MAYIS ve VECİHİ HÜRKUŞ

1916 yılının mayıs ayı ilk haftasıydı. Vecihi Hürkuş, Yeşilköy tayyare mektebinde uçuşlara başladı.

1 MAYIS

1931

Vecihi Hürkuş’un not defterinden: Cuma Her yer tatil pervane gelmedi. Bütün gün üzüntü. Gece, akşam tekrar telefon 10.50 

1955                                                                                                                        HÜRKUŞ HAVA YOLLARI: “UÇAKLAR Sürat, Emniyet ve Huzurla Uçuş Sembolüdür.
1 Mayıs 1955 Pazar gününden itibaren sayın halkımızın seyahatleri yaz tarifesi:
Bursa-İstanbul (Her gün 3 servis)
Bursa-İstanbul-Zonguldak-Ankara 3 gün (Pazartesi-Çarşamba-Cumartesi)
Bursa-Ankara 3 gün (Salı-Cuma-Pazar)
Bursa-İzmir-Milas 3 gün (Pazar, Çarşamba, Perşembe)
Bursa-İzmir-Muğla 2 Gün (Pazartesi-Cuma)
Bursa-İzmir-Aydın 2 gün (Salı-Cumartesi)”

2 MAYIS

1931                                                                                                                           Vecihi Hürkuş’un not defterinden: Cumartesi Pervane geldi. Taktım. Ve bir tecrübe

1957

HÜRKUŞ Havayollarına ait de Havilland 89-A model TC-NUR adlı yolcu uçağı, Adana, Hava Meydanı’nda düştü. 5 Yolcu hayatını kaybetti.

“Vecihi Hürkuş, 2 Mayıs 1957 Perşembe günü, Bursa’da Hürkuş Hava Yollarına ait bir uçağı onarıyordu. Kaza haberini alınca hemen uçarak Adana’ya hastaneye geldi. Erdoğan komadaydı. Yapılabilecekleri doktorlar yapıyor ancak Erdoğan, komadan çıkamıyordu. Kendisine “Hoca’m, Babam” diyen, oğlu gibi sevdiği Erdoğan için ne yapabilirdi?

“Belki?” dedi. Bir umutla Adana Sivil Hava Meydanına gitti. Aceleyle ve umutla uçağına atladı. Hastanenin üzerine geldi. Çok alçaktan turlar attı hastane üzerinde. Çaresizlikten doğan umutla; “Belki” diyordu. “Belki uçağın sesi ona ulaşır. Belki derin komadan kurtulabilir.” Defalarca turlar attı. Ne yazık ki çare olamadı…”

Vecihi Hürkuş Adana’da pilotu Erdoğan Yılmabaşar’ın başucunda. Onun defterine yazdıkları: “Çok acı bir gün, şeker değil Kurban Bayramı! Geceden gördüğü rüya: bir pir yanına geliyor ve (Senin ölümün yakın diyor). Sabah neş’eli bir uçuş, ikinci uçuşa gidiş, piste dönüş ve hareket. Nasıl ve neden? Anlamak imkânsız. Uçak sağa kaçıyor, pistten çıkıyor. Bir sevki tabii! Elde olmayan bir kuvvet! Çayırda koşuyor, koşuyor ve henüz kalktığı an, su kanalının tümseklerine çarpıyor ve uçak yanıyor. Korkunç bir felaket. Ne? Hiçbir şey yok.

Ulu Tanrı böyle yazmış. Olacağın olması için sade basiretin bağlanması kâfi. Hisler sönüyor, acılar duyulmuyor, sade emri Hak anı bekleniyor. İşte pirin rüyada dediği yakınlık anına intizar!” (VECİHİ HÜRKUŞ)

3 MAYIS

1935                                                                                                                  BÜYÜK ATA DİYORDU Kİ: “TÜRK ENERJİSİ, TARİHİN NİCE YÜZ BİN YILLAR TAŞIDIĞI KAHRAMANLIKLARIN YARATICISIDIR. HER YOLDA OLDUĞU GİBİ HAVACILIKTA DA YÜKSEK BAŞARILARIN TİMSALİDİR… 03 Mayıs 1935 Cuma. Ankara hava meydanı (Güvercinlik meydanı) sabahın çok erken saatlerinden itibaren bir taraftan hususi trenlerle, diğer taraftan şehir otobüsleri, taksi ve hususi otomobillerle gelen halkla meydan dolmaya başlamıştı. Şehirden tayyare meydanına kadar uzanan 8 kilometrelik yol hemen her noktasından, nakil vasıtaları meydana doğru uçar gibi yolcu taşıyorlardı. Meydanda hazırlanan çadırlar, tribünler ve davetlilere ikram edilmek üzere zengin bir büfe o günkü toplantının ehemmiyetine dikkatleri çekiyordu.
Meydanın doğusunda Rusya’dan hediye gelen muhtelif tiplerde 4 planör sıralanmış ve sol kanatları yere bağlıydı, başlarında birer genç bekliyor ve bunların önünde 3 tane askeri tipte tek motörlü Rus tayyareleri duruyordu. Bu hazırlık arasında ve biraz geride de benim tayyarem yer almakta idi.
Hazırlık işleriyle vazifeli cemiyet memurları, gelen davetlilere yerlerini gösteriyor ve bir kısım alakalılar da planörler ve tayyarelerle meşgul olarak tel, lastik, halat vesaire gibi malzemenin hazırlığı ile meşgul oluyorlardı. Gerek asker havacılar ve gerek hava yolları memurları da o günkü faaliyetin yardımcıları idiler. İki mütehassıs Rus pilotları da bu hazırlıklara nezaret ediyorlardı.
Planörler; ilköğretim, yelken, yükseköğretim ve yüksek akrobasi uçuşları için yapılmış planörlerdi. Bütün davetliler havacı olsunlar olmasınlar bilhassa planörleri dikkatle inceliyorlar ve tatbik edilecek uçuş programını öğrenerek tam bir tecessüsle bekliyorlardı.
Saat 14.00. Evvela muhterem başvekilimiz İsmet Paşa ve birkaç dakika sonra da Büyük Atatürk halkın büyük alkışları arasında meydana teşrif ettiler. Büyük Ata, yarattığı inkılabın mesut gününü daha muazzam eserleri arasına katmanın neşesi ile halkı selamlıyordu.
Kısa bir istirahat devresinden sonra Atatürk yerinden kalktı, Türk bayrakları ile çevrilmiş kürsüye çevik bir hamle ile atladı. İşte o an, havacılık sevgisi ile çırpınan Türk gençliğinin göklere yükselen çılgınca alkışlarından doğan heyecan dolu bir andı. Türk havacılık tarihinin dönüm sahifesini çeviriyordu.
Büyük Ata söze başlarken evvela başını yukarı kaldırdı, her şeyi çok derin gören sehhar gözlerini semanın derinliklerine uzatarak çok sevdiği çocuklarının duygularına hitaba başladı:
Büyük Ata diyordu ki:
“Türk enerjisi, tarihin nice yüz bin yıllar taşıdığı kahramanlıkların yaratıcısıdır. Her yolda olduğu gibi havacılıkta da yüksek başarıların timsalidir.
Bugün Türk havacılığının yeni bir temelini atıyoruz ve bu temelin ilk taşını ben koyarak bu büyük havacılık gününü açıyorum. Asumanına sahip olmayan milletlerin yaşamalarına imkân olmadığını bugün dünya hadiseleri karşısında öğrenmeyen kalmadığına hiç şüphe yoktur. İşte ben bu ilim yolunu açarken Türk çocuklarının havacılık yolunda da muvaffak olacaklarına inanıyorum.”

1936

Pazar. Türkkuşu kuruldu.

1957

Vecihi Hürkuş Adana’da pilotu Erdoğan Yılmabaşar’ın başucunda. Onun defterine yazdıkları: “Koma devamda” (VECİHİ HÜRKUŞ)

4 MAYIS

1931                                                                                                                               Vecihi Hürkuş’un not defterinden: Pazartesi. Akşam. Budapeşte’de Daniş Bey’in Çocukları ile. 7.55 Budapeşte’den hareket. 11.35 Belgrat daime karşı rüzgarla Akşam Sefir Hamdi Bey’in yanında

1957

Vecihi Hürkuş Adana’da pilotu Erdoğan Yılmabaşar’ın başucunda. Onun defterine yazdıkları: Cumartesi “Koma devam halinde” (VECİHİ HÜRKUŞ)

5 MAYIS

1918                                                                                                                             VECİHİ HÜRKUŞ, MUSUL’DAN HAVA SAVAŞI, ESARET VE NARGİN ADASINDAN KAÇIŞINA DAİR RAPORUNU GÖNDERDİ
“19 Şubat’tan Mart’ın sonuna kadar devam eden bu yürüyüş bize bir zulüm, bir işkence olmuştu. İptidai köylerin normal hayatına uymak suretiyle geceleri geçirmek de ayrı bir azaptı. Velhasıl bu esaret ve esaretten firar hadisesi, hayatımın başlı başına bir mevzudur. Bu mevzua eserde yer ayırmak, benim için maksattan uzaklaşmak gibi bir şekil meydana getirir ki, bu doğru değildir. Bütün hayat şartlarına bir de gıda mahrumiyetini katarsanız, o zaman bu uzun ve ezici seyahatin nasıl bir sevgi veazim mahsulü olacağı kendiliğinden meydana çıkar. İşte o gaye hürriyet ve yurda kavuşmaktı. Nihayet dört ay sonra, güzel yurdumuzun şark hududundan, Süleymaniye bölgesine giriyorduk. Ciğerlerimizi dolduran saf hürriyet havası, mahrumiyetlerimizin yaratıcı tesellisi olmuştu.”

1931
Vecihi Hürkuş’un not defterinden: Salı 11.15 Belgrat’tan hareket 2.15 Kruşevaiç Kasabasına indim. Akşam, Otel Paris’te kaldım.

1957

Vecihi Hürkuş Adana’da pilotu Erdoğan Yılmabaşar’ın başucunda. Onun defterine yazdıkları: Pazar   “Koma devam halinde” (VECİHİ HÜRKUŞ)

2013

Pazar. Tayyareci Vecihi Hürkuş Müzesi Derneği girişimiyle, Heykeltıraş Ersal Yavi başkanlığında bir ekip organizasyonuyla ve Kadıköy Belediyesi tarafından Kadıköy Kızıltoprak’da yapılan Vecihi Hürkuş Anıtı Açıldı.

6 MAYIS

1931

Vecihi Hürkuş’un not defterinden: Çarşamba. 2.15 Kruşeva’dan hareket. Sofya’ya muvasalat (varış), gece Sofya’da.

1957

Vecihi Hürkuş Adana’da pilotu Erdoğan Yılmabaşar’ın başucunda. Onun defterine yazdıkları: Pazartesi. “Koma devam halinde. Bütün gün sade sık bir teneffüs. Ne hareket ne mecal!!! Akşam, gecenin zulmeti genç bir hayata kapkara bir örtü oldu. Saat 21,50. Nabız ve nefes durdu. Erdoğan, tuvana bir genç, normalden üstün bir zekâ sahibi arslan gibi bir Tayyareci. Pir’in dediği anı buldu. Etrafındaki yakınları ağlarken o Ulu Tanrı’nın yolunda tam huzur ve mutlak sükûnet halinde kaldı. ULU TANRI YAVRUMUZUN MEKÂNINI CENNET EYLE. AMİN. (VECİHİ HÜRKUŞ) “Tüvânâ: Güçlü-kuvvetli (Farsça)”

7 MAYIS

1918

İSTANBUL AĞVA AÇIKLARINDA…
Salı. Nieuport 17 uçağı, tek kişilik av uçağıdır. Envantere giren 2 adet uçak, Birinci Dünya Savaşı sırasında ganimet olarak ele geçirilmiştir. 7 Mayıs 1918 tarihinde İstanbul Ağva açıklarında karaya vurmuş bir sal üzerinde 3 adet Nieuport 17 uçağı bulunmuştur. Uçabilecek durumda olan 2 uçağın eksik pervaneleri Plt. Astsb. Vecihi (Hürkuş) tarafından yapılmıştır. İstanbul’un hava savunması ile görevlendirilen ve Yeşilköy’de konuşlu 9. Harp Tayyare Bölüğünde görev yapmıştır. Nieuport 17 uçağı, 25 Ekim 1918 tarihinde İstanbul’a yapılan Müttefik hava saldırısı sırasında av önleme görevi yapmıştır. (THvK Uçak Albümü s: 45-46)

 

1931                                                                                                                            

Vecihi Hürkuş’un not defterinden: Perşembe. Sofya’dan hareket. 7.35, Edirne’ye 10.46. BU MUVAFFAKİYET BENİM KADAR BÜTÜN MİLLETİN İFTİHAR DUYARAK BENİMSEDİĞİ ÖZ MALI İDİ. İDEALİMİN TEK HEDEFİ VE SİVİL HAVACILIĞIMIZIN İLK ÖZEL ESERİYDİ…
“Nihayet yurdumdayım. Sofya’dan hareketten kısa bir zaman sonra hür yurdumun berrak semasında uçuyordum. Uçuşlarımı adım adım takip eden cemiyet (T.Ta.C.) Edirne’ye ineceğimi tahmin ederek oraya bildirmiş, yurdumda ilk durağım olan bu güzel şehri havadan selamladıktan sonra meydana döndüm ve güzel Arda’nın kenarında yeşil bir çayıra indim. Başta Vali ve askeri kumandanlar olduğu halde hemen bütün Edirne halkı muvaffak bir kardeş başarısını kutlamaya gelmişlerdi. Binlerce ağızdan kopan “Yaşa”lar ve o ellerden yükselen alkışlar, beni çok heyecanlandırmıştı. Yaşadığım ruh, maddeyi değil tam aradığını bulmuş ve bu büyük şeref hatıraları bana ilahi ilham kaynağı olmuştu.
Edirne’de kalmayacaktım, fakat sevgili yurtdaşlarım bırakmadılar, bir geceyi olsun aralarında geçirmezsen kırılacaklarını söylediler. Bu candan gösteri programımın değişmesine amil oldu, o gün ve o geceyi kardeşlerin sevgisi arasında geçirdim. O gece aynı zamanda beş yıllık bir fasıladan sonra idealimin ikinci defa olarak tohumlarını saçmaya vesile olmuştu.
Bu ziyaretimin manası, ilk ziyaretimden çok daha başka idi. 1925 yılında bir İtalyan tayyaresi ile burada uçmuştum ve cemiyetin büyük maksatlarını anlatmıştım. Şimdi ise hakiki bir Türk tayyaresi ile kendi kafam, kendi elim ve kendi eserim olan bir tayyare ile geliyordum. Bu sefer Çekoslovakya’da kazandığım şeref diplomasını o diyarlardan uçurarak getiriyordum. Bu muvaffakiyet benim kadar bütün milletin iftihar duyarak benimsediği öz malı idi. İdealimin tek hedefi ve sivil havacılığımızın ilk özel eseriydi.
Binaenaleyh bunun yarattığı heyecan da tabii bambaşka idi. Büyük Ata’sından ilham alan nurlu gençliğimiz bu münasebetle o gün ve o gece çok daha hassastılar.”

1957

6 Mayıs’ı, 7 mayısa bağlayan gece ERDOĞAN YILMABAŞAR vefat etti. 

8 MAYIS

1931

EDİRNE’DEN YEŞİLKÖY’E “KİM OKUR KİM DİNLER VARAK-I MİHR Ü VEFAYI?         Cuma. “Sabahın erken saatlerinden itibaren Sarayiçi mevkiini dolduran halkımız tezahürat halinde meydana akıyordu. Davul zurnanın canlı temposu neşe kaynağı idi. Nihayet muhterem valimiz ve ekâbir meydana geldiler, havacılık davasının tahakkukuna ait yararlı konuşmalardan sonra kendilerine, samimi hüsnükabul ve ilgilerine teşekkür ederek tayyareme yerleştim, motörümü çalıştırdıktan sonra bu hassas varlığı candan selamlayarak tekrar uçuşuma başladım. Bu uçuşumda pek neşeli idim, yoluma tesadüf eden bütün köy ve kasabalarımızı burada yaşayan yurtdaşlarımı damlara sürünürcesine uçarak selamlıyordum. Nihayet Yeşilköy hava meydanına geldim. Yeşilköy hava limanımız da bu başarıyı kutlamaya koşanlarla dolmuştu. Bu muvaffakiyet o günlerde Türk basın ailesinin en önemli yayın hadisesi olmuştu.
Bu hadise münasebetiyle bütün basında yayınlanan takdirkâr yazılar havacılık sanayimizi teşvik eder mahiyette günlerce devam etmişti. İşte bu neşriyat deruni üzüntülerime teselli vesilesi olmakla birlikte, birinci eserim gibi ikinci eserimi de bilerek veya bilmeyerek yok etmek isteyenlerin manevi bir cezası olmuştu. Ama böyle karakterler sahipleri için tek söz, şairin dediği gibi:
“Kim okur, kim dinler, varak-ı mihr ü vefayı?”(*)
Huzur içinde yuvama kavuşmuştum.”
(*) Varak-ı mihr ü vefayı: “Artık kimsede dostluk, sadakat ve vefa kalmadı, kimse bunları mühimsemiyor”

9 MAYIS

1925

TECRÜBE UÇUŞLARINI YAPTIM. “Cemiyet İdare Heyeti(1) gerek Caudron, gerekse Ansaldo tayyarelerimizin teslim alma işlerini yürütmek üzere bir komisyon kurulmasına ve bu komisyonun başkanlığına genel kurul azası Malatya mebusu Mahmut Nedim Bey’in getirilmesini kararlaştırmıştı. Komisyonda Mahmut Nedim Bey’le birlikte Şakir(2) ve ben bulunuyorduk. İstanbul’a ilk gelen mektep tayyaremizi almak üzere harekete geçtim.
İlk tayyaremizi Yeşilköy tayyare meydanında çok esaslı norm kaideleri çerçevesinde tetkik ettikten sonra 9 Mayıs 1925 Cumartesi günü tecrübe uçuşlarını yaptım. Gaudron tipinde, 130 beygir gücünde, Klarje motorlu, iki kumandalı bir tayyare idi. Tecrübe uçuşlarında, teklifte yazılı bütün evsaf ve şartları haiz bulunduğu tespit edilerek gerekli zabıt yazılıp satın alma işlemi ikmal edildi. Tayyareyi uçarak Ankara’ya getirdim.”
(1) Türk Tayyare Cemiyeti Yönetim Kurulu
(2) Şakir Hazım Bey

1931

Vecihi Hürkuş’un not defterinden: Cumartesi Motor söküldü. Tamirat.

10 MAYIS

1955

Salı. HÜRKUŞ Hava Yolları Seferleri değiştirildi ve uçakların uçuşu yasaklandı.

 

11 MAYIS

1931

Vecihi Hürkuş’un not defterinden: Pazartesi Tamirat. Temizlik.

 

13 MAYIS

1936

Vecihi Hürkuş, İzmir Altay İdman Yurdu kulübüne üye oldu Kulüp No:1632

14 MAYIS

1919

Çarşamba. 1923’te ilk tayyaremi yapmak için umum müfettiş Muzaffer Bey’den(1)  izin istediğim zaman, havacılığımızın sorunları üzerinde uzun uzun konuşmuş, bu arada, 1919’da tayyarelerimizi Anadolu’ya kaçırmak amacıyla Münakalatı Havaiye Cemiyeti’ni tasarladığımızı ve 14 Mayıs 1919’da cemiyetin yazdığım nizamnamesini Posta Nazırı Refik Halit Bey’e(2) takdim ettiğimizi anlatmıştım. Muzaffer Bey nizamnameyi istemiş, ben de kendisine vermiştim. İşte Türk Tayyare Cemiyeti esas nizamnamesi, 1919 nizamnamesinden ilham alınarak, 1924’te Türk Hava Kuvvetleri Umum Müfettişliği’nce hazırlanan şekli ve gerekli neden layihasıyla yüksek makama sunulmuş ve Atatürk’ün emriyle Bolu mebusu Cevat Abbas Bey(3) tarafından takrire ekli olarak Büyük Millet Meclisi’ ne getirilmişti.”
(1) Muzaffer Ergüder (d.1886Bursa-ö.19.02.1962), Türk siyasetçi. Harbiye ve Erkan-ı Harbiye mezunudur. Sadaret Makamı Yaverliği, Levazımatı Umumiye Reisliği, Harp Encümeni Katipliği, Hava Kuvvetleri Müfettişliği, Hava Müsteşarlığı, 4. Tümen Tugay Komutanlığı, 33. Tümen Komutanlığı, 9. ve 6. Kolordu Komutanlığı, Tunceli Valiliği ve Komutanlığı, 4. Umumi Müfettişliği, Yüksek Savunma Meclisi Bürosu Genel Katipliği, Askeri Yargıtay Başkanlığı, TBMM X. Dönem Ankara Milletvekilliği yapmıştır. Harp, Alman Harp, Avusturya Harp ve İstiklal Madalyası sahibidir…
(2) Refik Halit Karay (15 Mart 1888, İstanbul–18 Temmuz 1965, İstanbul), Türk yazar. Bolu Mudurnu’dan İstanbul’a göçen Karakayış ailesinden Maliye Başveznedarı Mehmed Halit Bey’in oğlu olarak 15 Mart 1888’de İstanbul’da doğdu. Galatasaray Sultanisi‘nde ve Hukuk Mektebi’ nde okudu. Maliye Nezaretinde memur olarak çalıştı. II. Meşrutiyet‘in ilanından sonra gazetecilik ile uğraşmaya başladı; Tercüman-ı Hakikat gazetesinde mütercimlik ve muhabirlik yaptı. Yazıları yüzünden ilk önce Sinop’a daha sonra Çorum, Ankara ve Bilecik’e sürgün olarak gönderildi. İstanbul’a dönünce bir süre Türkçe öğretmenliği yaptı. PTT (Posta ve Telgraf Teşkilatı) Genel Müdürlüğüne getirildi. Bu sırada Hürriyet ve İtilaf Fırkası‘na üye oldu ve İstiklal Savaşı aleyhine yazdığı yazılarından ötürü vatan hainliği suçuyla yüzellilikler listesine girerek Beyrut ve Halep‘te sürgün hayatı yaşadı…. Vikipedi
(3) Mehmet Cevat Abbas Gürer (1887 Niş – 4 .07.1943, YalovaTürk asker, siyasetçi, Mustafa Kemal Paşa’nın Başyaveri, Meclis-i Mebusan ve TBMM I., II., III., IV. ve V. dönem Bolu milletvekili. Savaş süresince yaver olarak Mustafa Kemal Paşa’nın maiyetinde bulundu. Bandırma Vapuru’yla 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’da bulunduğu ve Ulusal Kurtuluş planları gizlice hazırladığı 6 aylık süre içinde kendisine refakat etti. Mustafa Kemal Paşa ile birlikte Anadolu’ya Kocaeli yarımadası üzerinden geçebilme olasılığı için gerekli güvenlik önlemlerinin alınmasını sağladı. Mustafa Kemal Paşa’nın dikte ettiği Amasya Genelgesi’ni kaleme aldı.  5 Temmuz 1920’de TBMM Genel Kurulu’na Bolu Milletvekili olarak katıldı. Atatürk’ün işaretiyle Türk Tayyare Cemiyeti’ni kurdu (Türk Hava Kurumu) ve cemiyetin başkanlığını bir yıl süreyle üstlendi. 1926’da görevini Fuat Bulca’ya devretti. İsteği üzerine 27 Şubat 1927’de ordudan emekliye ayrıldı.

15 MAYIS

1931

Vecihi Hürkuş’un not defterinden: Cuma Ankara’ya hareket gece trende

1959

Cuma. TC-ERK (De Havilland RAPID) T.C. Münakalat Vekaleti Sivil Havacılık Dairesi Uçuşa Elverişlilik Sertifikası 131 numara ile verildi.

16 MAYIS

1931

Vecihi Hürkuş’un not defterinden: Cumartesi Ankara’da. “Vazife başında.”

20 MAYIS

1958

Salı. Vecihi Hürkuş, Ticari Pilot Lisansı aldı.

21 MAYIS

1916

“BU GÜZEL UÇUŞUMUN MÜKAFATI OLARAK BANA BİR UÇUŞ DAHA VERİLDİ…
21 Mayıs 1916 Pazar günü, sabahın alaca karanlığının sıyrıldığı anlarda gene uçuş talimleri yapmak üzere toplanmıştık. Tayyaremiz hazır, hocamız da gelmişti.
İlk uçuş hazırlığı yapılırken hocamın beni çağırdığını işittim, bir yanlışlık olması ihtimaliyle tereddüt ederek yanına koştum. O bana tayyareyi göstererek binmemi işaret etti ve esas pilot yerini bana bıraktı. Bir an şaşırmıştım. Çünkü sıra benim değildi ve yalnız uçuş için de bir şey hissetmiş değildim ve kendisi de bir şey söylememişti.
Beraberce yükseldiğimiz bu uçuş meğer bir kontrol uçuşu imiş! Yere indiğimiz zaman talebe yerinden yere atlayan hocam, evvela etrafına bakındı ve havayı boş bulduktan sonra yalnız uçacağımı bana söylerken bazı talimatları da sözlerine kattı ve bir kenara çekildikten sonra, uçuş işaretini verdi.
Hiç beklenmeyen bu hal karşısında hem şaşırmış, hem de sonsuz bir sevinç duymuştum. Henüz uçuşlarım pek azdı, hususiyle bu 25 uçuş esnasında hocamın bir defa bile olsun herhangi bir ihtarını işitmemiştim. Mesleki sevgime ilmi bir iman katarak inançla, zevkle hatta gurur duyarak uçuyordum.
İşte bu mahiyetteki metin bir irade ile motorumu besleyerek yerde koşmaya başladım. Sanki tayyarede yalnız değildim, kendimi her günkü normal talim uçuşunda ve arkamda hocam varmış gibi duygulanarak birinci uçuşuma yükseliyordum. Benliğimde en küçük bir değişiklik hissetmeden güzel bir uçuş yaptım ve yere indim. Bu güzel uçuşumun mükâfatı olarak bana bir uçuş daha verildi. İkinci uçuşumu da aynı serinkanlılıkla, mükemmel diye tavsif edilecek bir durumda yaptıktan sonra, etrafımı saran büyüklerimin ve arkadaşlarımın samimi tebriklerini topladım. Bu güzel başarı ile ben hem hocamın ilk talebesi, hem de o yıl çalışmalarının ilk uçucusu olmuştum. Artık yurdumun mavi ufukları bana ve kullandığım tayyareye beşikti, kendi idarem ve kendi irademle uçuyordum. Az zamanda gösterdiğim kabiliyetin bana kazandırdığı inanç sayesinde vaktinden çok evvel rasıt kursu hizmetlerine de katılmıştım. Bu çok uçmak fırsatının temin ettiği tecrübelerimle bir buçuk ay gibi kısa bir zamanda havacılık ilmine ait öğrendiklerim aynı zamanda bana hava cambazlıklarını da muvaffakiyetle başarmak imkânını vermişti ki, bu suretle muhitimde inançlı bir sevgi topluyordum.”
* 21 Mayıs 1916 (R: 8 Mayıs 1332) Pazar

24 MAYIS 

1962

Perşembe. Hürkuş Hava Yolları’na ait TC-ERK (De Havilland RAPID) Uçuşa Elverişlilik Sertifikası 131 numara ile 23.05.1963 tarihine kadar geçerli olmak üzere TC Münakalat Vekaleti  Sivil Havacılık Dairesi tarafından yenilendi.

28 MAYIS


1909

Pazartesi. Fransız Baloncu Barboot İstanbul’da Taksim Talimhane Kışlası önünden sarı renkli küre şeklinde ve altında sepeti olan OSMANLI adını verdiği balonla havalanarak, Dolmabahçe üzerinden Boğaz’ı katederek Bulgurlu’ya indi. Aynı balonla 4-6 Haziran günlerinde 2 uçuş daha yaptı. 

31 MAYIS 

1960

Salı. Vecihi Hürkuş’un Ticari Pilot Lisansı, 18.08.1960 tarihine kadar yenilendi.

(Tayyareci Vecihi Hürkuş Müzesi Derneği (TVHMD) tarafından hazırlanmıştır.                 Mayıs 2020)

 

Av.Bahadır Gürer

Tayyareci Vecihi Hürkuş Müzesi Derneği (TVHMD) Yönetim Kurulu Başkanı

gurerbahadir@gmail.com

info@tayyarecivecihi.com

 

 

 

Facebook ile Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.