Bugüne kadar hiç Kovid-19 aşısı olmamış aydın insanlarla karşılaştım ve konuşarak birçoğunu aşı olmaya ikna ettim. Hepsinin haklı endişeleri vardı. Sonra bu yazıyı yazmaya karar verdim; belki benzer kişilere ulaşır, onları da ikna eder diye. Çok büyük bir risk altındalar, çünkü.

Şu an Türkiye’de saptanan olguların büyük bölümünde etken olan Delta varyantı, çok kolay yayılıp, üç aşı olanlara bile bulaşabiliyor. Belirtisiz veya hafif belirtili çocuk ve gençler aracılığıyla yayıldığından, okulların açılması ve havaların soğumasıyla daha da etkili olacak. Özellikle bu varyantla enfekte olan aşısızların, hastalığı ağır geçirme ve ölüm riski, aşılılardan çok daha yüksek. Aşılama oranlarının artmasına rağmen, ölü sayısının düşmemesinin nedeni de bu. Kısacası, aşı olmadan korunmak neredeyse olanaksız ve aşılar hayat kurtarıcı… Görüştüğüm aydınların aşı olmamak için farklı nedenleri var; “kısır bırakacak, çip takıyorlar, 5G” gibi saçmalıklara inanmıyorlar, tabi ki.

***

Aşı karşıtı bazı hekimlerden veya alternatif tedavi sunanlardan etkilenenlere, söylenenlerin bilimsel gerçeklerle çeliştiğini; aşıların yararının, olası zararlarına oranla kat kat fazla olduğunu; bu söylemlerde bulunanların birçoğunun maddi çıkar peşinde olduklarını, nedense gerçek bilim insanlarıyla tartışmak yerine video çekip, sosyal medyada paylaştıklarını veya anlaşmalı gazetecilerle röportaj yaptıklarını anlatıyorum.

Kalp, şeker, tansiyon, KOAH gibi bazı hastalıklar nedeniyle aşının yan etkisinden korktuklarını söyleyenlere, asıl onların aşı olmaları gerektiği, çok daha fazla risk altında oldukları bilgisini veriyorum.

İlaç firmalarına güvenmediklerini, para kazanmak uğruna her şeyi yapabileceklerini söyleyenlere, “Size tamamen katılıyorum” dedikten sonra ekliyorum: “Pfizer firması 2009 yılında ABD’debazı ilaçlarını Gıda ve İlaç İdaresi’nce (FDA) onaylanan amaçların dışında pazarlama gerekçesiyle açılan davadan kurtulabilmek için, Adalet Bakanlığı’na 2,3 milyar dolar ödeyerek anlaşmak zorunda kalmıştır.Pfizer’in yan kuruluşu Zoetis’in köpeklerde kullanılan bir ilaç konusunda benzer eylemleri nedeniyle, İzmir’de açılmış bir dava bulunmaktadır; keşke bizim Adalet Bakanlığımız da bu davaya müdahil olsa. Buna karşın Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin geliştirdiği BioNTech aşısı son derece güvenlidir; çok sayıda insanın yaşamını kurtararak, Nobel Ödülü’nü fazlasıyla hak etmişlerdir.” Atatürk’e bu ödülü vermeyenlerin, Şahin/Türeci çiftine de vermeyeceklerini düşündüğümü de belirtiyorum.

GENÇLERE NEDEN SİNOVAC?

BioNTech aşısının gençlerde yol açabildiği myokardit gibi yan etkiler nedeniyle, aşı konusunda kararsız veya endişeli olan gençlere ve ailelerine,bu yan etkilerin son derece nadir olduğunu, Kovid-19 ile enfekte olmaları durumunda, aynı tabloların görülme olasılığının çok daha fazla olduğunu anlatıyorum, öncelikle. Ardından yurt dışına çıkmayacaklarsa, Sinovac ile aşılanmalarının daha mantıklı olduğunu söylüyor ve gerekçelerimi sıralıyorum: “BioNTech kadar yüksek düzeyde antikor oluşturmasa da Sinovac sağlık çalışanlarımızı ve yaşlılarımızı ağır hastalıktan ve ölümden korumada harika sonuçlar vermiştir. Yan etki açısından son derece güvenlidir; enfeksiyona daha dirençli olan gençlerin antikor üretme kapasiteleri, yaşlılardan çok daha yüksektir.”

Bu söylemlerle aşıya ikna olanlar, şimdi çok daha güvendeler. Aşı olmamış yakınlarınız varsa, bu yazıyı okutmanız yararlı olabilir.

Sağlıklı günler dileğiyle…

 

Prof. Dr. Ülgen Zeki OK                                                                                                  Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi                                                                            Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi  

 

Facebook ile Yorum Yapın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.