmetler, Ortadoğu’daki diğer havayolu şirketlerine göre daha iyi. Dolayısıyla Amerikalılar THY’yi tercih ediyor. Oradan da ciddi zararımız var”.

Önce, THY’nın hakkını teslim edip, başarılı olduğunu ve bu nedenle tercih edildiğini söylemesi çok güzel bir davranış. Fakat, 50 Milyar TL gibi yüksek bir rakamı telaffuz etmesi bana anlamsız geldi. Havacılık kurmayları kendisine, THY’nın durumu ve başarıları ile ilgili olarak çok iyi bilgi vermişler, ama ekonomi danışmanlarının verdiği bu rakamı biraz abartılı buluyorum.

Kısaca, ABD’nin vize yasağı bir iki kişinin serbest bırakılmasına yönelik olarak alınmış bir karar değildir. Ağır yaptırımın amacı bence ekonomik ve siyasidir.

Tayyip Erdoğan’ın Rusya ve İran’a yakınlaşması, Venezuela Lideri Maduro gibi, ABD’nin sevmediği birisini ağırlaması bu vize yasağının gerçek ve birinci nedendir.

Yazının devamı için:  ABD VİZE YASAĞININ HEDEFİNDE THY VAR!..

Facebook ile Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.