Dünya’da çalışan elektronik cihazlar uzayda çalışmayabilir. Bu nedenle cihazlar uzaya gönderilmeden önce yeryüzünde uzay şartlarına benzer koşullarda test edilir.

İnsanoğlu uzaya gönderdiği cihazlarla birçok araştırmada başarılı sonuçlara imza attı. Sıradaki hedef uzayın değişik yerlerine canlılar gönderip bu alanları insanların yaşayabileceği bir hale getirmek. Bu amacı gerçekleştirmek için akla gelen ilk gezegen ise Mars.

Her ne kadar Mars’a yapılan yolculukların yakın zamanda gerçekleştirildiği düşünülse de ilk başarılı Mars görevi, Mariner 4 uzay aracının 28 Kasım 1964’te Mars yörüngesine yerleşip Kızıl Gezegen’in yüzey fotoğraflarını Dünya’ya ulaştırmasıyla gerçekleşti. Mars’a ilk başarılı iniş ise 20 Temmuz 1976’da Viking 1 uzay aracı tarafından yapıldı. Halen devam eden bu görevler sayesinde Mars hakkında birçok bilgiye sahibiz. Mars’ın atmosferinin %95’inin karbondioksitten, %1,6’sının argondan, %0,15’inin oksijenden, %2,7’sinin azottan oluştuğunu, Mars’ın atmosferinin her 1 litresinde 370 miligram su bulunduğunu ve atmosfer basıncının 1000 Pascal (Dünya’nın atmosfer basıncının yaklaşık %1’i) olduğunu biliyoruz. Kızıl Gezegen’e gönderilecek canlıların bu şartlarda yaşayabilmesi gerekiyor. Ayrıca bu canlıların uzay yolculuğu sırasında -21,5oC ile +59,6oC arasındaki sıcaklık değişimine ve 190 megagraylik kozmik ışınlara maruz kaldıklarında da (her bir kilogramları 190 megajoule enerji soğururken) hayatta kalmaları gerekiyor. Bu amaçla bilim insanları uzay seyahatine dayanabilecek ve Mars şartlarına uyum sağlayabilecek canlıları tespit etmek için astrobiyolojik çalışmalar yapıyor.

Liken ve Mantar Deneyi (Lichens and Fungi Experiment/LIFE) kapsamında İtalya’nın Tuscany Üniversitesi’nde Prof. Dr. Silvano Onofri önderliğindeki araştırma grubu, Antarktika’da yaşayan Cryptoendolithic mantarının türleri Cryomyces antarcticus ve Cryomyces minteri ile Alp Dağları’nda, sert dağ ikliminde yaşayabilen liken türleri Rhizocarpon geographicum ve Xanthoria elegans üzerinde çalışmalar yaptı. Bu canlılar Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki (ISS) EXPOSE-E laboratuvarında deneylere tabi tutuldu. 18 ay boyunca uzayda kalıp Mars şartlarına maruz bırakılan liken ve mantarlardan başarılı sonuçlar elde edildiği söylenebilir. Çetin Mars şartlarında Antarktika mantarlarının hücre yapıları %60 oranında bozulmadan kalabildi ve DNA’ları da kararlılıklarını koruyabildi. Alp Dağları’nda yaşayabilen likenlerde ise bu oran %80’lere çıktı. Ayrıca bu şartlarda likenlerin hücrelerinin %2,5’inde, mantarların hücrelerinin %4,11’inde ise bastırılmış bir fotosentetik aktivite görüldü.

50 yıldan uzun süredir devam eden Mars yolculuklarının bir gün Kızıl Gezegen’i insanların yaşayabileceği bir ortam haline dönüştürebileceğini söyleyebiliriz. Güneş Sistemi’nde ikinci bir Mavi Gezegen oluşturmaya çalışırken Dünyamızı da  yaşanabilir halde tutmamız gerektiğini unutmamalıyız. (Yusuf E. Yıldız/ TÜBİTAK Bilim Genç)

Facebook ile Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.