7. Ana Jet Üssü’nde darbe girişimi sırasında görevli olan ve halen tutuklu bulunan Üsteğmen, ifadesinde o geceyi anlattı

15 Temmuz darbe girişimine ilişkin olarak tutuklanan ve halen cezaevinde bulunan Malatya 7. Ana Jet Üs Komutanlığında Hava Uçak Bakım Tabur Komutanlığı’nda görevli Üsteğmen R.S., vermiş olduğu ifadesinde darbe girişimi gecesi yaşanılan detayları anlattı. FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün 15 Temmuz darbe girişiminde Malatya 7. Ana Jet Üssü’nde darbe girişiminin başlatıldığı saat olan 22.30’da 4 tane bombardıman savaş uçağının kalkış için hazırlandığı, ancak üstteki personelin televizyonda Başbakan Binali Yıldırım’ın “Bu bir kalkışmadır” sözleri üzerine kaldırılmadığı ortaya çıktı. 7. Ana Jet Üssü’nde darbe girişimine ikinci destek için saat 04.30 sularında kaldırılmak istenilen 4 bombardıman uçağı ise bu kez pistin araçlarla kapatılmasına takılmıştı.

İLK UÇUŞ EMRİ SAAT 22.30 İÇİN…
Üsteğmen R.S., Darbe girişimi gecesinde saat 21.00 sularında Terörle Mücadele Harekatı nedeniyle görev olduğunun kendisine bildirildiğini ve 4 tane bombardıman uçağının saat 22.30’da hazır edilmesi emrini aldığını ileri sürdü. Üsteğmen R.S., verilen emir üzerine 4 tane bombardıman uçağının bomba yüklü olarak hazır edildiğini, ancak saat 23.00 sularında televizyon izlerken Başbakan Binali Yıldırım’ın “Bu bir kalkışmadır” açıklamasının ardından uçakları hangara çektiklerini iddia etti. Üsteğmen R.S., saat gece 04.00 sularında bu kez kendilerine ikinci bir emir verilerek, bu emrin yine Terörle Mücadele Harekatı kapsamında Eskişehir’de bulunan Birleştirilmiş Hava Harekât Merkezi (BHM) tarafından 4 savaş uçağının kaldırılması talimatının verildiğini, uçakların hazırlandığını söyledi. Söz konusu 4 bombardıman uçağı Malatya Valiliği’nin pistleri iş araçları ile kapatması sonucunda kalkış yapamamıştı.

TUTUKLU ÜSTEĞMENİN İFADESİNDEN..
15 Temmuz’da FETÖ terör örgütünün hain darbe girişimi sonrası tutuklanan 7. Ana Jet Üssü’nde görevli Hava Uçak Bakım Üsteğmen R.S., kendilerine, Malatya 7. Ana Jet Üssü’nden 15 Temmuz’da kaldırılmak istenen F-4’lerin Birleşik Hava Harekat Merkezi’nin emriyle Terörle Mücadele Harekâtı kapsamında kaldırılacağı emrinin verildiğini ifade etti.

2013 Mayıs ayından buyana Malatya’da görev yaptığını ifade eden R.S., darbe teşebbüsünde herhangi bir konumu ve faaliyetinin olmadığını savundu. 15 Temmuz’da evdeyken arandığını ve Terörle Mücadele Harekâtı (TMH) görevinin olduğunun kendisine söylendiğini ileri süren R.S., ifadesinde şunları kaydetti:

“Saat 21.00 sıralarında Uçak Bakım Tabur komutanı Yarbay C.K. beni arayarak nerede olduğumu, ‘TMH (Terörle Mücadele Harekatı) görevi varmış’ bununla ilgili bilgim olup olmadığını sordu, bende ‘bilgim olmadığını, evde olduğumu’ söyledim. Bunun üzerine Harekât Komutanı T.T. Albayın kendisini arayarak ‘TMH görevi olduğunu’ bildirdiğini, oda kendisinin izinde olduğunu söyleyerek Uçak Bakım Komutan vekili Binbaşı M.Ö.’nün ilgilendiğini söylediğini belirtti. Ardından ben Uçak Bakım Nöbetçisini arayarak durumun ne olduğunu onlarında da bana ‘dört uçak TMH görevi için 22.30 sıralarında uçak başı yapılacağını’ söyledi. Bende personel sayısının yeterli olup olmadığını sordum. Altı silah personelinin ve iki tane makinist personelinin mevcut olduğunu belirttiler. Ben de hemen ardından makinist atölye komutanı Kıdemli Başçavuş K.A.’yı arayarak dört uçağın 22.30 sıralarında uçak başı yapacaklarını, mesaide iki personeli olduğunu belirterek yeterli personelin mesaiye gelmesini sağlamasını istedim. Ardından evden ayrıldım M.Ö. Binbaşı ile irtibata geçerek komutanım mesaide altı silahçı personelin mevcut olduğunu, iki makinist personelinin var olduğunu ve yeteri kadar makinist personelin göreve geleceğini bildirdim. Ardından 21.45 sıralarında mesaiye vardım. Uçakların yükleme durumunu kontrol etmek amacıyla uçakların başına gittim, son yani dördüncü uçağa da mühimmat yüklenmesinin devam ettiğini gördükten sonra hangar içerisinde uzman tahsis bölümüne girdim. 22.15 sıralarında M.Ö. binbaşı gelerek uçuşun şu anda beklemede olduğunu bildirdikten beş on dakika sonra filodan G. soy isimli üsteğmen uzman tahsis birimini arayarak uçuşun iptal olduğunu, pilotların evlerine gideceklerini bildirdi. Ardından M.Ö. binbaşı filo komutanı M.Ç. binbaşım arayarak G. üsteğmenin arayarak uçuşun iptal olduğunu bildirdiğini söyledi. M.Ç.’de harekât komutanı ile durumu netleştireceğini bildirdi. Saat 22.45 sıralarında Ş.D. albay uzman tahsis birimine geldi, M.Ö. Binbaşı, Ş.D. albaya harekât komutanını arayıp ‘durumun ne olduğunu sorabilir misiniz?’ diye sordu. Bunun üzerine Ş.D. albay harekât komutanını arayarak durumu sordu, oda ‘dört uçağın beklemede kalacağını bu şekilde devam edeceğini’ bildirdi. Bunun üzerine bizlerde uzman tahsis biriminde oturarak uçuşu beklemeye başladık. Saat 23.00 sıralarında bizler televizyonu açınca haberlerde İstanbul Boğaz Köprüsü’nün kapatıldığı haberlerini gördük. Haberlerin devamında Başbakanın bu TSK içerisinde bir grubun kalkışma hareketidir haberini izledikten sonra M.Ö Binbaşı bana ‘uçuş hattının emniyet tedbirlerini almamı’ söyleyerek yanımdan ayrıldılar. Bende açıkta olan uçakların uçak hangarına çekilmesini, sığınaktaki uçakların kapısının kapatılması emrini verdim, ardında uçuş hattındaki mühimmat çeker araçların hangara alınmasını ve uçak çeker aracının da hangara alınması emrini verdim. Sonrasında uçak sığınak kapılarının kapatılıp kapatılmadığını kontrol etmesi amacıyla bir personel görevlendirdim ve uçuş hattı bölgesinde bütün ışıkların kapatılması emrini verdim. (Normalde uçakların yakıtları full dolu iken uçak hangarına girmesi yasaktır, ancak böyle bir durumda bu riski göze alarak uçakları hangara çektirme emri verdim). Sonrasında da uzman tahsis birimi aracılığı ile uçuş hattına hiçbir aracın girmemesi talimatını verdim.”

“İKİNCİ UÇUŞ EMRİ SAAT 04.30 İÇİN VERİLDİ”
R.S., saat 04.30’da pilotların yeniden uçak başına geldiğini öne sürdü ve şunları söyledi:

“Saat 03.57’de uzman tahsis biriminden Başçavuş A.A. telsizden beni anons ederek ‘amirim gelebilir misiniz?’ dedi. Bende uzman tahsise gittim, durumun ne olduğunu sordum, onunda bana filo komutanı Binbaşı M.Ç.’nin aradığını, dört asıl ve iki uçağın yedek olarak TMH kapsamında Birleştirilmiş Hava Harekât Merkezi (BHM)’nin emri ile on beş dakika içerisinde hazır edilmesini istediğini bildirdiğini aktardı. Bende hemen Uçak Bakım Tabur Komutanı Vekili olan M.Ö. Binbaşıyı arayarak bu bilginin filodan verildiğini, ‘durum hakkında sizin bir bilginiz var mı?’ diye sordum. Kendisi ‘durum hakkında bilgisinin olmadığını ve geleceğini’ söyledi. Sonrasında Ş.D. Albayı arayarak aynı durumu aktararak bilgisi olup olmadığını sordum. O da kendisinin bilgisinin olmadığını aktardı. Bunun üzerine hiçbir şey yapmayarak M.Ö. Binbaşıyı beklemeye başladım. M.Ö.’nün gelmesinin ardından uçakların durumunu hakkında bilgi aldı. Sonrasında birlikte M.Ö ile filoya giderken ben kendisine Ş.D. Albayı arayıp aramadığını sordum, o da bana aradığını ancak odasından ulaşamadığını bildirdi. ‘Komutanım siz filoyu aradınız mı?’ diye sordum, oda kendisinin arayıp Filo Komutanı Binbaşı M.Ç.’yi aradığını ve kendisinin BHM emri ile TMH kapsamında bu uçakları istediğini, uçakların hazır olur olmaz uçakları hazır etmemizi bildirdiğini söyledi. Filoya giderek filo komutanının odasına girdik ve Binbaşı M.Ö., M.Ç. Binbaşıya ‘bu uçakları BHM emri ile TMH kapsamında mı istiyorsunuz?’ diye sordu, oda ‘evet BHM emri ile’ dedi. ‘Emin misiniz bu şartlarda BHM emri ile olduğuna?’ diye tekrar sordu. Oda ‘eminiz BHM emri ile’ diyerek dört uçağın TMH kapsamında istenildiğini söyledi. Sonra oda da bulunan harekât komutanı T.T. Albaya dönerek ‘komutanım BHM emri ile mi bu şartlarda isteniliyor bu uçaklar?’ diye sordu. Oda ‘evet BHM emri ile’ olduğunu bildirdi, ardından komutanım ‘eğer siz bizden bu uçakları BHM emri ile TMH kapsamında yüksüz olarak istiyorsanız bizim mühimmat yüklü iki uçağımızdan mühimmatı indirmemiz gerektiğini’ bildirdi. Sonrasında T.T. ‘acil olarak hazır olur olmaz bize haber verin’ dedi. Ardından biz filodan ayrılırken M.Ö.’ye, Ş. Albaya bilgi vermesini söyledim ve bunun üzerine telsizden ulaşmaya çalıştı, ancak ulaşamadı. Saat 04.15 sıralarında tekrar uzman tahsis bölümüne geçtik, silahçı personele iki uçağın mühimmatının indirilmesini ve hangarda bulunan iki uçağın B havuzu dediğimiz açık alana çekilmesini söyledik. Ardından uçaklar saat 04.30 sıralarında hazır oldu, filoya bilgi verildi ve pilotlar uçakların başına geldi. Bir numaralı uçak sığınağında uçmak için gelen filo komutanı M.Ç. Binbaşıya, M.Ö. komutanımın tekrardan emrin BHM emri olup olmadığını sormasını istedim, oda tekrar bunu sordu. O da BHM emri olduğunu söyledi. Ardından personelim bana ‘komutanım bu uçaklar BHM emri ile mi gidiyor?’ diye sordu. Bende ‘evet arkadaşlar BHM emri ile gidiyor’ dedim. Personelim bana ‘komutanım tekrar sorar mısınız?’ deyince bende tekrar M.Ö. Binbaşıya giderek sordum, oda harekat komutanının yanına filoya giderek tekrardan olayı teyitlediğini ve BHM emri ile olduğunu bana söyledi, bende ekibime söyledim. Sonrasında bu uçaklar rule alarak inen dört nakliye uçağının arkasına giderek beş ya da on dakika içerisinde geri döndüler. Döndüklerinde Ö. Binbaşı filo komutanına ‘neden geri döndünüz?’ diye sordu, oda kendisine ‘BHM emri ile geri döndük’ dedi. Sonra uçakları biz tekrardan emniyete alarak uçak sığınakları ve hangara çektik. Uçaklar rule alma esnasında Ş. Albay ‘bu F-4’ler nereye gidiyor?’ diye telsizden sordu, M.Ö. Binbaşı da ‘komutanım harekât komutanının emri ile BHM emri olduğu için gittiklerini’ söyledi. O sıralarda Ş. Albaya ulaşamama sebebimizin kendisinin pistte olduğunu görmemizle anladık.”

“BİZE BHM EMRİ OLDUĞU SÖYLENDİ”
Uçakları kendisinden istenilen süreden kırk dakika geciktirdiğini iddia eden R.S., şunları kaydetti:

“Bu emirleri M.Ç.’den aldık. Defalarca emrin BHM den TMH kapsamında gelip gelmediğini teyit ettik ve BHM emri olduğu söylendi. Filoya normalde gitmem ancak durumun hassas olması sebebiyle teyit amaçlı olması için, sonuçta vatanımın söz konusu olması sebebi ile giderek bizzat emri teyit etmek istedim ve bunu yaptım da. Normalde üsse emiri tekrar teyit ettiniz mi diye sorulmaz ancak ben bunu defalarca üssüme sordum. Uçakları benden istedikleri zamandan 40 dakika gibi bir süre geciktirdim. Bu sürede de kargo uçaklarının inmesi ile istedikleri sürede uçakları kaldırmalarına engel olmuş oldular ve sonrasında da uçakların kalkması mümkün olmadı. Uçakların hazırlanmasını geciktirerek üzerime düşen görevi yaptığımı düşünüyorum. Eğer ben olmasaydım amirlerime bu bilgileri vermeseydim bu teyitlemeleri yapmasaydım başka durumların söz konusu olma durumu söz konusu olabilirdi.”

Facebook ile Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.