Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) havacılık oyununun dışında tutarsak, bazı küçük ülkelerin havacılık sektörüyle kendilerine bir yaşam alanı açtıklarını görürüz. Bu hafta bu ülkelerin havacılıkla nasıl uçuşa geçtiğini, nasıl değer ürettiklerini masaya yatırmak istedim.

Dubai Havalimanı’nın yüzölçümü yaklaşık 290 kilometrekare. Böylesi bir alanın içerisine tam 14 tane Monako sığdırmak mümkün. Minik bir Akdeniz prensliği olan bu mikro devletin, havacılık sektöründe yer alan büyük oyuncularla nasıl rekabet etmesini bekleyebiliriz ki?

Dünyanın en küçük ülkeleri, kendi kaynaklarını at sırtında gezinti döneminden köklü siyasi düzenlemelere dayandırırken, havaalanları artan yolcu talebini karşılamak için sürekli yeni arazilere ihtiyaç duyuyor. Peki dünyanın en küçük ulusları modern havacılık gereksinimlerini nasıl karşılıyor dersiniz?

1- Vatikan

Yarım kilometrekarelik bir alanda kurulan dünyanın en küçük devleti Vatikan. İtalya’nın başkenti Roma’nın içerisinde çok küçük bir alanı kapsayan ülkenin arazisi herhangi bir havalimanı tasarımının uygulanmasına olanak vermiyor. Ancak bu durum Vatikan’ın hava bağlantılarından yoksun olduğu anlamına gelmiyor. Antik Leonine Duvarı’nın surlarından birinin olduğu alan, şu anda helikopter pisti yani helipad olarak kullanılıyor. Devlet başkanı statüsüne de sahip olan Papa’nın diğer liderler gibi kendi uçağı yok. Ancak İtalyan Hava Kuvvetleri Papa’nın Vatikan dışına yaptığı seyahatler için helikopter temin ediyor. Eğer Papa ülke dışına çıkacaksa beraberindekiler ile birlikte Roma’ya gidiş-dönüş uçuşlarını İtalya’nın bayrak taşıyıcısı Alitalia ile yapıyor.

2- Monako

Çok az miktarda düz arazi içeren ve her santimetrekaresine çok yüksek değerler biçilen dünyanın en küçük ikinci ülkesi, sabit kanatlı uçakla yapılabilecek herhangi bir uçuş operasyonu için uygun görünmüyor. Gündelik hayat içinde karşılaşmanız çok sıradan bir durum olan Monako Prensi, uçuşlarını Fransız toprakları içinde Monako’ya en yakın olan ve dünyanın pek çok yerine uçuşların gerçekleştiği Nice Cote d’Azur Uluslararası Havaalanı’ndan yapıyor. Monako’da helikopterler her an her dakika uçuşa hazır. Çoğu Monako devleti tescilli olan helikopterler, Monako’nun kendi hava filosunun birer parçası. Bu helikopterler Prens’e hizmet etmek dışında doğrudan havalimanı transferi için de kullanılıyor. Yaklaşık 150 Euro olan servisler, ülkedeki taksi fiyatlarının çok üzerinde değil. Bu yüzden büyük rağbet görüyor. Müşterilerinin çoğunu özel jetleri bekliyor olsa da Air France, KLM gibi büyük taşıyıcılar ve easyJet gibi düşük maliyetli (low cost) şirketler de yolcuları taşıyor. Monako merkezli helikopterler ayrıca St. Tropez ve kış aylarında Courchevel gibi zengin ve ünlülerin diğer oyun alanlarına isteğe bağlı hizmetler sunuyor. Yakındaki suları sık sık ziyaret eden birçok süper yata da hizmet ediyorlar. Büyük boş teknelerin güvertesine iniş yapacak nitelikte eski askeri pilotların sayısı, Monako’da oldukça fazla.

Monako Prensi uçuşları için Nice Cote d’Azur Havalimanı’nı kullanıyor

3- San Marino

Her iki tarafta da İtalyan topraklarıyla çevrili olan San Marino’nun tarihi 3. yüzyıla kadar gidiyor olması sebebiyle dünyadaki en yaşlı ulus olduğu iddia ediliyor. Titano Dağı’nın kayalık yamacında toplanan bu antik cumhuriyetin topografyası havacılık faaliyetleri için kesinlikle uygun değil. Ancak, San Marino’daki yetkililer yine de havacılığa olan ilgilerinden vazgeçmemiş. Ülkenin aktif bir uçak tescil kodu var. San Marino’ya ait T7 sicili, çeşitli gereklilikleri yerine getirmek şartıyla, dünyanın dört bir yanındaki hava aracı operatörlerine açık. Ülkede havaalanı olmamasına rağmen, San Marino’nun tescil adına havacılık endüstrisi ilgi göstermiş ve bazı yöneticiler ile özel jet sahiplerini cezbetmiş. Ayrı bir girişimle hükümet, İtalya’nın Adriyatik kıyısındaki bir tatil kasabası olan Rimini’deki Federico Fellini Havaalanı’nın bazı durumlarda kullanım haklarını araştırmış, fiilen de San Marino’nun havaalanına çevirmiş.

4- Andorra

Andorra Prensliği’nin, San Marino ile iki ortak özelliği bulunuyor. Her ikisi de dünyanın iki aktif devlet başkanına sahip olan ve başka örneği bulunmayan ülkeleri. Ayrıca, her iki ülke de sınırlarının yanında uzanan, ancak sınırlarının ötesinde bulunan havaalanı kapılarına güveniyorlar. Pyrenees Dağı’nın tam ortasında bulunan Andorra’nın konumu, turizmin ekonominin anahtarı olduğu anlamına geliyor. Kayakçıları yamaçlarına getirmeye yardımcı olan her şey bu yüzden stratejik bir güç olarak görülüyor. Dağlık araziye yapılan havalimanı anlamına gelen altiport inşaatı teknik sorunlar nedeniyle askıya alındıktan sonra, ülkenin tek hava alternatifi bariz şekilde İspanya sınırının hemen karşısında bulunan, La Seu d’Urgell oldu. Düz bir tepeyi taçlandıran bu havaalanı, Barcelona’ya yapılan düzenli tarifeli uçuşların 1980’lerin başında bitirilmesinin ardından iyice gözden düştü. Bununla birlikte, şu anda devam eden yenileme programının tamamlanmasından sonra durum değişebilir. Tabii hemen büyük kalabalıklar beklemek yanlış olur. Çünkü yerel topografya ve pist uzunluğu tarafından belirlenen operasyonel kısıtlamalar, havaalanına operasyon düzenleyebilecek uçakları 27 metrelik ATR turboprop’ın boyutlarıyla sınırlıyor. Yine de, havaalanını tekrar hayata döndürmek için bu yeterli olabilir. Bu bölgeye uzaktan birçok insan kayak yapmaya geliyor, çoğu otobüsle geliyor ve bu bağlamda charter seferleri çok rekabetçi bir alternatif sunuyor. Bu trafiğin bir kısmını yakalamak için Andorra’da açık bir pazar fırsatı var. Andorra Havayolları ve Air Andorra olarak adlandırılan iki ayrı havayolu şirketi, bu pazara hizmet etmek için belirtilen amaçla hizmete girdi, ancak bunların hiçbiri faaliyete geçmeyi henüz başaramadı. Piyasanın, daha şimdiden iki rakip havayolu işletmesi olmasına rağmen, normal operasyonları sürdürecek kadar büyük olup olmadığı görülecek. Andorra-La Seu d’Urgell Havaalanı’nı bugüne kadar kullanan en ünlü yolcu, Andorra’da vereceği bir konser için 2015’te buraya inen Elton John olarak biliniyor.

5- Liechtenstein

Toprakları içerisinde havaalanı yapmak için uygun bir yer bulamayan bir diğer küçük Avrupa Prensliği de Liechtenstein. Ülkeye en yakın havaalanı olan St. Gallen-Altenrhein, İsviçre-Avusturya sınırının hemen üzerinde bulunduğu için uluslararası bir merak uyandırıyor. İsviçre topraklarına sadece birkaç metre uzak olan fakat Avusturya’daki bir şirket olan People’s Viennaline’nin sahibi olduğu ve yönettiği havalimanı oldukça ilginç bir rekorun da ortağı. St. Gallen-Altenrhein Havaalanı, Almanya’nın Friedrichshafen kentine 8 dakikalık bir yolculukla dünyanın en kısa uluslararası uçuşunun üssü haline geldi ve Kasım 2016’da bu durum tüm dünyanın manşetlerinde yer aldı. Bu girişim, talep eksikliğinden dolayı Nisan 2017’de son sefer yapılarak durduruldu. St. Gallen-Altenrhein Havalimanı, Liechtensteinliler için ise en uygun havalimanı olma özelliğini koruyor.

BOYUT HER ŞEY DEĞİL!

Hava yolculuğuna kolay erişimin, yalnızca başarılı bir modern ekonominin göstergesi olmakla kalmayıp aynı zamanda egemenliğin güçlü bir sembolü olduğu iddia edebilir. Ancak görebileceğiniz gibi, Avrupa’da yer alan bu mikro devletler, alan eksikliği, küçük bir nüfusa sahip olmak ve buna bağlı olarak canlı bir havacılık sahnesine sahip olmaması gibi durumlara rağmen pek çok farklı senaryoyu hayata geçirebilmiş. Örneğin San Marino, küresel ölçekte bir endüstri oyuncusu haline gelmenin önünde herhangi bir engel olmadığının en büyük kanıtı durumunda.

TAI’NİN PARİS ÇIKARMASI

Paris Airshow, bu sene Türk havacılığı için farklı bir şekilde anılacak. İlk defa milli, özgün bir Türk tasarımı uçak (Hürkuş) Paris Airshow’da dünya havacılık endüstrisinin önüne çıkıp gösteri uçuşu yaptı. Türk Havacılık ve Uzay Sanayi’nin (TAI) üst düzey yöneticileri, pilotlar, teknisyenler hâsılı fuarda görevli herkes bu heyecan ve gurur veren tarihi günde oradaydı. Böyle bir fuarda, 5 ayrı hava aracıyla bulunmak da Türkiye için bir ilkti. İki Hürkuş Avrupa hava sahasında uçarak, diğer hava araçları ise özel yöntemlerle Paris’e getirildi. Bir hafta süren Paris Airshow’un ilk 5 gününde 2 adet Hürkuş (birisi gösteri uçuşu yaptı, diğer statik alanda sergilendi) T129 Atak helikopteri, Anka insansız hava aracı ve T625 genel maksat helikopterinin mock-up’ı havacılık profesyonellerine sergilendi. Son 2 gün cumartesi ve pazar halk günü olması sebebiyle fuarı ziyaret eden herkese açıldı. Paris Airshow’a TAI Medya ve İletişim Danışmanı Ali Genç ile birlikte yola çıktığımızda, TAI’nin kalabalık bir heyetle Paris’te olacağını öğrendim. Fuara vardığımda ise TAI’nin şalesi (chalet) yani bir hava aracı üreticisi şirketin fuardaki alâmetifarikası tüm hatlarıyla organize bir şekilde karşımızdaydı. Şale önündeki statik alanda ise sergilenen eserler ve bunların tanıtımı yapan profesyonel ekipler yerini almıştı. Artık ülkemiz için bu iş olmuştu. Türkiye bundan böyle uçak üreten ülkeler ligindeki yerini almıştı. Sanırım gelinen bu noktayı görmek için yıllarca özlem duyduğumu söylemem gerekiyor.

TAI TAM KADRO

Böylesine önemli bir fuara ve Türkiye için tarihe geçecek güne şahitlik etmek, görüşmelerde bulunmak üzere TAI Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Oğuz Borat, Yönetim Kurulu üyeleri Ahmet Bertan Nogaylaroğlu, Nedim Güngör Kurubaş, Burhanettin Aktı ve Genel Müdür Doç. Dr. Temel Kotil dahil toplam 92 kişilik bir ekiple adeta Paris’e çıkarma yapmışlardı.

HÜRKUŞLAR 8 ÜLKE GEÇECEK

Paris Le Bourget Havalimanı’nda TAI statik alanında sergilenen 4 hava aracının kurulum ve destek hizmetlerinde 38 kişi görev alırken, fuar sonrasında bu ekip aynı ürünlerin hassasiyetle Türkiye’ye geri getirilmesini yapacak. Ayrıca Paris’e uçarak gelen 2 Hürkuş, 27 Haziran 2017 tarihinde Almanya, İsviçre, Avusturya, Slovenya, Hırvatistan, Bosna Hersek, Sırbistan, Bulgaristan hava sahaları üzerinden Ankara’ya geri dönecek.

Facebook ile Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.